Savaş riski sigortası sağlayan şirketler, söz konusu bölgede sefer yapan gemilere yönelik poliçeleri iptal etme ve primleri yükseltme kararı aldı. Uzmanlar, önümüzdeki günlerde primlerin yüzde 50’ye kadar artabileceğini öngörüyor.
ABD destekli İsrail operasyonlarının üçüncü gününde karşılıklı saldırılar devam ederken, sigorta sektöründe ciddi bir panik havası oluştu.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip kritik geçiş noktaları olarak biliniyor. Bölgede yaşanan çatışmalar, gemi sahipleri ve navlun operatörleri için ek maliyetler anlamına geliyor.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda Sigorta Primlerinde Rekor Artış: Savaş Riski Endişesi
Savaş riski sigortası sunan şirketler, Körfez’den geçen gemilere yönelik poliçeler için acil önlemler almaya başladı. Sigorta sağlayıcıları, cumartesi günü bu gemilere ait poliçelere iptal bildirimleri göndermeye başladı. Bu iptallerin ardından sigorta primlerinin hızlı bir şekilde artması bekleniyor. Uzmanlar, mevcut şartlarda primlerin yüzde 50 oranında yükselmesinin söz konusu olduğunu belirtiyor.
Savaş Riski Sigortalarında Acil Kararlar
Bu gelişme, gemi sahipleri için ciddi bir mali baskı oluşturuyor. Örneğin, saldırılar öncesinde Körfez’den geçiş yapan bir gemi için savaş riski sigortası primi, geminin yenileme maliyetinin yaklaşık yüzde 0,25’i seviyesindeydi.
100 milyon dolar değerinde bir gemi için bu, sefer başına yaklaşık 250 bin dolar prim anlamına geliyordu. Ancak primlerdeki yüzde 50’lik artış, bu tutarı 375 bin dolara çıkarabilir. Üstelik İsrail limanlarına uğrayan gemiler için primler, normal seferlerden çok daha yüksek seviyelere çıkabilir.
Gemiler Alternatif Rotalara Yöneliyor
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali, denizcilik sektöründe en büyük kaygı olarak öne çıkıyor. Basra Körfezi’nden geçen dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor.
Bölgede yaşanan çatışmalar, gemi sahiplerinin risk algısını artırıyor ve rotaları yeniden değerlendirmelerine neden oluyor.
İran medyasına yansıyan bilgilere göre, bazı iddialara göre Hürmüz Boğazı fiilen kapatıldı. Özellikle İran’a bağlı grupların gemilere müdahale edebileceği endişesi, sigorta primlerine doğrudan yansıyor.
Sigorta şirketleri, iptal edilen poliçeleri tamamen geri çevirmek yerine, daha yüksek primlerle yeniden müzakere etme yolunu tercih edebiliyor.
Ancak artan riskler, gemi sahiplerini ve operatörleri alternatif rotaları değerlendirmeye zorluyor. Cumartesi günü, en az üç geminin Hürmüz Boğazı’na girmek yerine farklı rotaları seçtiği bildirildi.
Sigorta Piyasasında Risklerin Fiyatlanması
Risk danışmanlık şirketi EOS Risk’in açıklamalarına göre, bazı gemiler İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatıldığı yönünde telsiz uyarısı aldı.
Bu tür gelişmeler, navlun maliyetleri üzerinde ek bir baskı oluşturuyor. Savaş riski sigortalarının maliyetindeki artış, sadece sigorta primlerini değil, aynı zamanda uluslararası ticarette taşıma maliyetlerini de etkiliyor.
Sektör uzmanları, prim artışlarının sadece kısa vadeli bir durum olmadığını, çatışmaların seyrine bağlı olarak uzun süre devam edebileceğini belirtiyor.
Bu bağlamda, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin sahipleri, alternatif rotaları ve sigorta maliyetlerini dikkate alarak operasyonel planlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor.
İsrail Limanları İçin Daha Yüksek Risk
Özellikle İsrail limanlarına uğrayan gemiler için sigorta primleri, Körfez geçişine kıyasla daha yüksek seviyelerde olacak.
Bunun nedeni, İsrail’in çatışmalarda doğrudan hedef alınabilecek bir ülke olması ve liman güvenliğinin savaş riski karşısında daha hassas olması.
Denizcilik uzmanları, bu durumun hem gemi sahipleri hem de navlun operatörleri için ciddi maliyet artışlarına yol açacağını vurguluyor.
Öte yandan, gemi sahipleri ve sigorta şirketleri arasında yeniden müzakerelerin başladığı ve iptal edilen poliçelerin yeni primlerle tekrar gündeme getirilebileceği ifade ediliyor.
Ancak belirsizlikler sürerken, artan risklerin gemi rotalarını ve ticaret akışlarını ciddi şekilde etkileyebileceği öngörülüyor.
Hürmüz Boğazı’nda Operasyonel Zorluklar
Hürmüz Boğazı, stratejik önemi nedeniyle bölgedeki çatışmalardan en fazla etkilenen noktalardan biri oldu. Savaş riski sigortaları, gemi sahiplerine güvence sağlamak amacıyla var olsa da, bölgedeki belirsizlikler primlerdeki ani artışları tetikliyor. Bu durum, uluslararası petrol ticaretinin ve navlun operasyonlarının maliyetlerini yükseltiyor.
Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemiler için riskler sadece prim artışıyla sınırlı değil. Bölgede güvenlik endişeleri, olası el koyma girişimleri ve boğazın fiilen kapatılması ihtimali, denizcilik operasyonlarının planlanmasını güçleştiriyor.
Sigorta şirketleri, bu tür riskleri fiyatlandırırken, gemilerin rotasını, liman uğraklarını ve bölgedeki siyasi gelişmeleri dikkate alıyor.
Gemi Sahipleri ve Navlun Sektörü Üzerindeki Etkiler
Savaş riski primlerinin yükselmesi, özellikle büyük değerli gemiler için maliyetleri ciddi şekilde artırıyor. Örneğin, 100 milyon dolar değerinde bir gemi için sefer başına prim 250 bin dolardan 375 bin dolara çıkabiliyor. Bu artış, navlun maliyetlerine yansıyacak ve küresel ticarette ürünlerin taşınma fiyatlarını etkileyebilecek.
Denizcilik uzmanları, artan sigorta primlerinin navlun operatörlerini farklı rotaları kullanmaya zorlayabileceğini belirtiyor.
Alternatif rotaların seçilmesi, daha uzun mesafeler ve ek lojistik maliyetler anlamına geliyor. Bu da dünya petrol ve enerji ticaretinde zincirleme bir maliyet etkisi yaratabilir.
Geleceğe Dair Öngörüler
Uzmanlar, İsrail-İran çatışmalarının süresi ve şiddeti arttıkça sigorta primlerinin daha da yükselebileceğini ifade ediyor.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticareti için kritik geçiş noktaları olduğu için, buradaki riskler tüm dünya piyasalarını etkileyebilir.
Gemi sahipleri ve navlun operatörleri, risk yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmeye başladı. Sigorta şirketlerinin iptal ve prim artışları, kısa vadede maliyetleri yükseltecek olsa da, uzun vadede bölgedeki güvenlik durumuna göre yeni dengeler oluşabilir.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmak isteyen gemiler için risklerin fiyatlanması, uluslararası deniz taşımacılığı ve enerji ticaretinde önemli bir gösterge olacak.
ABD destekli İsrail-İran savaşının üçüncü gününde, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş riski sigortalarında önemli değişiklikler yaşanıyor.
Sigorta şirketleri, poliçeleri iptal edip primleri artırarak riskleri fiyatlamaya başladı. Primlerin önümüzdeki günlerde yüzde 50 artması bekleniyor ve İsrail limanlarına uğrayan gemiler için bu oran daha yüksek olabilir.
Artan riskler ve değişen sigorta koşulları, gemi sahiplerini alternatif rotalara yönlendirmeye başladı. Hürmüz Boğazı’ndan geçişler sınırlı hale gelirken, navlun maliyetleri ve uluslararası ticaretteki fiyat dengeleri üzerinde baskı oluşuyor.
Denizcilik sektörü için bu gelişmeler, sadece kısa vadeli maliyet artışları değil, uzun vadeli stratejik planlamalar açısından da kritik öneme sahip.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/hurmuz-bogazi-alarmda-denizcilikte-primler-rekor-kiriyor-281572.html
2 Mart 2026 Pazartesi
1 Mart 2026 Pazar
Bölge Yanıyor: ABD ve İsrail’den İran’a Şok Operasyon
Saldırılar, Tahran ile Washington arasında yürütülen diplomatik müzakerelerin devam ettiği bir dönemde 28 Şubat’ta başladı.
ABD ve İsrail’in İran’a Yönelik Saldırılarında İkinci Gün Tamamlandı
ABD ve İsrail’in ortaklaşa yürüttüğü operasyonun üçüncü gününde, her iki tarafın karşılıklı saldırıları devam ediyor.
ABD’nin İsrail ile birlikte hareket ettiğini açıklamasının ardından, Tahran başta olmak üzere birçok İran kenti hedef alındı. Buna karşılık, İran da bölgedeki ABD üslerini ve İsrail şehirlerini hedef alan misillemeler başlattı.
İran’dan Misilleme: ABD Üsleri Hedef Alındı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hamaney’in öldürülmesinin ardından ABD’ye ait askeri üsleri hedef alan saldırılar düzenledi. Saldırılar sırasında Katar’ın başkenti Doha, Bahreyn ve İsrail’de patlama sesleri duyuldu. Pentagon’dan yapılan açıklamada, operasyon sırasında üç ABD askerinin hayatını kaybettiği, beş askerin ise ağır yaralandığı belirtildi.
Trump’tan Hamaney Açıklaması
ABD Başkanı Donald Trump, İran dini lideri Hamaney’in ölümüne ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Hamaney’in daha önce kendisine suikast girişiminde bulunduğunu iddia ederek, “O yapmadan ben yaptım” dedi.
ABD News’e konuşan Trump, Hamaney’in kendisini iki kez öldürmeye çalıştığını ve bu girişimler gerçekleşmeden önce operasyonun tamamlandığını öne sürdü.
Lübnan’da Saldırıların Yol Açtığı Kaybın Boyutu
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Beyrut ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında 31 kişinin hayatını kaybettiğini, 149 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Bu saldırılar nedeniyle Lübnan’da on binlerce kişi güneyden başkente doğru göç etmek zorunda kaldı ve ülkede okullar tatil edildi. Beyrut’ta sadece sabah saldırılarında 10 kişi yaşamını yitirdi.
Kuveyt’te ABD Uçağı Düşürüldü
Kuveyt’te ABD’ye ait F-15 savaş uçağının vurularak düşürüldüğü bildirildi. Uçağın motorlarının yandığı ve ağır hasar aldığı aktarıldı. Bu gelişme, bölgedeki askeri gerilimi daha da tırmandırdı.
İran Yönetiminden Açıklamalar: Müzakere Yok
İran’da Hamaney’in ölümünün ardından öne çıkan isimlerden Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani, ABD ile görüşme iddialarını yalanladı.
Laricani, Wall Street Journal tarafından öne sürülen Washington ile müzakere girişimleri hakkında, “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Trump’tan Operasyon Süresi Açıklaması
ABD Başkanı Trump, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, saldırıların dört hafta sürebileceğini belirtti. Trump, büyük bir ülke olan İran’a yönelik operasyonların, süresi ne olursa olsun dört haftaya kadar devam edebileceğini ifade etti.
Tahran ve Kerec’de Patlamalar
İran medyası, İsrail’in sabahın erken saatlerinde başlattığı yeni saldırı dalgasında Tahran ve Kerec başta olmak üzere birçok kentte şiddetli patlamaların meydana geldiğini bildirdi.
Eğitim Sektörü Büyük Kayıplar Verdi
İran Eğitim ve Öğretim Bakanlığı, ABD-İsrail saldırılarında 170 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Bakanlık, 28 Şubat’ta Hürmüzgan’ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda ise 153 öğrenci ve öğretmenin yaşamını yitirdiğini aktarmıştı.
İngiltere’den Karşılık
İngiltere Savunma Bakanlığı, İran’ın Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki Ağrotur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırılara karşılık verdiklerini açıkladı. Bu açıklama, İngiltere’nin üslerini kullanımına açma kararını takip eden saatlerde geldi.
ABD Balistik Füze Rampalarını Hedef Aldı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait balistik füze rampalarının imha edildiğini gösteren görüntüleri paylaştı.
Siyah-beyaz videolarla gösterilen operasyon, “İran rejiminin balistik füzeleri tehlikeli bir şekilde yayması ve kullanması nedeniyle uzun yıllardır oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak” amacıyla yapıldığını belirtti. CENTCOM, bu operasyonun Başkan Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bahreyn ve Lübnan’dan Roket Saldırıları
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, Selman Sanayi Sitesi’nin hedef alındığını, bir kişinin öldüğünü ve iki kişinin ağır yaralandığını duyurdu. Öte yandan, Lübnan’dan İsrail’e yönelik roket atışlarının gerçekleştiği bildirildi.
Bu, ikinci gün itibarıyla İran savaşında Lübnan topraklarından yapılan ilk saldırı olarak kayda geçti. İsrail’in kuzey bölgelerinde sirenler çaldı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/bolge-yaniyor-abd-ve-israil-den-iran-a-sok-operasyon-281569.html
ABD ve İsrail’in İran’a Yönelik Saldırılarında İkinci Gün Tamamlandı
ABD ve İsrail’in ortaklaşa yürüttüğü operasyonun üçüncü gününde, her iki tarafın karşılıklı saldırıları devam ediyor.
ABD’nin İsrail ile birlikte hareket ettiğini açıklamasının ardından, Tahran başta olmak üzere birçok İran kenti hedef alındı. Buna karşılık, İran da bölgedeki ABD üslerini ve İsrail şehirlerini hedef alan misillemeler başlattı.
İran’dan Misilleme: ABD Üsleri Hedef Alındı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hamaney’in öldürülmesinin ardından ABD’ye ait askeri üsleri hedef alan saldırılar düzenledi. Saldırılar sırasında Katar’ın başkenti Doha, Bahreyn ve İsrail’de patlama sesleri duyuldu. Pentagon’dan yapılan açıklamada, operasyon sırasında üç ABD askerinin hayatını kaybettiği, beş askerin ise ağır yaralandığı belirtildi.
Trump’tan Hamaney Açıklaması
ABD Başkanı Donald Trump, İran dini lideri Hamaney’in ölümüne ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Hamaney’in daha önce kendisine suikast girişiminde bulunduğunu iddia ederek, “O yapmadan ben yaptım” dedi.
ABD News’e konuşan Trump, Hamaney’in kendisini iki kez öldürmeye çalıştığını ve bu girişimler gerçekleşmeden önce operasyonun tamamlandığını öne sürdü.
Lübnan’da Saldırıların Yol Açtığı Kaybın Boyutu
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Beyrut ve güney bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında 31 kişinin hayatını kaybettiğini, 149 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Bu saldırılar nedeniyle Lübnan’da on binlerce kişi güneyden başkente doğru göç etmek zorunda kaldı ve ülkede okullar tatil edildi. Beyrut’ta sadece sabah saldırılarında 10 kişi yaşamını yitirdi.
Kuveyt’te ABD Uçağı Düşürüldü
Kuveyt’te ABD’ye ait F-15 savaş uçağının vurularak düşürüldüğü bildirildi. Uçağın motorlarının yandığı ve ağır hasar aldığı aktarıldı. Bu gelişme, bölgedeki askeri gerilimi daha da tırmandırdı.
İran Yönetiminden Açıklamalar: Müzakere Yok
İran’da Hamaney’in ölümünün ardından öne çıkan isimlerden Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani, ABD ile görüşme iddialarını yalanladı.
Laricani, Wall Street Journal tarafından öne sürülen Washington ile müzakere girişimleri hakkında, “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Trump’tan Operasyon Süresi Açıklaması
ABD Başkanı Trump, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, saldırıların dört hafta sürebileceğini belirtti. Trump, büyük bir ülke olan İran’a yönelik operasyonların, süresi ne olursa olsun dört haftaya kadar devam edebileceğini ifade etti.
Tahran ve Kerec’de Patlamalar
İran medyası, İsrail’in sabahın erken saatlerinde başlattığı yeni saldırı dalgasında Tahran ve Kerec başta olmak üzere birçok kentte şiddetli patlamaların meydana geldiğini bildirdi.
Eğitim Sektörü Büyük Kayıplar Verdi
İran Eğitim ve Öğretim Bakanlığı, ABD-İsrail saldırılarında 170 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Bakanlık, 28 Şubat’ta Hürmüzgan’ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda ise 153 öğrenci ve öğretmenin yaşamını yitirdiğini aktarmıştı.
İngiltere’den Karşılık
İngiltere Savunma Bakanlığı, İran’ın Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki Ağrotur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırılara karşılık verdiklerini açıkladı. Bu açıklama, İngiltere’nin üslerini kullanımına açma kararını takip eden saatlerde geldi.
ABD Balistik Füze Rampalarını Hedef Aldı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait balistik füze rampalarının imha edildiğini gösteren görüntüleri paylaştı.
Siyah-beyaz videolarla gösterilen operasyon, “İran rejiminin balistik füzeleri tehlikeli bir şekilde yayması ve kullanması nedeniyle uzun yıllardır oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak” amacıyla yapıldığını belirtti. CENTCOM, bu operasyonun Başkan Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bahreyn ve Lübnan’dan Roket Saldırıları
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, Selman Sanayi Sitesi’nin hedef alındığını, bir kişinin öldüğünü ve iki kişinin ağır yaralandığını duyurdu. Öte yandan, Lübnan’dan İsrail’e yönelik roket atışlarının gerçekleştiği bildirildi.
Bu, ikinci gün itibarıyla İran savaşında Lübnan topraklarından yapılan ilk saldırı olarak kayda geçti. İsrail’in kuzey bölgelerinde sirenler çaldı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/bolge-yaniyor-abd-ve-israil-den-iran-a-sok-operasyon-281569.html
İYİ Parti’den Bolu’da “Adalet” Nöbeti: Turhan Çömez’den Tanju Özcan’a Destek
İYİ Parti’den Bolu’da “Adalet” Nöbeti: Turhan Çömez’den Tanju Özcan’a Destek
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Adalet arıyorum, adalet peşindeyim” sözleriyle sık sık vurguladığı adalet çağrısı, bu kez Bolu’da yankı buldu.
Genel Başkan Yardımcısı Turhan Çömez, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın geceyi gözaltında geçirmesine tepki göstermek amacıyla kente giderek destek verdi.
İYİ Parti, telefonla davet edilmesi halinde ifade vermeye gideceği bilinen bir belediye başkanının geceyi demir parmaklıklar arkasında geçirmesini adalet duygusuna aykırı bulduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Siyasetin yargı yoluyla dizayn edilmesine itiraz ettiğimiz için buradayız.”
“Hukukun üzerindeki siyaset gölgesine ‘hayır’ dediğimiz için buradayız.”
“Türkiye’nin bir yargı ülkesi değil, bir hukuk devleti olması gerektiğine inandığımız için buradayız.”
Yetkililer, adaletin ve hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini vurgulayarak, “Kazanan adalet olacak, kazanan Aziz Türk Milleti olacak.” ifadelerini kullandı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/iyi-parti-den-bolu-da-adalet-nobeti-turhan-comez-den-tanju-ozcan-a-destek-281568.html
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Adalet arıyorum, adalet peşindeyim” sözleriyle sık sık vurguladığı adalet çağrısı, bu kez Bolu’da yankı buldu.
Genel Başkan Yardımcısı Turhan Çömez, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın geceyi gözaltında geçirmesine tepki göstermek amacıyla kente giderek destek verdi.
İYİ Parti, telefonla davet edilmesi halinde ifade vermeye gideceği bilinen bir belediye başkanının geceyi demir parmaklıklar arkasında geçirmesini adalet duygusuna aykırı bulduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Siyasetin yargı yoluyla dizayn edilmesine itiraz ettiğimiz için buradayız.”
“Hukukun üzerindeki siyaset gölgesine ‘hayır’ dediğimiz için buradayız.”
“Türkiye’nin bir yargı ülkesi değil, bir hukuk devleti olması gerektiğine inandığımız için buradayız.”
Yetkililer, adaletin ve hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini vurgulayarak, “Kazanan adalet olacak, kazanan Aziz Türk Milleti olacak.” ifadelerini kullandı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/iyi-parti-den-bolu-da-adalet-nobeti-turhan-comez-den-tanju-ozcan-a-destek-281568.html
ELAZIĞ BELEDİYESİ RAMAZAN AYI ETKİNLİKLERİNE GRUP TİLLO KONUK OLUYOR
ELAZIĞ BELEDİYESİ RAMAZAN AYI ETKİNLİKLERİNE GRUP TİLLO KONUK OLUYOR
Elazığ Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan ayı etkinlikleri, her akşam farklı konuklarla Ramazan coşkusunu yaşatmaya devam ediyor. “Ramazan Birlikte Güzel” mottosuyla Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerde, bu kez gönüllere dokunan sohbetiyle Yazar Orhan Karaağaç konuk oldu.
Program, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmış olan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefat yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan sinevizyon gösterimi ile başladı. Gösterimin ardından sahneye çıkan Yazar Orhan Karaağaç, Ramazan ayının manevi atmosferi üzerine paylaşımlarda bulunarak, “Ramazan ayı, Kalu Bela'da Rabbimize verdiğimiz söz, imsakla başlayıp iftarla biten, teravihle, mukabelelerle süslenen bir aşk ispatıdır.” ifadelerini kullandı.
Program sonunda Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, Yazar Orhan Karaağaç’a gecenin anısına plaket takdim etti.
Çocuklar Ramazan Sevincini Yaşıyor
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan kültür ve sanat etkinlikleri yoğun ilgiyle sürerken, çocuklar da kendilerine özel hazırlanan programlarla Ramazan sevincini doyasıya yaşıyor. Aileleriyle birlikte etkinlik alanında buluşan çocuklar, Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu, palyaço gösterileri ve çeşitli sahne etkinlikleri ile eğlenceli anlar geçiriyor.
Grup Tillo Sevenleriyle Buluşuyor
Elazığ Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında 1 Mart Pazar günü (bugün) Grup Tillo’nun muhteşem bir ilahi dinletisi ile sahne alacağı, 2 Mart Pazartesi günü ise Tasavvuf Sanatçısı Abdullah Beyhan’ın Elazığlılarla buluşacağı belirtildi.
Açıklamada, “Ramazan ayı etkinliklerimize tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-ayi-etkinliklerine-grup-tilli-konuk-oluyor-281567.html
Elazığ Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan ayı etkinlikleri, her akşam farklı konuklarla Ramazan coşkusunu yaşatmaya devam ediyor. “Ramazan Birlikte Güzel” mottosuyla Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerde, bu kez gönüllere dokunan sohbetiyle Yazar Orhan Karaağaç konuk oldu.
Program, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmış olan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefat yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan sinevizyon gösterimi ile başladı. Gösterimin ardından sahneye çıkan Yazar Orhan Karaağaç, Ramazan ayının manevi atmosferi üzerine paylaşımlarda bulunarak, “Ramazan ayı, Kalu Bela'da Rabbimize verdiğimiz söz, imsakla başlayıp iftarla biten, teravihle, mukabelelerle süslenen bir aşk ispatıdır.” ifadelerini kullandı.
Program sonunda Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, Yazar Orhan Karaağaç’a gecenin anısına plaket takdim etti.
Çocuklar Ramazan Sevincini Yaşıyor
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan kültür ve sanat etkinlikleri yoğun ilgiyle sürerken, çocuklar da kendilerine özel hazırlanan programlarla Ramazan sevincini doyasıya yaşıyor. Aileleriyle birlikte etkinlik alanında buluşan çocuklar, Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu, palyaço gösterileri ve çeşitli sahne etkinlikleri ile eğlenceli anlar geçiriyor.
Grup Tillo Sevenleriyle Buluşuyor
Elazığ Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında 1 Mart Pazar günü (bugün) Grup Tillo’nun muhteşem bir ilahi dinletisi ile sahne alacağı, 2 Mart Pazartesi günü ise Tasavvuf Sanatçısı Abdullah Beyhan’ın Elazığlılarla buluşacağı belirtildi.
Açıklamada, “Ramazan ayı etkinliklerimize tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-ayi-etkinliklerine-grup-tilli-konuk-oluyor-281567.html
28 Şubat 2026 Cumartesi
Avcılar’da Narkotik Operasyonu: 48 Kilo Skunk Ele Geçirildi
Avcılar’da Narkotik Operasyonu: 48 Kilo Skunk Ele Geçirildi
İstanbul’un Avcılar ilçesinde düzenlenen narkotik operasyonunda iki adrese ve bir araca eş zamanlı baskın yapıldı.
Operasyonda 48 kilo 100 gram skunk ele geçirilirken, 2 şüpheli şahıs yakalandı.
Gözaltına alınan şüpheliler emniyete götürülerek sorguya alındı.
Uyuşturucuya Geçit Yok!
Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/avcilar-da-narkotik-operasyonu-48-kilo-skunk-ele-gecirildi-281556.html
İstanbul’un Avcılar ilçesinde düzenlenen narkotik operasyonunda iki adrese ve bir araca eş zamanlı baskın yapıldı.
Operasyonda 48 kilo 100 gram skunk ele geçirilirken, 2 şüpheli şahıs yakalandı.
Gözaltına alınan şüpheliler emniyete götürülerek sorguya alındı.
Uyuşturucuya Geçit Yok!
Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/avcilar-da-narkotik-operasyonu-48-kilo-skunk-ele-gecirildi-281556.html
İçişleri Bakanlığı’ndan 28 Şubat Paylaşımı
İçişleri Bakanlığı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Bakanlık, paylaşımında 28 Şubat’ın demokrasiye ve milli iradeye yönelik bir müdahale olduğunu vurguladı.
Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
“28 Şubat, demokrasimize ve milli iradeye yönelik vesayetçi bir müdahale olarak tarihimizdeki yerini almıştır.
‘28 Şubat bin yıl sürecek’ anlayışı; milletimizin kararlı duruşu, hukuk devleti ilkesi ve demokratik iradenin gücü karşısında hükmünü yitirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, bugün her türlü vesayet girişimine karşı hukuk içinde, kararlılıkla yoluna devam etmektedir.
Demokrasimizi, temel hak ve özgürlükleri ve milli iradeyi korumak devletimizin asli sorumluluğudur.
28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız.”
Bakanlığın paylaşımı, kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Vatandaşlar, yorumlarında demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmanın önemine dikkat çekti.
Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/icisleri-bakanligi-ndan-28-subat-paylasimi-281555.html
Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
“28 Şubat, demokrasimize ve milli iradeye yönelik vesayetçi bir müdahale olarak tarihimizdeki yerini almıştır.
‘28 Şubat bin yıl sürecek’ anlayışı; milletimizin kararlı duruşu, hukuk devleti ilkesi ve demokratik iradenin gücü karşısında hükmünü yitirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, bugün her türlü vesayet girişimine karşı hukuk içinde, kararlılıkla yoluna devam etmektedir.
Demokrasimizi, temel hak ve özgürlükleri ve milli iradeyi korumak devletimizin asli sorumluluğudur.
28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız.”
Bakanlığın paylaşımı, kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Vatandaşlar, yorumlarında demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmanın önemine dikkat çekti.
Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/icisleri-bakanligi-ndan-28-subat-paylasimi-281555.html
Ümit Özdağ’dan Sert Çıkış: “Adaletin Olmadığı Yerde Ramazanın da Bayramın da Tadı Kalmadı”
Ramazan ve Adalet Üzerine
“Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz.
Geçmiş Ramazanlar ve Haksız Yargılamalar
Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor.
Adaletin Zedelenmesi ve Toplumsal Eşitsizlik
Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey.
Ekonomik Adaletsizlik ve Fakirleşme
Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor.
Adaletin Evrensel İlkesi
Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz.
İmralı ve Yeni Statü Tartışması
Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar.
TBMM Komisyonu ve Yol Haritası
Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor.
Anayasa ve Türk Vatandaşlığı Uyarısı
Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.”
Haberleştiren ve Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/umit-ozdag-dan-sert-cikis-adaletin-olmadigi-yerde-ramazanin-da-bayramin-da-tadi-kalmadi-281554.html
“Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz.
Geçmiş Ramazanlar ve Haksız Yargılamalar
Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor.
Adaletin Zedelenmesi ve Toplumsal Eşitsizlik
Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey.
Ekonomik Adaletsizlik ve Fakirleşme
Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor.
Adaletin Evrensel İlkesi
Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz.
İmralı ve Yeni Statü Tartışması
Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar.
TBMM Komisyonu ve Yol Haritası
Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor.
Anayasa ve Türk Vatandaşlığı Uyarısı
Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.”
Haberleştiren ve Düzenleyen: Birol Öz
https://www.eshahaber.com.tr/haber/umit-ozdag-dan-sert-cikis-adaletin-olmadigi-yerde-ramazanin-da-bayramin-da-tadi-kalmadi-281554.html
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan Etkinliklerinde Ömer Demirbağ Gönüllere Dokundu
Elazığ Belediyesi tarafından “Ramazan Birlikte Güzel” mottosuyla her akşam saat 21.00’de düzenlenen Ramazan ayı etkinliklerinin konuğu, sohbetleriyle gönüllerde taht kuran Akademisyen-Şair-Yazar Ömer Demirbağ oldu.
Birbirinden değerli sanatçıların konserleriyle, ilim ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinin katıldığı söyleşilerle renklenen etkinlikler, vatandaşların yoğun ilgisiyle sürüyor.
Ramazan ayının 9. gününde Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde Elazığlılarla buluşan Demirbağ, Ramazan’ın feyzi ve bereketi üzerine yaptığı konuşmada, İslam âleminin kanayan yarası Filistin konusuna da değinerek gönüllerde iz bırakan bir söyleşi gerçekleştirdi.
Programda Ramazan ayının hikmetine vurgu yapan Demirbağ, “Her senenin bir ayında inananlar sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalıyor. Bunu hiçbir güçle yaptıramazsınız. Ancak 14 asır önce Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; ‘Allah böyle emrediyor.’ Ve o günden bu yana Müslümanlar senenin bir ayını aç ve susuz geçiriyor.” ifadelerini kullandı.
Elazığ Belediyesi’nden Davet
Elazığ Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Ramazan ayının bereket ikliminin paylaşıldığı etkinliklerimizde, 28 Şubat Cumartesi günü Yazar Orhan Karaağaç, 1 Mart Pazar günü ise Grup Tillo ilahi dinletisiyle hemşehrilerimizle buluşacak. Ramazan ayının ruhunu ve manevi iklimini geniş kitlelerle buluşturduğumuz etkinliklerimize tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-nin-ramazan-etkinliklerinde-omer-demirbag-gonullere-dokundu-281553.html
Birbirinden değerli sanatçıların konserleriyle, ilim ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinin katıldığı söyleşilerle renklenen etkinlikler, vatandaşların yoğun ilgisiyle sürüyor.
Ramazan ayının 9. gününde Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde Elazığlılarla buluşan Demirbağ, Ramazan’ın feyzi ve bereketi üzerine yaptığı konuşmada, İslam âleminin kanayan yarası Filistin konusuna da değinerek gönüllerde iz bırakan bir söyleşi gerçekleştirdi.
Programda Ramazan ayının hikmetine vurgu yapan Demirbağ, “Her senenin bir ayında inananlar sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalıyor. Bunu hiçbir güçle yaptıramazsınız. Ancak 14 asır önce Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; ‘Allah böyle emrediyor.’ Ve o günden bu yana Müslümanlar senenin bir ayını aç ve susuz geçiriyor.” ifadelerini kullandı.
Elazığ Belediyesi’nden Davet
Elazığ Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Ramazan ayının bereket ikliminin paylaşıldığı etkinliklerimizde, 28 Şubat Cumartesi günü Yazar Orhan Karaağaç, 1 Mart Pazar günü ise Grup Tillo ilahi dinletisiyle hemşehrilerimizle buluşacak. Ramazan ayının ruhunu ve manevi iklimini geniş kitlelerle buluşturduğumuz etkinliklerimize tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-nin-ramazan-etkinliklerinde-omer-demirbag-gonullere-dokundu-281553.html
27 Şubat 2026 Cuma
Mansur Yavaş’ın 2024 Faaliyet Raporu Şaşırttı: 400 KM Vaadetti, 4 KM Yaptı!
Mansur Yavaş’ın 2024 Faaliyet Raporu Şaşırttı: 400 KM Vaadetti, 4 KM Yaptı!
ASKİ Faaliyet Raporu Gerçekleri Ortaya Koydu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sık sık başkentte yapılan su, kanalizasyon ve yağmur suyu yatırımlarını övünçle anlatıyor. Ancak 2024 yılı ASKİ Faaliyet Raporu, açıklanan hedeflerle gerçekleşmeler arasında büyük farklar olduğunu gözler önüne seriyor.
Yavaş’ın yönetimindeki Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) verilerine göre, birçok altyapı projesinde hedeflerin oldukça gerisinde kalındı.
Su Yatırımlarında Hedefler Tutmadı
İçme ve Kullanma Suyu İletim Hattı: 300 kilometre hedefin yalnızca %67,61’i (202,84 km) tamamlandı.
İçme ve Kullanma Suyu Şebeke Hattı: 400 kilometre hedefin sadece %1,10’u (4,39 km) yapıldı.
Bu rakamlar, Ankara’da su altyapısı yatırımlarının beklenen seviyeye ulaşamadığını gösteriyor.
Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Hatlarında Düşük Gerçekleşme
Atık Su Hattı: 250 kilometre hedefin %41,98’i (104,94 km) gerçekleştirildi.
Yağmur Suyu Hattı: 250 kilometre hedefin yalnızca %4,62’si (11,55 km) tamamlandı.
Bu veriler, Ankara’nın altyapı yönetimi konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu ortaya koyuyor.
Gökçek’ten Sert Eleştiri: “Ankara Halkını Aldatıyor”
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, sosyal medya hesabından bu tabloyu paylaşarak Mansur Yavaş’ı sert sözlerle eleştirdi.
Gökçek, “Mansur Yavaş Ankara halkını rakamlarla aldatıyor. 300 kilometre vaat edip 200 kilometre yapmış, 400 kilometre vaat edip 4 kilometre yapmış. Aynı şekilde kanal ve yağmur suyu hatlarında da hedeflerin yarısına bile ulaşamamış.” ifadelerini kullandı.
“Suyu Bedava Vereceğim” Sözü Hatırlatıldı
Gökçek ayrıca, Yavaş’ın seçim öncesinde “Ankara’ya suyu bedava vereceğim” sözünü hatırlatarak, “Şimdi Türkiye’nin en pahalı suyunu satıyor.” dedi.
Sonuç: Rakamlar Yatırımların Gerçek Durumunu Gösteriyor
2024 faaliyet raporundaki bu veriler, Ankara’da altyapı yatırımlarının hedeflenen düzeyde ilerlemediğini ortaya koyuyor. Belgeler, ASKİ’nin resmî raporlarından alınmış durumda.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/mansur-yavas-in-2024-faaliyet-raporu-sasirtti-400-km-vaadetti-4-km-yapti-281552.html
ASKİ Faaliyet Raporu Gerçekleri Ortaya Koydu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sık sık başkentte yapılan su, kanalizasyon ve yağmur suyu yatırımlarını övünçle anlatıyor. Ancak 2024 yılı ASKİ Faaliyet Raporu, açıklanan hedeflerle gerçekleşmeler arasında büyük farklar olduğunu gözler önüne seriyor.
Yavaş’ın yönetimindeki Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) verilerine göre, birçok altyapı projesinde hedeflerin oldukça gerisinde kalındı.
Su Yatırımlarında Hedefler Tutmadı
İçme ve Kullanma Suyu İletim Hattı: 300 kilometre hedefin yalnızca %67,61’i (202,84 km) tamamlandı.
İçme ve Kullanma Suyu Şebeke Hattı: 400 kilometre hedefin sadece %1,10’u (4,39 km) yapıldı.
Bu rakamlar, Ankara’da su altyapısı yatırımlarının beklenen seviyeye ulaşamadığını gösteriyor.
Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Hatlarında Düşük Gerçekleşme
Atık Su Hattı: 250 kilometre hedefin %41,98’i (104,94 km) gerçekleştirildi.
Yağmur Suyu Hattı: 250 kilometre hedefin yalnızca %4,62’si (11,55 km) tamamlandı.
Bu veriler, Ankara’nın altyapı yönetimi konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu ortaya koyuyor.
Gökçek’ten Sert Eleştiri: “Ankara Halkını Aldatıyor”
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, sosyal medya hesabından bu tabloyu paylaşarak Mansur Yavaş’ı sert sözlerle eleştirdi.
Gökçek, “Mansur Yavaş Ankara halkını rakamlarla aldatıyor. 300 kilometre vaat edip 200 kilometre yapmış, 400 kilometre vaat edip 4 kilometre yapmış. Aynı şekilde kanal ve yağmur suyu hatlarında da hedeflerin yarısına bile ulaşamamış.” ifadelerini kullandı.
“Suyu Bedava Vereceğim” Sözü Hatırlatıldı
Gökçek ayrıca, Yavaş’ın seçim öncesinde “Ankara’ya suyu bedava vereceğim” sözünü hatırlatarak, “Şimdi Türkiye’nin en pahalı suyunu satıyor.” dedi.
Sonuç: Rakamlar Yatırımların Gerçek Durumunu Gösteriyor
2024 faaliyet raporundaki bu veriler, Ankara’da altyapı yatırımlarının hedeflenen düzeyde ilerlemediğini ortaya koyuyor. Belgeler, ASKİ’nin resmî raporlarından alınmış durumda.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/mansur-yavas-in-2024-faaliyet-raporu-sasirtti-400-km-vaadetti-4-km-yapti-281552.html
KAÇAKÇILIK OPERASYONUNDA 10 BİN 500 MAKARON ELE GEÇİRİLDİ
KAÇAKÇILIK OPERASYONUNDA 10 BİN 500 MAKARON ELE GEÇİRİLDİ
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Dinar ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda çok sayıda kaçak tütün ürünü ele geçirildi.
Edinilen bilgilere göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri tarafından Dinar ilçesinde bir işyeri ve bir depoda arama yapıldı. Yapılan aramalarda 10 bin 500 adet içi doldurulmuş makaron, 36 paket bandrolsüz sigara ve 5 kilogram açık kıyılmış tütün ele geçirildi.
Operasyon kapsamında 1 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheli hakkında “5607 Sayılı Kaçakçılık Kanununa Muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldığı öğrenildi.
Emniyet yetkilileri, kaçakçılıkla mücadele çalışmalarının kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kacakcilik-operasyonunda-on-bin-bes-yuz-makaron-ele-gecirildi-281542.html
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Dinar ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda çok sayıda kaçak tütün ürünü ele geçirildi.
Edinilen bilgilere göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri tarafından Dinar ilçesinde bir işyeri ve bir depoda arama yapıldı. Yapılan aramalarda 10 bin 500 adet içi doldurulmuş makaron, 36 paket bandrolsüz sigara ve 5 kilogram açık kıyılmış tütün ele geçirildi.
Operasyon kapsamında 1 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheli hakkında “5607 Sayılı Kaçakçılık Kanununa Muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldığı öğrenildi.
Emniyet yetkilileri, kaçakçılıkla mücadele çalışmalarının kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kacakcilik-operasyonunda-on-bin-bes-yuz-makaron-ele-gecirildi-281542.html
Zafer Partisi’nden İdlib Şehitleri İçin Anma Paylaşımı
Zafer Partisi’nden İdlib Şehitleri İçin Anma Paylaşımı
Zafer Partisi, 27 Şubat 2020’de İdlib’in Balyun bölgesinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 34 askeri anmak için bir paylaşım yaptı.
Partinin sosyal medya hesaplarında yayımlanan görselde, Türk bayrağı fonu üzerinde “27 Şubat 2020 İdlib Saldırısı” ifadesi yer aldı. Görselde ayrıca, “27 Şubat 2020’de İdlib’in Balyun bölgesinde gerçekleşen hava saldırısı sonucu şehit olan 34 kahraman askerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.” mesajı paylaşıldı.
Zafer Partisi’nin paylaşımı, saldırının yıl dönümünde şehitleri anmak amacıyla yapıldı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/zafer-partisi-nden-idlib-sehitleri-icin-anma-paylasimi-281541.html
Zafer Partisi, 27 Şubat 2020’de İdlib’in Balyun bölgesinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 34 askeri anmak için bir paylaşım yaptı.
Partinin sosyal medya hesaplarında yayımlanan görselde, Türk bayrağı fonu üzerinde “27 Şubat 2020 İdlib Saldırısı” ifadesi yer aldı. Görselde ayrıca, “27 Şubat 2020’de İdlib’in Balyun bölgesinde gerçekleşen hava saldırısı sonucu şehit olan 34 kahraman askerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.” mesajı paylaşıldı.
Zafer Partisi’nin paylaşımı, saldırının yıl dönümünde şehitleri anmak amacıyla yapıldı.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/zafer-partisi-nden-idlib-sehitleri-icin-anma-paylasimi-281541.html
26 Şubat 2026 Perşembe
41 Firari Suçlu 10 Ülkeden Türkiye’ye İade Edildi – İçişleri Bakanlığı Duyurdu
İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 23 kişi ile ulusal seviyede aranan 18 kişi olmak üzere toplam 41 firari suçlu, 10 farklı ülkeden yakalanarak Türkiye’ye iade edildi. En yüksek iade sayısı Gürcistan’dan (27 kişi) gerçekleşti. Bu operasyon, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütüldü ve uluslararası iş birliğiyle başarıya ulaştı. (Kaynak: İçişleri Bakanlığı resmi açıklaması, 27 Şubat 2026)Hangi Ülkelerden Kaç Kişi İade Edildi? Gürcistan: 27 kişi (en yüksek sayı, sınır anlaşmaları ve ortak operasyonların etkisiyle öne çıkıyor)
Bulgaristan: 5 kişi
Almanya: 2 kişi
Arnavutluk, Azerbaycan, Belçika, Irak, İngiltere, Karadağ, Slovenya: Her birinden 1’er kişi
Toplam 10 ülke, tek bir koordineli operasyonla hedef alındı. Bu, Türkiye’nin uluslararası suçla mücadeledeki kararlılığının somut bir örneği.Kırmızı Bültenle Uluslararası Seviyede Aranan 23 Kişi Kimler?Bakanlık tarafından baş harfleriyle açıklanan isimler:
B.K., S.D., M.K., U.K., A.K.Ç., H.C., G.K.Ö.D., M.K., B.Y., R.A., D.K., T.G., H.K., R.K.S., E.O., A.G., Ü.D., T.S., B.A., S.A., R.R., S.K., Ö.G.Bu kişiler Interpol üzerinden dünya genelinde aranıyordu; yakalanmaları uluslararası kolluk kuvvetleriyle iş birliği sayesinde sağlandı.Ulusal Seviyede Aranan 18 Kişinin Listesi Nedir?Baş harfleriyle:
E.Z., Y.Ş., M.Ş.A., M.H.A., M.E.K., H.K., Y.Y., Ü.K., V.T., K.A., U.A., S.A.M., K.A., U.Ö., Ö.G., Ü.Ö., M.Z., M.C.Bu kişiler Türkiye içinde arama kaydı bulunan firarilerdi ve yurt dışına kaçtıkları tespit edilerek iade edildi.Operasyonu Hangi Birimler Yürüttü?EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı öncülüğünde; Adalet Bakanlığı görevlileri
KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele)
İstihbarat Daire Başkanlığı
Narkotik Suçlarla Mücadele
Siber Suçlarla Mücadele
Asayiş
Terörle Mücadele Daire Başkanlıkları
titiz takip ve ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle ortak çalışma sonucu firarilerin izi sürüldü, yakalandı ve iadeleri tamamlandı.Bakanlık, emeği geçen tüm kahraman polislere teşekkür ederek “Türkiye’nin Huzuru” vurgusu yaptı. Bu operasyon, yurt dışına kaçan suçluların peşinin asla bırakılmayacağının güçlü bir mesajıdır.Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru (FAQ)1. Bu iadeler hangi suç türlerinden kaynaklanıyor?
Açıklamada spesifik suç detayları verilmese de operasyon KOM, Narkotik, Terörle Mücadele ve Siber birimlerince yürütüldü; ağırlıklı olarak organize suç, uyuşturucu ticareti, terör bağlantısı ve siber suçlar öne çıkıyor.2. Gürcistan neden bu kadar yüksek sayıda iade var?
Türkiye-Gürcistan arasındaki sınır anlaşmaları, yakın iş birliği ve ortak operasyon protokolleri sayesinde en fazla iade (27 kişi) buradan gerçekleşti.3. Bu operasyon Türkiye’nin güvenliğine nasıl etki eder?
Yurt dışına kaçan azılı suçluların ülkeye getirilmesi, organize suç ağlarının zayıflatılması ve kamu düzeninin korunması açısından önemli bir adım. Bakanlık “Türkiye’nin Huzuru” sloganıyla vurguladığı gibi, kaçakların peşinin bırakılmayacağı mesajı verildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/41-firari-suclu-10-ulkeden-turkiye-ye-iade-edildi-icisleri-bakanligi-duyurdu-281540.html
Bulgaristan: 5 kişi
Almanya: 2 kişi
Arnavutluk, Azerbaycan, Belçika, Irak, İngiltere, Karadağ, Slovenya: Her birinden 1’er kişi
Toplam 10 ülke, tek bir koordineli operasyonla hedef alındı. Bu, Türkiye’nin uluslararası suçla mücadeledeki kararlılığının somut bir örneği.Kırmızı Bültenle Uluslararası Seviyede Aranan 23 Kişi Kimler?Bakanlık tarafından baş harfleriyle açıklanan isimler:
B.K., S.D., M.K., U.K., A.K.Ç., H.C., G.K.Ö.D., M.K., B.Y., R.A., D.K., T.G., H.K., R.K.S., E.O., A.G., Ü.D., T.S., B.A., S.A., R.R., S.K., Ö.G.Bu kişiler Interpol üzerinden dünya genelinde aranıyordu; yakalanmaları uluslararası kolluk kuvvetleriyle iş birliği sayesinde sağlandı.Ulusal Seviyede Aranan 18 Kişinin Listesi Nedir?Baş harfleriyle:
E.Z., Y.Ş., M.Ş.A., M.H.A., M.E.K., H.K., Y.Y., Ü.K., V.T., K.A., U.A., S.A.M., K.A., U.Ö., Ö.G., Ü.Ö., M.Z., M.C.Bu kişiler Türkiye içinde arama kaydı bulunan firarilerdi ve yurt dışına kaçtıkları tespit edilerek iade edildi.Operasyonu Hangi Birimler Yürüttü?EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı öncülüğünde; Adalet Bakanlığı görevlileri
KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele)
İstihbarat Daire Başkanlığı
Narkotik Suçlarla Mücadele
Siber Suçlarla Mücadele
Asayiş
Terörle Mücadele Daire Başkanlıkları
titiz takip ve ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle ortak çalışma sonucu firarilerin izi sürüldü, yakalandı ve iadeleri tamamlandı.Bakanlık, emeği geçen tüm kahraman polislere teşekkür ederek “Türkiye’nin Huzuru” vurgusu yaptı. Bu operasyon, yurt dışına kaçan suçluların peşinin asla bırakılmayacağının güçlü bir mesajıdır.Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru (FAQ)1. Bu iadeler hangi suç türlerinden kaynaklanıyor?
Açıklamada spesifik suç detayları verilmese de operasyon KOM, Narkotik, Terörle Mücadele ve Siber birimlerince yürütüldü; ağırlıklı olarak organize suç, uyuşturucu ticareti, terör bağlantısı ve siber suçlar öne çıkıyor.2. Gürcistan neden bu kadar yüksek sayıda iade var?
Türkiye-Gürcistan arasındaki sınır anlaşmaları, yakın iş birliği ve ortak operasyon protokolleri sayesinde en fazla iade (27 kişi) buradan gerçekleşti.3. Bu operasyon Türkiye’nin güvenliğine nasıl etki eder?
Yurt dışına kaçan azılı suçluların ülkeye getirilmesi, organize suç ağlarının zayıflatılması ve kamu düzeninin korunması açısından önemli bir adım. Bakanlık “Türkiye’nin Huzuru” sloganıyla vurguladığı gibi, kaçakların peşinin bırakılmayacağı mesajı verildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/41-firari-suclu-10-ulkeden-turkiye-ye-iade-edildi-icisleri-bakanligi-duyurdu-281540.html
ELAZIĞ BELEDİYESİ’NE İŞÇİ ALIMI İÇİN NOTER HUZURUNDA KURA ÇEKİLDİ
ELAZIĞ BELEDİYESİ’NE İŞÇİ ALIMI İÇİN NOTER HUZURUNDA KURA ÇEKİLDİ
Elazığ Belediyesi bünyesinde istihdam edilecek 25 erkek işçi için noter huzurunda canlı yayında gerçekleştirilen kura çekimi tamamlandı.
Elazığ Belediyesi tarafından, kurum dışı kamu işçi alımı kapsamında adayların belirlenebilmesi için kura çekimi gerçekleştirildi.
Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Kanal Fırat ile Kanal 23 televizyonlarından canlı yayınlanan kura çekimine, Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, birim müdürleri ve Elazığ 5. Noter'i Arife Arslan katıldı.
Noter Arslan tarafından gerçekleştirilen kura çekimiyle Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde 13, Fen İşleri Müdürlüğü’nde 6, Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü’nde 4 ve Mezarlıklar Müdürlüğü’nde 2 işçi olmak üzere istihdam edilecek olan toplam 25 erkek işçi belirlenmiş oldu. Asil adayların yanı sıra 25 kişilik yedek liste de belli oldu.
Öte yandan Elazığ Belediyesi tarafından adaylardan talep edilecek belgeler de açıklandı. Belirlenen 25 adayın, bu belgeleri 6 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar Elazığ Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne teslim etmeleri gerektiği bildirildi. Noter kurası sonucunda çağrılacak adaylardan kimlik fotokopisi, devlet hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu, iki adet fotoğraf, sabıka kaydı, diploma fotokopisi, ikametgah belgesi ve İŞKUR kayıt belgesi talep edilecek.
Noter huzurunda gerçekleştirilen kura çekiminin ardından asil ve yedek adayların listesi ektedir.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesine-isci-alimi-icin-noter-huzurunda-kura-cekildi-281539.html
Elazığ Belediyesi bünyesinde istihdam edilecek 25 erkek işçi için noter huzurunda canlı yayında gerçekleştirilen kura çekimi tamamlandı.
Elazığ Belediyesi tarafından, kurum dışı kamu işçi alımı kapsamında adayların belirlenebilmesi için kura çekimi gerçekleştirildi.
Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Kanal Fırat ile Kanal 23 televizyonlarından canlı yayınlanan kura çekimine, Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, birim müdürleri ve Elazığ 5. Noter'i Arife Arslan katıldı.
Noter Arslan tarafından gerçekleştirilen kura çekimiyle Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde 13, Fen İşleri Müdürlüğü’nde 6, Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü’nde 4 ve Mezarlıklar Müdürlüğü’nde 2 işçi olmak üzere istihdam edilecek olan toplam 25 erkek işçi belirlenmiş oldu. Asil adayların yanı sıra 25 kişilik yedek liste de belli oldu.
Öte yandan Elazığ Belediyesi tarafından adaylardan talep edilecek belgeler de açıklandı. Belirlenen 25 adayın, bu belgeleri 6 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar Elazığ Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne teslim etmeleri gerektiği bildirildi. Noter kurası sonucunda çağrılacak adaylardan kimlik fotokopisi, devlet hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu, iki adet fotoğraf, sabıka kaydı, diploma fotokopisi, ikametgah belgesi ve İŞKUR kayıt belgesi talep edilecek.
Noter huzurunda gerçekleştirilen kura çekiminin ardından asil ve yedek adayların listesi ektedir.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesine-isci-alimi-icin-noter-huzurunda-kura-cekildi-281539.html
Kemalist Aydınlanma Derneği: “Türkçe Eğitim Dili Kırmızı Çizgimizdir”
Kemalist Aydınlanma Derneği: “Türkçe Eğitim Dili Kırmızı Çizgimizdir”
Kemalist Aydınlanma Derneği (KAD), “ana dilde eğitim” tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi üzerine yaptığı açıklamada, Türkçenin eğitim dili olmasının “ulus devletin güvencesi” olduğunu vurguladı. Dernek, Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim dili olamayacağını belirterek, bu ilkenin Atatürk Cumhuriyeti’nin temel taşı olduğunu ifade etti.
Türkçe Eğitim Dili: Ulusal Birliğin Teminatı
KAD Yönetim Kurulu, yayımladığı açıklamada Anayasa’daki “Türkçeden başka hiçbir dil, Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz” hükmünü hatırlattı.
Bu yaklaşımın, Türkiye’nin ortak vatandaşlık paydasını ve toplumsal bütünlüğünü koruduğu vurgulandı. Dernek, Türkçenin eğitim dili olmasının yalnızca bir dil tercihi değil, ulusal birliğin teminatı olduğunu belirtti.
Kürt Yurttaşların Dil Hakları Güvence Altında
Açıklamada, Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli yurttaşların ana dillerini öğrenme, konuşma, yayın yapma ve sanat icra etme haklarının yasal güvence altında olduğu ifade edildi.
Dernek, bu hakların korunmasının demokratik bir gereklilik olduğunu, ancak eğitim dilinin Türkçe olması ilkesinin bundan ayrı tutulması gerektiğini vurguladı.
Batı Demokrasilerinde Eğitim Dili Uygulamaları
KAD, gelişmiş Batı demokrasilerinde —federal yapılar dahil— eğitim dilinin genellikle ülkelerin resmi dili olduğunu hatırlattı.
Bu uygulamanın, ulusal bütünlüğü koruma ve ortak kimlik bilincini güçlendirme amacı taşıdığı belirtildi.
“Anadilde Eğitim Dayatması” Eleştirisi
Dernek açıklamasında, “anadilde eğitim dayatmasının” aynı coğrafyada birbirine yabancılaşmış halk kitleleri yaratarak Türk milletinin duygusal ve düşünsel etkileşimini koparmayı hedeflediği savunuldu.
Bu durumun, “emperyalist projelerin ve onların yerli piyonlarının” uzun süredir sürdürdüğü bir çabanın sonucu olduğu ifade edildi.
Atatürk Cumhuriyeti’ne Sahip Çıkmak
KAD, “ana dilde eğitim” talebinin toplumda dil temelli ayrışmayı artırabileceğini ve ortak duygusal-düşünsel etkileşimi zayıflatabileceğini belirtti.
Dernek, ana dilde eğitime karşı çıkmanın “Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkmakla eş değer” olduğunu vurgulayarak, kamuoyunu Türkçenin eğitim dili olması ilkesine sahip çıkmaya çağırdı.
Açıklamanın Tam Metni
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. KAD neden Türkçenin eğitim dili olmasını “kırmızı çizgi” olarak görüyor?
Dernek, Türkçenin eğitim dili olmasının ulusal birliği ve ortak vatandaşlık bilincini koruduğuna inanıyor.
2. Kürt yurttaşların ana dil hakları kısıtlanıyor mu?
Hayır. KAD, Kürt yurttaşların ana dillerini öğrenme, konuşma ve kültürel faaliyetlerde kullanma haklarının yasal güvence altında olduğunu belirtiyor.
3. Anadilde eğitim neden eleştiriliyor?
KAD’a göre, anadilde eğitim uygulaması toplumsal bütünlüğü zayıflatabilir ve dil temelli ayrışmayı artırabilir.
Düzenleyen: Birol Öz – ESHAHABER
Anahtar Kelimeler: Kemalist Aydınlanma Derneği, Türkçe eğitim dili, ana dilde eğitim tartışması, Atatürk Cumhuriyeti, ulus devlet, Türkçe eğitim kırmızı çizgi, anadilde eğitim açıklaması, Birol Öz, ESHAHABER, Türkiye eğitim dili tartışması.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kemalist-aydinlanma-dernegi-turkce-egitim-dili-kirmizi-cizgimizdir-281538.html
Kemalist Aydınlanma Derneği (KAD), “ana dilde eğitim” tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi üzerine yaptığı açıklamada, Türkçenin eğitim dili olmasının “ulus devletin güvencesi” olduğunu vurguladı. Dernek, Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim dili olamayacağını belirterek, bu ilkenin Atatürk Cumhuriyeti’nin temel taşı olduğunu ifade etti.
Türkçe Eğitim Dili: Ulusal Birliğin Teminatı
KAD Yönetim Kurulu, yayımladığı açıklamada Anayasa’daki “Türkçeden başka hiçbir dil, Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz” hükmünü hatırlattı.
Bu yaklaşımın, Türkiye’nin ortak vatandaşlık paydasını ve toplumsal bütünlüğünü koruduğu vurgulandı. Dernek, Türkçenin eğitim dili olmasının yalnızca bir dil tercihi değil, ulusal birliğin teminatı olduğunu belirtti.
Kürt Yurttaşların Dil Hakları Güvence Altında
Açıklamada, Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli yurttaşların ana dillerini öğrenme, konuşma, yayın yapma ve sanat icra etme haklarının yasal güvence altında olduğu ifade edildi.
Dernek, bu hakların korunmasının demokratik bir gereklilik olduğunu, ancak eğitim dilinin Türkçe olması ilkesinin bundan ayrı tutulması gerektiğini vurguladı.
Batı Demokrasilerinde Eğitim Dili Uygulamaları
KAD, gelişmiş Batı demokrasilerinde —federal yapılar dahil— eğitim dilinin genellikle ülkelerin resmi dili olduğunu hatırlattı.
Bu uygulamanın, ulusal bütünlüğü koruma ve ortak kimlik bilincini güçlendirme amacı taşıdığı belirtildi.
“Anadilde Eğitim Dayatması” Eleştirisi
Dernek açıklamasında, “anadilde eğitim dayatmasının” aynı coğrafyada birbirine yabancılaşmış halk kitleleri yaratarak Türk milletinin duygusal ve düşünsel etkileşimini koparmayı hedeflediği savunuldu.
Bu durumun, “emperyalist projelerin ve onların yerli piyonlarının” uzun süredir sürdürdüğü bir çabanın sonucu olduğu ifade edildi.
Atatürk Cumhuriyeti’ne Sahip Çıkmak
KAD, “ana dilde eğitim” talebinin toplumda dil temelli ayrışmayı artırabileceğini ve ortak duygusal-düşünsel etkileşimi zayıflatabileceğini belirtti.
Dernek, ana dilde eğitime karşı çıkmanın “Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkmakla eş değer” olduğunu vurgulayarak, kamuoyunu Türkçenin eğitim dili olması ilkesine sahip çıkmaya çağırdı.
Açıklamanın Tam Metni
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. KAD neden Türkçenin eğitim dili olmasını “kırmızı çizgi” olarak görüyor?
Dernek, Türkçenin eğitim dili olmasının ulusal birliği ve ortak vatandaşlık bilincini koruduğuna inanıyor.
2. Kürt yurttaşların ana dil hakları kısıtlanıyor mu?
Hayır. KAD, Kürt yurttaşların ana dillerini öğrenme, konuşma ve kültürel faaliyetlerde kullanma haklarının yasal güvence altında olduğunu belirtiyor.
3. Anadilde eğitim neden eleştiriliyor?
KAD’a göre, anadilde eğitim uygulaması toplumsal bütünlüğü zayıflatabilir ve dil temelli ayrışmayı artırabilir.
Düzenleyen: Birol Öz – ESHAHABER
Anahtar Kelimeler: Kemalist Aydınlanma Derneği, Türkçe eğitim dili, ana dilde eğitim tartışması, Atatürk Cumhuriyeti, ulus devlet, Türkçe eğitim kırmızı çizgi, anadilde eğitim açıklaması, Birol Öz, ESHAHABER, Türkiye eğitim dili tartışması.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kemalist-aydinlanma-dernegi-turkce-egitim-dili-kirmizi-cizgimizdir-281538.html
25 Şubat 2026 Çarşamba
Karamahmutoğlu: “PKK Silah Bırakıyor Aldatmacasıyla Türkiye Kaybediyor”
Karamahmutoğlu: “PKK Silah Bırakıyor Aldatmacasıyla Türkiye Kaybediyor”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, “PKK silah bırakıyor” söyleminin bir aldatmaca olduğunu belirterek, sürecin sonunda Abdullah Öcalan’a yeni bir statü kazandırılmak istendiğini öne sürdü. “Bu süreç, Türk devletinin egemenliğini zayıflatıyor” dedi.
“Öcalan’a Statü Kazandırma Girişimi” İddiası
Karamahmutoğlu, “Ekim 2024’te ‘Öcalan Meclis’te konuşsun’ diyen Bahçeli’nin sözleriyle başlayan şaşkınlık, bugün Öcalan’a yeni bir konum sağlanması aşamasına geldi” ifadelerini kullandı.
“PKK’nın siyasi uzantıları affedilmek isteniyor. Bu, Türk milletine yapılmış bir haksızlıktır” dedi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. “PKK silah bırakıyor” iddiası neden aldatmaca olarak görülüyor?
Karamahmutoğlu’na göre bu söylem, PKK’ya siyasi meşruiyet kazandırma planının parçası.
2. Öcalan’a statü verilmesi ne anlama geliyor?
Devletin terörle müzakere etmesi anlamına gelir ve egemenlik ilkesine aykırıdır.
3. Zafer Partisi bu konuda ne yapacak?
Parti, süreci kamuoyuna anlatmaya ve “devletin pazarlık etmeyeceği” ilkesini savunmaya devam edecek.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #PKK #AbdullahÖcalan #Siyaset #Türkiye
https://www.eshahaber.com.tr/haber/karamahmutoglu-pkk-silah-birakiyor-aldatmacasiyla-turkiye-kaybediyor-281533.html
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, “PKK silah bırakıyor” söyleminin bir aldatmaca olduğunu belirterek, sürecin sonunda Abdullah Öcalan’a yeni bir statü kazandırılmak istendiğini öne sürdü. “Bu süreç, Türk devletinin egemenliğini zayıflatıyor” dedi.
“Öcalan’a Statü Kazandırma Girişimi” İddiası
Karamahmutoğlu, “Ekim 2024’te ‘Öcalan Meclis’te konuşsun’ diyen Bahçeli’nin sözleriyle başlayan şaşkınlık, bugün Öcalan’a yeni bir konum sağlanması aşamasına geldi” ifadelerini kullandı.
“PKK’nın siyasi uzantıları affedilmek isteniyor. Bu, Türk milletine yapılmış bir haksızlıktır” dedi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. “PKK silah bırakıyor” iddiası neden aldatmaca olarak görülüyor?
Karamahmutoğlu’na göre bu söylem, PKK’ya siyasi meşruiyet kazandırma planının parçası.
2. Öcalan’a statü verilmesi ne anlama geliyor?
Devletin terörle müzakere etmesi anlamına gelir ve egemenlik ilkesine aykırıdır.
3. Zafer Partisi bu konuda ne yapacak?
Parti, süreci kamuoyuna anlatmaya ve “devletin pazarlık etmeyeceği” ilkesini savunmaya devam edecek.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #PKK #AbdullahÖcalan #Siyaset #Türkiye
https://www.eshahaber.com.tr/haber/karamahmutoglu-pkk-silah-birakiyor-aldatmacasiyla-turkiye-kaybediyor-281533.html
Azmi Karamahmutoğlu: “Türk Milleti, Egemenliğini Paylaşmaz"
Azmi Karamahmutoğlu: “Türk Milleti, Egemenliğini Paylaşmaz”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye’nin son 1,5 yıldır “tarihi kazanımlarını kaybetme tehdidi” altında olduğunu belirterek, Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü sürecin “Türk ulus devletini aşındırdığını” söyledi. “Devlet pazarlık etmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli’nin Başlattığı Süreç Eleştirildi
Karamahmutoğlu, 2024 Ekim ayında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini tehlikeye attığını savundu.
“Bahçeli’nin AKP ile kurduğu pazarlık masasının diğer ucunda PKK ve Abdullah Öcalan vardır. Bu masa Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verir” dedi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. Bahçeli’nin süreci neden eleştiriliyor?
Karamahmutoğlu’na göre süreç, devletin egemenliğini zedeleyen bir pazarlık anlamına geliyor.
2. Zafer Partisi’nin tavrı ne?
Parti, “devlet pazarlık etmez” ilkesini savunarak süreci reddediyor.
3. Bu açıklama neyi hedefliyor?
Türk seçmenini bilgilendirme ve “egemenliğe sahip çıkma” çağrısı yapılıyor.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #DevletBahçeli #Siyaset #Türkiye #Gündem”
https://www.eshahaber.com.tr/haber/azmi-karamahmutoglu-turk-milleti-egemenligini-paylasmaz-quot-281532.html
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye’nin son 1,5 yıldır “tarihi kazanımlarını kaybetme tehdidi” altında olduğunu belirterek, Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü sürecin “Türk ulus devletini aşındırdığını” söyledi. “Devlet pazarlık etmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli’nin Başlattığı Süreç Eleştirildi
Karamahmutoğlu, 2024 Ekim ayında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini tehlikeye attığını savundu.
“Bahçeli’nin AKP ile kurduğu pazarlık masasının diğer ucunda PKK ve Abdullah Öcalan vardır. Bu masa Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verir” dedi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. Bahçeli’nin süreci neden eleştiriliyor?
Karamahmutoğlu’na göre süreç, devletin egemenliğini zedeleyen bir pazarlık anlamına geliyor.
2. Zafer Partisi’nin tavrı ne?
Parti, “devlet pazarlık etmez” ilkesini savunarak süreci reddediyor.
3. Bu açıklama neyi hedefliyor?
Türk seçmenini bilgilendirme ve “egemenliğe sahip çıkma” çağrısı yapılıyor.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #DevletBahçeli #Siyaset #Türkiye #Gündem”
https://www.eshahaber.com.tr/haber/azmi-karamahmutoglu-turk-milleti-egemenligini-paylasmaz-quot-281532.html
Azmi Karamahmutoğlu: “Türk Milleti, Egemenliğini Paylaşmaz”
Azmi Karamahmutoğlu: “Türk Milleti, Egemenliğini Paylaşmaz”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye’nin son 1,5 yıldır “tarihi kazanımlarını kaybetme tehdidi” altında olduğunu belirterek, Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü sürecin “Türk ulus devletini aşındırdığını” söyledi. Karamahmutoğlu, “Devlet pazarlık etmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak” dedi.
Devlet Bahçeli’nin Başlattığı Süreç Eleştirildi
Karamahmutoğlu, 2024 yılının ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan yeni sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini tehlikeye attığını savundu.
“Bahçeli’nin AKP ile kurduğu pazarlık masasının diğer ucunda PKK ve onun kurucusu Abdullah Öcalan vardır. Bu masa Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verir. Çünkü devlet, egemenliğini paylaşmaz” ifadelerini kullandı.
“PKK Silah Bırakıyor Aldatmacası” Tepkisi
Zafer Partili Karamahmutoğlu, “PKK silah bırakıyor” söyleminin bir aldatmaca olduğunu belirterek, sürecin sonunda Abdullah Öcalan’a yeni bir statü kazandırılmak istendiğini öne sürdü.
“Ekim 2024’te ‘Öcalan Meclis’te konuşsun’ diyen Bahçeli’nin sözleriyle başlayan şaşkınlık, bugün Öcalan’a yeni bir konum sağlanması aşamasına geldi. PKK’nın siyasi uzantıları affedilmek isteniyor” dedi.
“Türk Ulus Devleti Aşama Aşama Geriliyor”
Karamahmutoğlu, Cumhur İttifakı’nın politikalarının Türkiye’nin üniter yapısını zayıflattığını savundu:
“Birinci çözüm sürecinden bugüne Türk ulus devleti aşama aşama geriliyor. Laisizmi güçlendiren rejim, Bahçeli-Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşındırılıyor. Türk milleti buna sessiz kalmayacak.”
“Zafer Partisi Susturulamaz”
Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin bu sürece karşı en başından beri mücadele ettiğini vurguladı:
“Partimizin Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklandı, susturulmak istendi. Ancak biz Türk milletine hep güvendik. Türk seçmeni bu oyunu sandıkta bozacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ne Bahçeli’nin siyasi fantezilerine ne de Erdoğan’ın iktidar hırsına mahkûmdur.”
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. “İkinci çözüm süreci” iddiası ne anlama geliyor?
Karamahmutoğlu’na göre bu süreç, PKK’ya siyasi meşruiyet kazandırma girişimidir.
2. Zafer Partisi bu sürece nasıl karşı çıkıyor?
Parti, “devletin egemenliği pazarlık konusu olamaz” ilkesini savunarak süreci reddediyor.
3. Türk seçmeni bu süreçte nasıl bir rol oynayacak?
Karamahmutoğlu, “Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar” diyerek seçimlerin belirleyici olacağını vurguluyor.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Kaynak: Zafer Partisi Basın Açıklaması
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #DevletBahçeli #ÜmitÖzdağ #PKK #Siyaset #Türkiye #Gündem #GoogleKeşfet
https://www.eshahaber.com.tr/haber/azmi-karamahmutoglu-turk-milleti-egemenligini-paylasmaz-281531.html
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Azmi Karamahmutoğlu, Türkiye’nin son 1,5 yıldır “tarihi kazanımlarını kaybetme tehdidi” altında olduğunu belirterek, Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü sürecin “Türk ulus devletini aşındırdığını” söyledi. Karamahmutoğlu, “Devlet pazarlık etmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak” dedi.
Devlet Bahçeli’nin Başlattığı Süreç Eleştirildi
Karamahmutoğlu, 2024 yılının ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan yeni sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini tehlikeye attığını savundu.
“Bahçeli’nin AKP ile kurduğu pazarlık masasının diğer ucunda PKK ve onun kurucusu Abdullah Öcalan vardır. Bu masa Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verir. Çünkü devlet, egemenliğini paylaşmaz” ifadelerini kullandı.
“PKK Silah Bırakıyor Aldatmacası” Tepkisi
Zafer Partili Karamahmutoğlu, “PKK silah bırakıyor” söyleminin bir aldatmaca olduğunu belirterek, sürecin sonunda Abdullah Öcalan’a yeni bir statü kazandırılmak istendiğini öne sürdü.
“Ekim 2024’te ‘Öcalan Meclis’te konuşsun’ diyen Bahçeli’nin sözleriyle başlayan şaşkınlık, bugün Öcalan’a yeni bir konum sağlanması aşamasına geldi. PKK’nın siyasi uzantıları affedilmek isteniyor” dedi.
“Türk Ulus Devleti Aşama Aşama Geriliyor”
Karamahmutoğlu, Cumhur İttifakı’nın politikalarının Türkiye’nin üniter yapısını zayıflattığını savundu:
“Birinci çözüm sürecinden bugüne Türk ulus devleti aşama aşama geriliyor. Laisizmi güçlendiren rejim, Bahçeli-Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşındırılıyor. Türk milleti buna sessiz kalmayacak.”
“Zafer Partisi Susturulamaz”
Karamahmutoğlu, Zafer Partisi’nin bu sürece karşı en başından beri mücadele ettiğini vurguladı:
“Partimizin Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklandı, susturulmak istendi. Ancak biz Türk milletine hep güvendik. Türk seçmeni bu oyunu sandıkta bozacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ne Bahçeli’nin siyasi fantezilerine ne de Erdoğan’ın iktidar hırsına mahkûmdur.”
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. “İkinci çözüm süreci” iddiası ne anlama geliyor?
Karamahmutoğlu’na göre bu süreç, PKK’ya siyasi meşruiyet kazandırma girişimidir.
2. Zafer Partisi bu sürece nasıl karşı çıkıyor?
Parti, “devletin egemenliği pazarlık konusu olamaz” ilkesini savunarak süreci reddediyor.
3. Türk seçmeni bu süreçte nasıl bir rol oynayacak?
Karamahmutoğlu, “Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar” diyerek seçimlerin belirleyici olacağını vurguluyor.
Düzenleyen ve Yazan: Birol Öz – Esha Haber Editörü
Kaynak: Zafer Partisi Basın Açıklaması
Etiketler: #AzmiKaramahmutoğlu #ZaferPartisi #DevletBahçeli #ÜmitÖzdağ #PKK #Siyaset #Türkiye #Gündem #GoogleKeşfet
https://www.eshahaber.com.tr/haber/azmi-karamahmutoglu-turk-milleti-egemenligini-paylasmaz-281531.html
BAŞKAN ŞERİFOĞULLARI, ÇEVRE DOSTU YATIRIMLARLA ELAZIĞ’A DEĞER KATIYOR
BAŞKAN ŞERİFOĞULLARI, ÇEVRE DOSTU YATIRIMLARLA ELAZIĞ’A DEĞER KATIYOR
Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın öncülüğünde başlatılan Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, tamamlandığında Elazığ Belediyesi’nin enerji giderlerini büyük ölçüde azaltacak ve yaklaşık 10.000 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak. Proje, çevre dostu yapısıyla hem doğaya hem de belediye bütçesine katkı sağlayacak.
Güneş Enerji Santrali Projesi Nedir?
Elazığ Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımları kapsamında Şahinkaya Mahallesi Kuzey Çevre Yolu yanında 20 MWp kapasiteye sahip bir Güneş Enerji Santrali kuruyor. Proje tamamlandığında yıllık 35 milyon kWh enerji üretimi hedefleniyor. Bu miktar, Elazığ’daki binlerce hanenin yıllık elektrik tüketimine denk geliyor.
Proje Ne Kadar Sürede Tamamlanacak?
Temiz enerji teknolojisiyle inşa edilen santralin 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje devreye alındığında, Elazığ Belediyesi’nin enerji maliyetlerinde ciddi bir düşüş yaşanacak ve belediye için yeni bir gelir kaynağı oluşacak.
Çevreye Katkısı Ne Olacak?
GES projesi sayesinde yılda yaklaşık 40 milyon kilogram karbon emisyonunun önüne geçilmesi bekleniyor. Bu, hem hava kalitesinin korunmasına hem de Elazığ’ın çevre dostu şehir kimliğinin güçlenmesine katkı sağlayacak. Proje, aynı zamanda Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedefleriyle de uyumlu bir adım olarak öne çıkıyor.
Başkan Şerifoğulları’nın Vizyonu
Altyapıdan üstyapıya, kültürden spora, çevre yatırımlarından sosyal hizmetlere kadar birçok alanda projeler yürüten Başkan Şahin Şerifoğulları, GES projesiyle Elazığ’ı enerji alanında da örnek bir şehir haline getirmeyi hedefliyor. Şerifoğulları, sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla çevreye duyarlı yatırımları artırmayı planlıyor.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. GES projesi Elazığ halkına nasıl yansıyacak?
Proje, belediyenin enerji giderlerini azaltarak kaynakların sosyal hizmetlere yönlendirilmesini sağlayacak. Ayrıca çevre bilincini artıracak.
2. Santral ne kadar enerji üretecek?
Yıllık 35 milyon kWh enerji üretimi planlanıyor. Bu miktar yaklaşık 10.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına denk geliyor.
3. Proje çevreye nasıl katkı sağlayacak?
Yılda 40 milyon kilogram karbon salımının önüne geçilerek doğaya önemli bir katkı sunulacak.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/n-a-281530.html
Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın öncülüğünde başlatılan Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, tamamlandığında Elazığ Belediyesi’nin enerji giderlerini büyük ölçüde azaltacak ve yaklaşık 10.000 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak. Proje, çevre dostu yapısıyla hem doğaya hem de belediye bütçesine katkı sağlayacak.
Güneş Enerji Santrali Projesi Nedir?
Elazığ Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımları kapsamında Şahinkaya Mahallesi Kuzey Çevre Yolu yanında 20 MWp kapasiteye sahip bir Güneş Enerji Santrali kuruyor. Proje tamamlandığında yıllık 35 milyon kWh enerji üretimi hedefleniyor. Bu miktar, Elazığ’daki binlerce hanenin yıllık elektrik tüketimine denk geliyor.
Proje Ne Kadar Sürede Tamamlanacak?
Temiz enerji teknolojisiyle inşa edilen santralin 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje devreye alındığında, Elazığ Belediyesi’nin enerji maliyetlerinde ciddi bir düşüş yaşanacak ve belediye için yeni bir gelir kaynağı oluşacak.
Çevreye Katkısı Ne Olacak?
GES projesi sayesinde yılda yaklaşık 40 milyon kilogram karbon emisyonunun önüne geçilmesi bekleniyor. Bu, hem hava kalitesinin korunmasına hem de Elazığ’ın çevre dostu şehir kimliğinin güçlenmesine katkı sağlayacak. Proje, aynı zamanda Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedefleriyle de uyumlu bir adım olarak öne çıkıyor.
Başkan Şerifoğulları’nın Vizyonu
Altyapıdan üstyapıya, kültürden spora, çevre yatırımlarından sosyal hizmetlere kadar birçok alanda projeler yürüten Başkan Şahin Şerifoğulları, GES projesiyle Elazığ’ı enerji alanında da örnek bir şehir haline getirmeyi hedefliyor. Şerifoğulları, sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla çevreye duyarlı yatırımları artırmayı planlıyor.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. GES projesi Elazığ halkına nasıl yansıyacak?
Proje, belediyenin enerji giderlerini azaltarak kaynakların sosyal hizmetlere yönlendirilmesini sağlayacak. Ayrıca çevre bilincini artıracak.
2. Santral ne kadar enerji üretecek?
Yıllık 35 milyon kWh enerji üretimi planlanıyor. Bu miktar yaklaşık 10.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına denk geliyor.
3. Proje çevreye nasıl katkı sağlayacak?
Yılda 40 milyon kilogram karbon salımının önüne geçilerek doğaya önemli bir katkı sunulacak.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/n-a-281530.html
AHMET TEVFİK OZAN FUAR VE KONGRE MERKEZİ'NDE RAMAZAN COŞKUSU SÜRÜYOR
AHMET TEVFİK OZAN FUAR VE KONGRE MERKEZİ'NDE RAMAZAN COŞKUSU SÜRÜYOR
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan ayı etkinlikleri, etkileyici anlatımıyla gönüllerde özel bir yere sahip olan Yazar Fatih Duman’ın konuk olduğu programla devam etti. Duman, gençliğin gelişimi, okumanın önemi ve Anadolu medeniyetine uzanan değerler üzerine yaptığı paylaşımlarla büyük beğeni topladı.
Ramazan’ın Manevi İklimi Elazığ’da Yaşatılıyor
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi, Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatan etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. 7’den 70’e Elazığlıların yoğun ilgi gösterdiği programlarda son olarak Yazar Fatih Duman sahne aldı.
Duman, söyleşisinde gençliğin gelişimi, okuma alışkanlığı, geleneklerimiz ve Anadolu medeniyetinin köklü değerleri üzerine konuştu. Kısa öykülemelerle renklendirdiği anlatımı, dinleyicilerden büyük alkış aldı.
Değerli Kalemler Elazığlılarla Buluşuyor
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan ayı etkinlikleri; sanatçıların, kıymetli kalemlerin ve fikir insanlarının katılımıyla devam ediyor.
25 Şubat Çarşamba (Bugün): Edebiyatımızın güçlü kalemi ve fikir adamı Vehbi Vakkasoğlu
26 Şubat Perşembe: Araştırmacı-Yazar Muhammed Yazıcı
Bu buluşmalar, Elazığlılara hem kültürel hem manevi anlamda zengin bir Ramazan atmosferi sunmayı amaçlıyor.
Çocuklar Bu Ramazanda Bir Başka Mutlu
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde çocuklar için hazırlanan oyun alanı, her akşam miniklerin neşesiyle yankılanıyor. Ramazan ayı boyunca saat 19.30’dan itibaren başlayan etkinliklerde Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu başta olmak üzere çeşitli gösteriler yer alıyor.
Animatörler eşliğinde düzenlenen renkli aktiviteler, çocuklara keyifli anlar yaşatırken, aileler de bu eğlenceye zaman zaman ortak oluyor. Ramazan süresince her gün farklı içeriklerle devam eden etkinlikler, Elazığlı ailelerin vazgeçilmez buluşma noktası haline geldi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. Ramazan etkinlikleri nerede yapılıyor?
Etkinlikler, Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde her akşam düzenleniyor.
2. Etkinliklere kimler katılabiliyor?
Programlar tüm Elazığ halkına açık olup, girişler ücretsizdir.
3. Çocuk etkinlikleri hangi saatlerde başlıyor?
Çocuklara özel etkinlikler her akşam saat 19.30’da başlıyor ve iftar sonrasında devam ediyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ahmet-tevfik-ozan-fuar-ve-kongre-merkezi-nde-ramazan-coskusu-suruyor-281529.html
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan ayı etkinlikleri, etkileyici anlatımıyla gönüllerde özel bir yere sahip olan Yazar Fatih Duman’ın konuk olduğu programla devam etti. Duman, gençliğin gelişimi, okumanın önemi ve Anadolu medeniyetine uzanan değerler üzerine yaptığı paylaşımlarla büyük beğeni topladı.
Ramazan’ın Manevi İklimi Elazığ’da Yaşatılıyor
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi, Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatan etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. 7’den 70’e Elazığlıların yoğun ilgi gösterdiği programlarda son olarak Yazar Fatih Duman sahne aldı.
Duman, söyleşisinde gençliğin gelişimi, okuma alışkanlığı, geleneklerimiz ve Anadolu medeniyetinin köklü değerleri üzerine konuştu. Kısa öykülemelerle renklendirdiği anlatımı, dinleyicilerden büyük alkış aldı.
Değerli Kalemler Elazığlılarla Buluşuyor
Elazığ Belediyesi’nin Ramazan ayı etkinlikleri; sanatçıların, kıymetli kalemlerin ve fikir insanlarının katılımıyla devam ediyor.
25 Şubat Çarşamba (Bugün): Edebiyatımızın güçlü kalemi ve fikir adamı Vehbi Vakkasoğlu
26 Şubat Perşembe: Araştırmacı-Yazar Muhammed Yazıcı
Bu buluşmalar, Elazığlılara hem kültürel hem manevi anlamda zengin bir Ramazan atmosferi sunmayı amaçlıyor.
Çocuklar Bu Ramazanda Bir Başka Mutlu
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde çocuklar için hazırlanan oyun alanı, her akşam miniklerin neşesiyle yankılanıyor. Ramazan ayı boyunca saat 19.30’dan itibaren başlayan etkinliklerde Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu başta olmak üzere çeşitli gösteriler yer alıyor.
Animatörler eşliğinde düzenlenen renkli aktiviteler, çocuklara keyifli anlar yaşatırken, aileler de bu eğlenceye zaman zaman ortak oluyor. Ramazan süresince her gün farklı içeriklerle devam eden etkinlikler, Elazığlı ailelerin vazgeçilmez buluşma noktası haline geldi.
Halkın En Çok Merak Ettiği 3 Soru
1. Ramazan etkinlikleri nerede yapılıyor?
Etkinlikler, Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde her akşam düzenleniyor.
2. Etkinliklere kimler katılabiliyor?
Programlar tüm Elazığ halkına açık olup, girişler ücretsizdir.
3. Çocuk etkinlikleri hangi saatlerde başlıyor?
Çocuklara özel etkinlikler her akşam saat 19.30’da başlıyor ve iftar sonrasında devam ediyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ahmet-tevfik-ozan-fuar-ve-kongre-merkezi-nde-ramazan-coskusu-suruyor-281529.html
24 Şubat 2026 Salı
KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE ŞÖNİM’İN ROLÜ
KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE ŞÖNİM’İN ROLÜ
Sonra şöyle bir toparlayıp eğitimimizi artık bitireceğiz. İzlerde Şiddet Önleme İzleme Merkezi, kısa adı ŞÖNİM olarak neler yapıyoruz? Kısaca bunlara değineceğim. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl aile yılıydı.
2025 yılını geride bıraktık. Önümüzdeki on yıl da Aile ve Nüfus On Yılı ilan edildi. Bu demek oluyor ki aileye verilen değer, aile içi yapılan çalışmalar daha da önem kazanacak. Belki geç kalmış bir çalışmadır ama en azından bundan sonra aileleri, bozulan aile yapısını kurtarmak için neler yapılabilir bunlar üzerine biraz daha yoğunlaşılacağı bir döneme giriyoruz.
Burada siz gençlere de çok fazla görev düşülüyor. İşte bugünün gençleri, geleceğin ebeveynleri olarak sağlıklı ilişkiler, sağlıklı aileler kurabilmek için hocalarımızın az önce bahsettiği sinyalleri iyi almak, işaretleri iyi fark etmek, doğru insanlarla doğru evlilikler yapmak, doğru ilişkiler kurmak, sağlıklı ailenin sağlıklı toplumların oluşması için çok önemli.
O yüzden Aile ve Nüfus On Yılı’na değinmek istedik. Hocalarımız da iyiydi zaten. Maalesef her üç kişiden biri — bu ülkemiz içinde de böyle, dünya üzerinde de böyle — şiddete maruz kalabiliyor. Dünyada oran nasıl? Bakın, 2023 yılında yapılan bir araştırma, dünya üzerinde seksen beş bin kadının maalesef cinayete kurban gittiğini gösteriyor.
Ve bunların çoğu da yakınlarından geliyor. Yabancıdan gelmiyor; ya eşlerinden ya aile bireylerinden, yakınlardan geliyor maalesef. Eee dünyada işte Türkiye ne konumda? Şiddet bakımından, aile içi şiddet bakımından onların araştırılması yapılmış.
Kadın cinayetleri oranları yüz binde bir oranlanmış. Burada Afrika, Amerika, Okyanusya ülkeleri çok fazla kadın cinayetinin görüldüğü ülkeler çıkmış. Dünya ortalaması 1,3. Türkiye nerede? 0,7.
Dünyaya oranla düşük gibi gözükse de evet, ülkemizde de maalesef kadın cinayetleri işleniyor. Peki ne tür şiddet türleri yaygın? En çok uygulanan, uygulanması kolay, ispat edilmesi zor olduğu için maalesef psikolojik şiddet. Daha sonrasında ekonomik ve fiziksel şiddet, ısrarlı takip, dijital şiddet ve cinsel şiddet şeklinde sıralanıyor.
Toplumsal bilinçten bahsetti az önce arkadaşlarımız. Maalesef şiddete maruz kalanların çoğunluğu bildirmiyor arkadaşlar. Yüzde elli iki oranında ihbar etme oranı maalesef yüzde elli. Yani yarısı şiddet gördüğünü bildirmiyor.
İşte burada toplumsal değerler, toplumsal yargılar ya da işte ne yapacağını bilememe, nereye başvuracağını bilememe gibi sorunlar ortaya çıkıyor maalesef. Mevzuat kısmına avukat arkadaşımız fazlasıyla değindi, o yüzden orayı geçeceğim.
Evet, nerelere başvurabiliriz? Şiddete uğradık ya da uğrama riskimiz var. Nerelere başvuralım? Aslında tüm kamu kuruluşlarının bildirim yükümlülüğü var. Nereye giderseniz gidin “Ben şiddet mağduruyum” ya da “Şiddete uğrama riskim var” dediğiniz anda oradaki kamu görevlisinin zaten bunu ihbar etme yükümlülüğü var.
Ama onun haricinde doğrudan kolluğa gidebilirsiniz. Biz Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezine gelebilirsiniz. Cumhuriyet Savcılıklarına da, aile mahkemelerine de az önce bahsedilen 6284 kapsamı alınan bütün tedbirler, aile mahkemelerinden çıkarılan kararlardır.
Oralara da dilekçe yoluyla doğrudan başvurabilirsiniz. Mahkemeler, kaymakamlıklar ya da kadın danışma merkezleri, kadın sığınma noktalarına başvurabilirsiniz. Biz ŞÖNİM’ler olarak ne yaparız? Diyelim ki bir şiddet mağduru bize geldi, doğrudan da gelebilir.
Bu diğer saydığım yollardan herhangi birine başvurma suretiyle de bize gelebilir. Bizim sistemlerimiz entegre. Herhangi birine gittiğiniz anda biz Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi olarak bundan haberdar oluyoruz ve sizinle iletişime geçiyoruz.
Size her türlü maddi manevi desteği Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri olarak sunuyoruz. Psikolojik desteğe ihtiyacınız vardır, tedbir kararı hakkınızda çıkartılması için başvurulması gerekiyordur. Başvuruları ve size tedbir kararlarını anlattıktan sonra, sizin şiddet öykünüzü ya da hikayenizi dinledikten sonra hangi tedbir kararı size daha uygunsa — çünkü bir sürü tedbir kararı var — hangisi sizin için daha uygunsa meslek elemanı arkadaşlarımız rehberliğinde karar veriliyor.
Size bir yol haritası çiziliyor ve sizin adınıza aile mahkemelerine başvuru yapılmak suretiyle tedbir kararlarının çıkarılması sağlanabiliyor. Onun haricinde ekonomik, fiziksel destekler, barınma, hukuki danışmanlık, sosyal yardımlar gibi birçok konuda da destek sağlanabiliyor.
Ayrıca, şiddet mağdurlarının güvenliği için gizlilik esasına büyük önem veriliyor. Kişisel bilgiler korunuyor, adres gizliliği sağlanıyor ve gerektiğinde mağdurun güvenli bir yere yerleştirilmesi temin ediliyor. ŞÖNİM’ler sadece kadınlara değil, erkek, çocuk ve yaşlı bireylere de hizmet veriyor. Amaç, toplumun her kesiminde şiddetin önlenmesi ve farkındalığın artırılmasıdır.
ŞİDDETİN TANIMI VE TÜRLERİ
Kadına yönelik şiddet, ister evde ister başka bir ortamda meydana gelsin, kadınların fiziksel, cinsel veya psikolojik acı ve ıstırap yaşamalarına neden olan ya da bu riski taşıyan her türlü davranışı kapsar. Cinsiyete dayalı olarak, sırf kadın olduğu için bir eylemde bulunmak, tehdit etmek, zorlamak veya keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakmak kadına yönelik şiddet olarak tanımlanır.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da ise kadına yönelik şiddet şu şekilde tanımlanır:
Kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen, cinsiyete dayalı ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranış kadına yönelik şiddettir.
Şiddetin farklı türleri vardır:
Fiziksel şiddet: İtmek, tokat atmak, saç çekmek, tekmelemek, sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmak, sağlık hizmetlerinden yararlanmasına engel olmak, öldürmek.
Cinsel şiddet: Cinsel saldırı, istismar, taciz, zorla evlendirme, erken yaşta evlendirme, fuhşa zorlama, cinsel ilişkiyi tehdit veya kontrol aracı olarak kullanmak.
Psikolojik şiddet: Bağırmak, korkutmak, hakaret etmek, eve kapatmak, küçük düşürmek, kıyafetine veya sosyal çevresine karışmak, silah göstermek.
Ekonomik şiddet: Kadının para harcamasına izin vermemek, çalışmasını engellemek, kazancına el koymak, işten çıkmasına neden olmak, mesleki gelişimini engellemek.
Israrlı takip: Sürekli aramak, mesaj atmak, takip etmek, rahatsız edici biçimde iletişim kurmak.
Siber şiddet: Dijital ortamda tehdit, taciz, özel bilgileri izinsiz paylaşmak, mahremiyet ihlali.
ŞİDDETİN SORUMLUSU VE TOPLUMSAL BAKIŞ
Şiddetin sorumlusu yalnızca ve yalnızca şiddeti uygulayan kişidir. Hiçbir davranış, özellik veya durum şiddete gerekçe olamaz. Hiç kimse şiddeti hak etmez.
Toplumda şiddete maruz kalan kişileri suçlamak, şiddet uygulayanı haklı çıkaran yanlış bir bakış açısıdır. Bu anlayışın değişmesi gerekir. Her birey, şiddetin hiçbir koşulda meşru olmadığını bilmeli ve bu bilinci yaymalıdır.
RIZA VE ISRARLI TAKİP
Sadece “evet” demek evet anlamına gelir. “Hayır” diyorsam hayırdır. Sessiz kalmak kararsızlık anlamına gelir. Israr ederek “evet” cevabını almaya çalışmak bir baskı biçimidir ve duygusal şiddettir.
Birini sürekli takip etmek, telefonla rahatsız etmek, istemediği halde kapısının önünde beklemek, sosyal medya üzerinden mesaj atmak ısrarlı takip olarak tanımlanır. Bu davranışlar kişiyi güvensiz hissettirir, korkuya neden olur ve şiddet kapsamına girer.
DİJİTAL ŞİDDET VE MAHREMİYET
Dijital ortamda “istediğimi yapabilirim çünkü orası gerçek değil” düşüncesi yanlıştır. Sanal ortam da gerçek hayatın bir parçasıdır. Orada yazılan her cümle, yapılan her davranış sorumluluk doğurur.
Bir başkasının fotoğraflarını, özel bilgilerini veya sırlarını onun izni olmadan paylaşmak sanal şiddettir. Herkesin sahip olduğu mahremiyet hakkı vardır ve bu hakkın ihlali hem şiddet hem de suçtur.
YASAL ÇERÇEVE VE KORUMA MEKANİZMALARI
6284 Sayılı Yasa kapsamında şiddete maruz kaldığınızda veya tanıklık ettiğinizde başvurabileceğiniz kurumlar:
Kolluk kuvvetleri
Savcılıklar
Aile mahkemeleri
Valilikler
Kaymakamlıklar
Ayrıca KADES uygulaması ve 83 Şiddetle Mücadele Kanunu da önemli başvuru yollarıdır.
Şiddet uygulayan kişi yalnızca evli eş değildir; sevgili, eski sevgili, nişanlı, eski eş veya birlikte yaşanılan kişi de bu kapsamdadır.
Tedbir kararına uymayan kişiye ilk ihlalde 3–10 gün, tekrarlarda 30 güne kadar zorlama hapsi uygulanır. Bu ceza ertelenemez, paraya çevrilemez ve sabıka kaydına işlemez.
TOPLUMSAL SORUMLULUK VE MÜCADELE
Şiddetle mücadele yalnızca hukukun değil, toplumun da görevidir. Her birey, şiddete tanık olduğunda ihbar hakkını kullanmalıdır.
Flört şiddeti gerçektir; kıskanmayı romantikleştirmemek gerekir. Sosyal medya üzerinden tehdit etmek, ısrarla mesaj atmak da şiddettir.
Devlet koruma sağlar ama toplumu bilinçlendirecek olan bizleriz. Şiddetin işaretini fark eden bir toplum olduğumuzda, 6284 sayılı yasa yalnızca bir kanun değil, yaşayan bir güvence haline gelecektir.
Kanun bir başlangıçtır; asıl koruma bilincimizdedir, asıl önleme eğitimdedir, asıl çözüm zihniyet dönüşümündedir.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kadina-yonelik-siddet-ve-sonimin-rolu-281528.html
Sonra şöyle bir toparlayıp eğitimimizi artık bitireceğiz. İzlerde Şiddet Önleme İzleme Merkezi, kısa adı ŞÖNİM olarak neler yapıyoruz? Kısaca bunlara değineceğim. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl aile yılıydı.
2025 yılını geride bıraktık. Önümüzdeki on yıl da Aile ve Nüfus On Yılı ilan edildi. Bu demek oluyor ki aileye verilen değer, aile içi yapılan çalışmalar daha da önem kazanacak. Belki geç kalmış bir çalışmadır ama en azından bundan sonra aileleri, bozulan aile yapısını kurtarmak için neler yapılabilir bunlar üzerine biraz daha yoğunlaşılacağı bir döneme giriyoruz.
Burada siz gençlere de çok fazla görev düşülüyor. İşte bugünün gençleri, geleceğin ebeveynleri olarak sağlıklı ilişkiler, sağlıklı aileler kurabilmek için hocalarımızın az önce bahsettiği sinyalleri iyi almak, işaretleri iyi fark etmek, doğru insanlarla doğru evlilikler yapmak, doğru ilişkiler kurmak, sağlıklı ailenin sağlıklı toplumların oluşması için çok önemli.
O yüzden Aile ve Nüfus On Yılı’na değinmek istedik. Hocalarımız da iyiydi zaten. Maalesef her üç kişiden biri — bu ülkemiz içinde de böyle, dünya üzerinde de böyle — şiddete maruz kalabiliyor. Dünyada oran nasıl? Bakın, 2023 yılında yapılan bir araştırma, dünya üzerinde seksen beş bin kadının maalesef cinayete kurban gittiğini gösteriyor.
Ve bunların çoğu da yakınlarından geliyor. Yabancıdan gelmiyor; ya eşlerinden ya aile bireylerinden, yakınlardan geliyor maalesef. Eee dünyada işte Türkiye ne konumda? Şiddet bakımından, aile içi şiddet bakımından onların araştırılması yapılmış.
Kadın cinayetleri oranları yüz binde bir oranlanmış. Burada Afrika, Amerika, Okyanusya ülkeleri çok fazla kadın cinayetinin görüldüğü ülkeler çıkmış. Dünya ortalaması 1,3. Türkiye nerede? 0,7.
Dünyaya oranla düşük gibi gözükse de evet, ülkemizde de maalesef kadın cinayetleri işleniyor. Peki ne tür şiddet türleri yaygın? En çok uygulanan, uygulanması kolay, ispat edilmesi zor olduğu için maalesef psikolojik şiddet. Daha sonrasında ekonomik ve fiziksel şiddet, ısrarlı takip, dijital şiddet ve cinsel şiddet şeklinde sıralanıyor.
Toplumsal bilinçten bahsetti az önce arkadaşlarımız. Maalesef şiddete maruz kalanların çoğunluğu bildirmiyor arkadaşlar. Yüzde elli iki oranında ihbar etme oranı maalesef yüzde elli. Yani yarısı şiddet gördüğünü bildirmiyor.
İşte burada toplumsal değerler, toplumsal yargılar ya da işte ne yapacağını bilememe, nereye başvuracağını bilememe gibi sorunlar ortaya çıkıyor maalesef. Mevzuat kısmına avukat arkadaşımız fazlasıyla değindi, o yüzden orayı geçeceğim.
Evet, nerelere başvurabiliriz? Şiddete uğradık ya da uğrama riskimiz var. Nerelere başvuralım? Aslında tüm kamu kuruluşlarının bildirim yükümlülüğü var. Nereye giderseniz gidin “Ben şiddet mağduruyum” ya da “Şiddete uğrama riskim var” dediğiniz anda oradaki kamu görevlisinin zaten bunu ihbar etme yükümlülüğü var.
Ama onun haricinde doğrudan kolluğa gidebilirsiniz. Biz Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezine gelebilirsiniz. Cumhuriyet Savcılıklarına da, aile mahkemelerine de az önce bahsedilen 6284 kapsamı alınan bütün tedbirler, aile mahkemelerinden çıkarılan kararlardır.
Oralara da dilekçe yoluyla doğrudan başvurabilirsiniz. Mahkemeler, kaymakamlıklar ya da kadın danışma merkezleri, kadın sığınma noktalarına başvurabilirsiniz. Biz ŞÖNİM’ler olarak ne yaparız? Diyelim ki bir şiddet mağduru bize geldi, doğrudan da gelebilir.
Bu diğer saydığım yollardan herhangi birine başvurma suretiyle de bize gelebilir. Bizim sistemlerimiz entegre. Herhangi birine gittiğiniz anda biz Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi olarak bundan haberdar oluyoruz ve sizinle iletişime geçiyoruz.
Size her türlü maddi manevi desteği Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri olarak sunuyoruz. Psikolojik desteğe ihtiyacınız vardır, tedbir kararı hakkınızda çıkartılması için başvurulması gerekiyordur. Başvuruları ve size tedbir kararlarını anlattıktan sonra, sizin şiddet öykünüzü ya da hikayenizi dinledikten sonra hangi tedbir kararı size daha uygunsa — çünkü bir sürü tedbir kararı var — hangisi sizin için daha uygunsa meslek elemanı arkadaşlarımız rehberliğinde karar veriliyor.
Size bir yol haritası çiziliyor ve sizin adınıza aile mahkemelerine başvuru yapılmak suretiyle tedbir kararlarının çıkarılması sağlanabiliyor. Onun haricinde ekonomik, fiziksel destekler, barınma, hukuki danışmanlık, sosyal yardımlar gibi birçok konuda da destek sağlanabiliyor.
Ayrıca, şiddet mağdurlarının güvenliği için gizlilik esasına büyük önem veriliyor. Kişisel bilgiler korunuyor, adres gizliliği sağlanıyor ve gerektiğinde mağdurun güvenli bir yere yerleştirilmesi temin ediliyor. ŞÖNİM’ler sadece kadınlara değil, erkek, çocuk ve yaşlı bireylere de hizmet veriyor. Amaç, toplumun her kesiminde şiddetin önlenmesi ve farkındalığın artırılmasıdır.
ŞİDDETİN TANIMI VE TÜRLERİ
Kadına yönelik şiddet, ister evde ister başka bir ortamda meydana gelsin, kadınların fiziksel, cinsel veya psikolojik acı ve ıstırap yaşamalarına neden olan ya da bu riski taşıyan her türlü davranışı kapsar. Cinsiyete dayalı olarak, sırf kadın olduğu için bir eylemde bulunmak, tehdit etmek, zorlamak veya keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakmak kadına yönelik şiddet olarak tanımlanır.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da ise kadına yönelik şiddet şu şekilde tanımlanır:
Kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen, cinsiyete dayalı ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranış kadına yönelik şiddettir.
Şiddetin farklı türleri vardır:
Fiziksel şiddet: İtmek, tokat atmak, saç çekmek, tekmelemek, sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmak, sağlık hizmetlerinden yararlanmasına engel olmak, öldürmek.
Cinsel şiddet: Cinsel saldırı, istismar, taciz, zorla evlendirme, erken yaşta evlendirme, fuhşa zorlama, cinsel ilişkiyi tehdit veya kontrol aracı olarak kullanmak.
Psikolojik şiddet: Bağırmak, korkutmak, hakaret etmek, eve kapatmak, küçük düşürmek, kıyafetine veya sosyal çevresine karışmak, silah göstermek.
Ekonomik şiddet: Kadının para harcamasına izin vermemek, çalışmasını engellemek, kazancına el koymak, işten çıkmasına neden olmak, mesleki gelişimini engellemek.
Israrlı takip: Sürekli aramak, mesaj atmak, takip etmek, rahatsız edici biçimde iletişim kurmak.
Siber şiddet: Dijital ortamda tehdit, taciz, özel bilgileri izinsiz paylaşmak, mahremiyet ihlali.
ŞİDDETİN SORUMLUSU VE TOPLUMSAL BAKIŞ
Şiddetin sorumlusu yalnızca ve yalnızca şiddeti uygulayan kişidir. Hiçbir davranış, özellik veya durum şiddete gerekçe olamaz. Hiç kimse şiddeti hak etmez.
Toplumda şiddete maruz kalan kişileri suçlamak, şiddet uygulayanı haklı çıkaran yanlış bir bakış açısıdır. Bu anlayışın değişmesi gerekir. Her birey, şiddetin hiçbir koşulda meşru olmadığını bilmeli ve bu bilinci yaymalıdır.
RIZA VE ISRARLI TAKİP
Sadece “evet” demek evet anlamına gelir. “Hayır” diyorsam hayırdır. Sessiz kalmak kararsızlık anlamına gelir. Israr ederek “evet” cevabını almaya çalışmak bir baskı biçimidir ve duygusal şiddettir.
Birini sürekli takip etmek, telefonla rahatsız etmek, istemediği halde kapısının önünde beklemek, sosyal medya üzerinden mesaj atmak ısrarlı takip olarak tanımlanır. Bu davranışlar kişiyi güvensiz hissettirir, korkuya neden olur ve şiddet kapsamına girer.
DİJİTAL ŞİDDET VE MAHREMİYET
Dijital ortamda “istediğimi yapabilirim çünkü orası gerçek değil” düşüncesi yanlıştır. Sanal ortam da gerçek hayatın bir parçasıdır. Orada yazılan her cümle, yapılan her davranış sorumluluk doğurur.
Bir başkasının fotoğraflarını, özel bilgilerini veya sırlarını onun izni olmadan paylaşmak sanal şiddettir. Herkesin sahip olduğu mahremiyet hakkı vardır ve bu hakkın ihlali hem şiddet hem de suçtur.
YASAL ÇERÇEVE VE KORUMA MEKANİZMALARI
6284 Sayılı Yasa kapsamında şiddete maruz kaldığınızda veya tanıklık ettiğinizde başvurabileceğiniz kurumlar:
Kolluk kuvvetleri
Savcılıklar
Aile mahkemeleri
Valilikler
Kaymakamlıklar
Ayrıca KADES uygulaması ve 83 Şiddetle Mücadele Kanunu da önemli başvuru yollarıdır.
Şiddet uygulayan kişi yalnızca evli eş değildir; sevgili, eski sevgili, nişanlı, eski eş veya birlikte yaşanılan kişi de bu kapsamdadır.
Tedbir kararına uymayan kişiye ilk ihlalde 3–10 gün, tekrarlarda 30 güne kadar zorlama hapsi uygulanır. Bu ceza ertelenemez, paraya çevrilemez ve sabıka kaydına işlemez.
TOPLUMSAL SORUMLULUK VE MÜCADELE
Şiddetle mücadele yalnızca hukukun değil, toplumun da görevidir. Her birey, şiddete tanık olduğunda ihbar hakkını kullanmalıdır.
Flört şiddeti gerçektir; kıskanmayı romantikleştirmemek gerekir. Sosyal medya üzerinden tehdit etmek, ısrarla mesaj atmak da şiddettir.
Devlet koruma sağlar ama toplumu bilinçlendirecek olan bizleriz. Şiddetin işaretini fark eden bir toplum olduğumuzda, 6284 sayılı yasa yalnızca bir kanun değil, yaşayan bir güvence haline gelecektir.
Kanun bir başlangıçtır; asıl koruma bilincimizdedir, asıl önleme eğitimdedir, asıl çözüm zihniyet dönüşümündedir.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kadina-yonelik-siddet-ve-sonimin-rolu-281528.html
Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları öğrencilerle birlikte iftar yaptı.
Elazığ Belediyesi, Fırat Üniversitesi öğrencilerine yönelik iftar programı düzenledi. Programda, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları öğrencilerle birlikte iftar yaptı.
Elazığ Belediyesi, Fırat Üniversitesi öğrencilerine yönelik geniş katılımlı bir iftar programı düzenledi. Üniversite Evi’nde gerçekleştirilen buluşmaya Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, akademisyenler ve yaklaşık 5 bin öğrenci katıldı.
Samimi bir atmosferde geçen programda öğrenciler hem Başkan Şerifoğulları ile birlikte iftar yaptı, hem de keyifli vakit geçirdi. Tek tek masaları dolaşan Başkan Şerifoğulları ise öğrencilerin Ramazan ayını tebrik ederek onlarla sohbet etti.
İftar programında birlik ve beraberlik ruhunun önemine dikkat çeken Başkan Şerifoğulları, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan’ın manevi atmosferine uygun etkinlikler düzenleyerek Elazığ’da paylaşma ve dayanışma ruhunu hep birlikte yaşatmaya devam ettiklerini kaydetti. Gençlerin ve gençliğin önemine de değinen Başkan Şahin Şerifoğulları, iftar programında öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediye-baskani-sahin-serifogullari-ogrencilerle-birlikte-iftar-yapti-281527.html
Elazığ Belediyesi, Fırat Üniversitesi öğrencilerine yönelik geniş katılımlı bir iftar programı düzenledi. Üniversite Evi’nde gerçekleştirilen buluşmaya Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, akademisyenler ve yaklaşık 5 bin öğrenci katıldı.
Samimi bir atmosferde geçen programda öğrenciler hem Başkan Şerifoğulları ile birlikte iftar yaptı, hem de keyifli vakit geçirdi. Tek tek masaları dolaşan Başkan Şerifoğulları ise öğrencilerin Ramazan ayını tebrik ederek onlarla sohbet etti.
İftar programında birlik ve beraberlik ruhunun önemine dikkat çeken Başkan Şerifoğulları, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan’ın manevi atmosferine uygun etkinlikler düzenleyerek Elazığ’da paylaşma ve dayanışma ruhunu hep birlikte yaşatmaya devam ettiklerini kaydetti. Gençlerin ve gençliğin önemine de değinen Başkan Şahin Şerifoğulları, iftar programında öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediye-baskani-sahin-serifogullari-ogrencilerle-birlikte-iftar-yapti-281527.html
ELAZIĞ BELEDİYESİ RAMAZAN AYI ETKİNLİKLERİ DOLU DİZGİN SÜRÜYOR
ELAZIĞ BELEDİYESİ RAMAZAN AYI ETKİNLİKLERİ DOLU DİZGİN SÜRÜYOR
Elazığ Belediyesi Ramazan ayı etkinliklerinin beşinci gününde, 2. Abdülhamit Han’ın torunu Yazar Nilhan Osmanoğlu ağırlandı.
Elazığ Belediyesi tarafından on bir ayın sultanı Ramazan ayı süresince Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi'nde saat 21.00’de düzenlenen Ramazan etkinlikleri, dolu dizgin devam ediyor.
Söyleşi, dinleti ve konser programlarının yer aldığı Ramazan ayı etkinliklerine, Sultan 2. Abdülhamit Han’ın torunu Yazar Nilhan Osmanoğlu konuk oldu. Elazığ Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Karaaslan’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşide Elazığlılarla buluşan Osmanoğlu, bu topraklara kök salan ve yüzyıllardır hâlâ varlığını sürdüren, toplumsal birliği, beraberliği ve dayanışmayı pekiştiren Osmanlıdan günümüze Ramazan gelenekleri hakkında paylaşımlarda bulundu.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşide, Osmanlı Dönemi'nde toplumsal düzenin korunması ve İslam ruhunun yaşatılmasına katkı sağlayan tenbihnamelerin yayımlandığını anlatan Osmanoğlu, bugün de bu gelenek ve değerlerimize sahip çıkılmasının önemine vurgu yaptı.
ETKİNLİKLER, BİRBİRİNDEN KIYMETLİ KONUKLARLA DEVAM EDİYOR
Elazığ Belediyesi Ramazan ayı etkinliklerine 24 Şubat Salı günü (Bugün) edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Yazar Fatih Duman, 25 Şubat Çarşamba günü de edebiyatımızın güçlü kalemi ve fikir adamı Vehbi Vakkasoğlu konuk olacak.
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi'nin Bordo Salonu'nda bu etkinlikler devam ederken Beyaz Salonda ise çocuklara yönelik etkinlikler devam ediyor.
Saat 19.30 kapılarını açan çocuk etkinlik alanında Hacivat Karagöz Gölge Oyunu, çocuk oyunları ve birbirinden güzel oyunlar sergileniyor.
Çocuklara yönelik pamuk şeker, mısır ikramlarının yer aldığı etkinliklerde şark köşesinde çay ve tatlı ikramları yapılıyor. Çocuklar ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikler ramazan sonuna kadar devam edecek.
Elazığ Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, “On bir ayın sultanı Ramazan ayının maneviyatının şehrimizde birlik ve beraberlik içinde coşkuyla yaşanmasına katkı sağlamak adına hazırladığımız Ramazan programlarımıza tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-ayi-etkinlikleri-dolu-dizgin-suruyor-281526.html
Elazığ Belediyesi Ramazan ayı etkinliklerinin beşinci gününde, 2. Abdülhamit Han’ın torunu Yazar Nilhan Osmanoğlu ağırlandı.
Elazığ Belediyesi tarafından on bir ayın sultanı Ramazan ayı süresince Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi'nde saat 21.00’de düzenlenen Ramazan etkinlikleri, dolu dizgin devam ediyor.
Söyleşi, dinleti ve konser programlarının yer aldığı Ramazan ayı etkinliklerine, Sultan 2. Abdülhamit Han’ın torunu Yazar Nilhan Osmanoğlu konuk oldu. Elazığ Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Karaaslan’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşide Elazığlılarla buluşan Osmanoğlu, bu topraklara kök salan ve yüzyıllardır hâlâ varlığını sürdüren, toplumsal birliği, beraberliği ve dayanışmayı pekiştiren Osmanlıdan günümüze Ramazan gelenekleri hakkında paylaşımlarda bulundu.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşide, Osmanlı Dönemi'nde toplumsal düzenin korunması ve İslam ruhunun yaşatılmasına katkı sağlayan tenbihnamelerin yayımlandığını anlatan Osmanoğlu, bugün de bu gelenek ve değerlerimize sahip çıkılmasının önemine vurgu yaptı.
ETKİNLİKLER, BİRBİRİNDEN KIYMETLİ KONUKLARLA DEVAM EDİYOR
Elazığ Belediyesi Ramazan ayı etkinliklerine 24 Şubat Salı günü (Bugün) edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Yazar Fatih Duman, 25 Şubat Çarşamba günü de edebiyatımızın güçlü kalemi ve fikir adamı Vehbi Vakkasoğlu konuk olacak.
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi'nin Bordo Salonu'nda bu etkinlikler devam ederken Beyaz Salonda ise çocuklara yönelik etkinlikler devam ediyor.
Saat 19.30 kapılarını açan çocuk etkinlik alanında Hacivat Karagöz Gölge Oyunu, çocuk oyunları ve birbirinden güzel oyunlar sergileniyor.
Çocuklara yönelik pamuk şeker, mısır ikramlarının yer aldığı etkinliklerde şark köşesinde çay ve tatlı ikramları yapılıyor. Çocuklar ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikler ramazan sonuna kadar devam edecek.
Elazığ Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, “On bir ayın sultanı Ramazan ayının maneviyatının şehrimizde birlik ve beraberlik içinde coşkuyla yaşanmasına katkı sağlamak adına hazırladığımız Ramazan programlarımıza tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-ayi-etkinlikleri-dolu-dizgin-suruyor-281526.html
Bulgaristan’da Türk üniversite öğrencileri kaza geçirdi :1 ölü, 2 yaralı
Bulgaristan’da Türk üniversite öğrencileri kaza geçirdi :1 ölü, 2 yaralı
Bulgaristan’da üniversite eğitimi gören Türk öğrencileri taşıyan otomobil, Meriç Otoyolu’nda kaza yaptı.
Çanakkaleli 25 yaşındaki üniversiteli öğrenci Berk Eray Özcan olay yerinde hayatını kaybederken, diğer yolculardan Ahmet Fatih Doğru’nun ağır yaralandığı öğrenildi.
Kaza, Meriç Otoyolu’nun 32’nci kilometresinde, Dimitrovgrad (Kayacık) yakınlarında meydana geldi. Haskovo Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, pazar günü saat 17.50 sıralarında Sofya istikametine seyreden otomobil kontrolden çıkarak yolun sağından savruldu. Araç önce bariyerlere çarptı, ardından takla atarak yol dışındaki tarlaya devrildi.
Yaralılar Haskovo Hastanesi’ne kaldırıldı
Kazada araçta bulunan 3 kişiden 25 yaşındaki Berk Eray Özcan olay yerinde yaşamını yitirdi. Özcan’ın eczacılık fakültesi son sınıf öğrencisi olduğu belirtildi.
Aynı kazada Çanakkale’nin Çan ilçesinden Ahmet Fatih Doğru ile ismi açıklanmayan 22 yaşındaki bir genç kadın öğrenci ağır yaralandı. Yaralılar Haskovo Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Yetkililer, araçta bulunan üç kişinin de Türkiye vatandaşı olduğunu ve Sofya’da uzun süreli ikamet ettiklerini açıkladı.
Kazada aracı kimin kullandığının henüz netlik kazanmadığı, bilirkişi incelemesi başlatıldığı bildirildi. Sürücünün tespiti amacıyla kan örnekleri alınırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/bulgaristan-da-turk-universite-ogrencileri-kaza-gecirdi-1-olu-2-yarali-281524.html
Bulgaristan’da üniversite eğitimi gören Türk öğrencileri taşıyan otomobil, Meriç Otoyolu’nda kaza yaptı.
Çanakkaleli 25 yaşındaki üniversiteli öğrenci Berk Eray Özcan olay yerinde hayatını kaybederken, diğer yolculardan Ahmet Fatih Doğru’nun ağır yaralandığı öğrenildi.
Kaza, Meriç Otoyolu’nun 32’nci kilometresinde, Dimitrovgrad (Kayacık) yakınlarında meydana geldi. Haskovo Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, pazar günü saat 17.50 sıralarında Sofya istikametine seyreden otomobil kontrolden çıkarak yolun sağından savruldu. Araç önce bariyerlere çarptı, ardından takla atarak yol dışındaki tarlaya devrildi.
Yaralılar Haskovo Hastanesi’ne kaldırıldı
Kazada araçta bulunan 3 kişiden 25 yaşındaki Berk Eray Özcan olay yerinde yaşamını yitirdi. Özcan’ın eczacılık fakültesi son sınıf öğrencisi olduğu belirtildi.
Aynı kazada Çanakkale’nin Çan ilçesinden Ahmet Fatih Doğru ile ismi açıklanmayan 22 yaşındaki bir genç kadın öğrenci ağır yaralandı. Yaralılar Haskovo Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Yetkililer, araçta bulunan üç kişinin de Türkiye vatandaşı olduğunu ve Sofya’da uzun süreli ikamet ettiklerini açıkladı.
Kazada aracı kimin kullandığının henüz netlik kazanmadığı, bilirkişi incelemesi başlatıldığı bildirildi. Sürücünün tespiti amacıyla kan örnekleri alınırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/bulgaristan-da-turk-universite-ogrencileri-kaza-gecirdi-1-olu-2-yarali-281524.html
23 Şubat 2026 Pazartesi
Oğuz Aksaç Elazığ’da Ramazan Coşkusunu Yaşattı | Elazığ Belediyesi Ramazan Etkinlikleri 2026
Türk Halk Müziği’nin sevilen ismi Oğuz Aksaç, Elazığ Belediyesi’nin düzenlediği Ramazan Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında Elazığlılarla buluştu. Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konser, Ramazan ayının manevi atmosferine renk kattı.
Elazığ Belediyesi Ramazan Etkinlikleri Yoğun İlgi Görüyor
Elazığ Belediyesi, Ramazan ayı boyunca milli ve manevi değerleri yaşatmak amacıyla düzenlediği Kültür ve Sanat Etkinlikleri ile vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Etkinliklerin üçüncü gününde sahne alan Oğuz Aksaç, seslendirdiği türkülerle dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.
Sanatçı, Harput musikisinin en güzel örneklerini seslendirerek Elazığlılara özel bir repertuvar sundu. Zaman zaman seyircilere mikrofon uzatan Aksaç, salonu coşkuya boğdu.
Ramazan’da Elazığ’da Kimler Sahne Alacak?
Etkinlikler kapsamında bu akşam saat 21.00’de, Osmanlı Devleti’nin Sultanı 2. Abdülhamid Han’ın 5. kuşak torunu ve yazar Nilhan Osmanoğlu Elazığlılarla buluşacak.
24 Şubat Salı akşamı saat 21.00’de ise Yazar Fatih Duman söyleşi programıyla sahnede olacak.
Çocuklar İçin Ücretsiz Ramazan Eğlenceleri
Elazığ Belediyesi, Ramazan etkinliklerinde çocukları da unutmadı. Miniklerin doyasıya eğlendiği çocuk etkinlik alanlarında, her yaş grubuna hitap eden sahne gösterileri, oyun atölyeleri ve sürpriz aktiviteler düzenleniyor.
Tamamen ücretsiz olan bu etkinliklerde çocuklar, Ramazan’ın coşkusunu eğlenerek yaşıyor. Etkinlik alanı, her akşam adeta bir şenlik havasına bürünüyor.
Elazığ’da Ramazan Etkinliklerinde Neler Sunuluyor?
Etkinliklerde davetlilere çeşitli ikramlar sunuluyor. Vatandaşlar, hem kültürel hem de manevi atmosferi bir arada yaşarken, Elazığ Belediyesi’nin hazırladığı programlarla Ramazan ruhunu doyasıya hissediyor.
Halkın En Çok Merak Ettiği Sorular
1. Oğuz Aksaç Elazığ’da nerede konser verdi?
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde sahne aldı.
2. Elazığ Belediyesi Ramazan etkinlikleri ne zamana kadar sürecek?
Ramazan ayı boyunca her akşam farklı sanatçı ve yazarlarla devam edecek.
3. Etkinliklere katılım ücretli mi?
Hayır, tüm etkinlikler ücretsiz olarak düzenleniyor.
Editör Düzenyelen: Birol Öz
Uzmanlık Alanı: Kültür-Sanat Editörlüğü, Yerel Haber Analizi
Kaynak: Elazığ Belediyesi Basın Müdürlüğü, Esha Haber Arşivi
https://www.eshahaber.com.tr/haber/oguz-aksac-elazig-da-ramazan-coskusunu-yasatti-elazig-belediyesi-ramazan-etkinlikleri-2026-281522.html
Elazığ Belediyesi Ramazan Etkinlikleri Yoğun İlgi Görüyor
Elazığ Belediyesi, Ramazan ayı boyunca milli ve manevi değerleri yaşatmak amacıyla düzenlediği Kültür ve Sanat Etkinlikleri ile vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Etkinliklerin üçüncü gününde sahne alan Oğuz Aksaç, seslendirdiği türkülerle dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.
Sanatçı, Harput musikisinin en güzel örneklerini seslendirerek Elazığlılara özel bir repertuvar sundu. Zaman zaman seyircilere mikrofon uzatan Aksaç, salonu coşkuya boğdu.
Ramazan’da Elazığ’da Kimler Sahne Alacak?
Etkinlikler kapsamında bu akşam saat 21.00’de, Osmanlı Devleti’nin Sultanı 2. Abdülhamid Han’ın 5. kuşak torunu ve yazar Nilhan Osmanoğlu Elazığlılarla buluşacak.
24 Şubat Salı akşamı saat 21.00’de ise Yazar Fatih Duman söyleşi programıyla sahnede olacak.
Çocuklar İçin Ücretsiz Ramazan Eğlenceleri
Elazığ Belediyesi, Ramazan etkinliklerinde çocukları da unutmadı. Miniklerin doyasıya eğlendiği çocuk etkinlik alanlarında, her yaş grubuna hitap eden sahne gösterileri, oyun atölyeleri ve sürpriz aktiviteler düzenleniyor.
Tamamen ücretsiz olan bu etkinliklerde çocuklar, Ramazan’ın coşkusunu eğlenerek yaşıyor. Etkinlik alanı, her akşam adeta bir şenlik havasına bürünüyor.
Elazığ’da Ramazan Etkinliklerinde Neler Sunuluyor?
Etkinliklerde davetlilere çeşitli ikramlar sunuluyor. Vatandaşlar, hem kültürel hem de manevi atmosferi bir arada yaşarken, Elazığ Belediyesi’nin hazırladığı programlarla Ramazan ruhunu doyasıya hissediyor.
Halkın En Çok Merak Ettiği Sorular
1. Oğuz Aksaç Elazığ’da nerede konser verdi?
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde sahne aldı.
2. Elazığ Belediyesi Ramazan etkinlikleri ne zamana kadar sürecek?
Ramazan ayı boyunca her akşam farklı sanatçı ve yazarlarla devam edecek.
3. Etkinliklere katılım ücretli mi?
Hayır, tüm etkinlikler ücretsiz olarak düzenleniyor.
Editör Düzenyelen: Birol Öz
Uzmanlık Alanı: Kültür-Sanat Editörlüğü, Yerel Haber Analizi
Kaynak: Elazığ Belediyesi Basın Müdürlüğü, Esha Haber Arşivi
https://www.eshahaber.com.tr/haber/oguz-aksac-elazig-da-ramazan-coskusunu-yasatti-elazig-belediyesi-ramazan-etkinlikleri-2026-281522.html
Elazığ Belediyesi Ramazan Kültür ve Sanat Etkinlikleri'nde sevilen sanatçı Oğuz Aksaç, Elazığlılarla buluştu
Ramazan ayının milli ve manevi atmosferini yaşatmak amacıyla gerçekleştirilen Elazığ Belediyesi Kültür ve Sanat Etkinlikleri, zengin içerikleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görmeye devam ediyor.
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncü gününde, Türk Halk Müziği'nin usta yorumcusu ve sevilen sanatçısı Oğuz Aksaç, Elazığlılar ile bir araya geldi.
Birbirinden güzel eserler seslendiren, zaman zaman vatandaşlara da mikrofon uzatan Sanatçı Aksaç, Harput musikisinin de en güzel örneklerini Elazığ’da seslendirdi.
Etkinlik kapsamında bu akşam saat 21.00'de Osmanlı Devleti'nin Sultanı Sultan 2. Abdülhamid Han'ın 5. Kuşak Torunu ve Yazar Nilhan Osmanoğlu vatandaşlarla buluşacak. 24 Şubat Salı akşamı saat 21.00’de ise Yazar Fatih Duman hemşehrilerimizle bir araya gelecek.
Öte yandan Elazığ Belediyesi Ramazan Kültür ve Sanat Etkinlikleri'nde, miniklerin de doyasıya eğlendiği çocuk etkinlik alanlarında, her yaş gruba hitap eden zengin programlar gerçekleştiriliyor. Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen etkinliklerde sahne gösterileri, oyun atölyeleri ve sürpriz aktivitelerle çocuklar keyifli vakit geçiriyor, etkinlik alanı adeta bir şenlik havasına bürünüyor.
Davetlilere değişik ikramların da sunulduğu etkinliklerde minik yürekler, ramazanın coşkusunu doya doya yaşama fırsatı buluyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-kultur-ve-sanat-etkinlikleri-nde-sevilen-sanatci-oguz-aksac-elaziglilarla-bulustu-281523.html
Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncü gününde, Türk Halk Müziği'nin usta yorumcusu ve sevilen sanatçısı Oğuz Aksaç, Elazığlılar ile bir araya geldi.
Birbirinden güzel eserler seslendiren, zaman zaman vatandaşlara da mikrofon uzatan Sanatçı Aksaç, Harput musikisinin de en güzel örneklerini Elazığ’da seslendirdi.
Etkinlik kapsamında bu akşam saat 21.00'de Osmanlı Devleti'nin Sultanı Sultan 2. Abdülhamid Han'ın 5. Kuşak Torunu ve Yazar Nilhan Osmanoğlu vatandaşlarla buluşacak. 24 Şubat Salı akşamı saat 21.00’de ise Yazar Fatih Duman hemşehrilerimizle bir araya gelecek.
Öte yandan Elazığ Belediyesi Ramazan Kültür ve Sanat Etkinlikleri'nde, miniklerin de doyasıya eğlendiği çocuk etkinlik alanlarında, her yaş gruba hitap eden zengin programlar gerçekleştiriliyor. Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen etkinliklerde sahne gösterileri, oyun atölyeleri ve sürpriz aktivitelerle çocuklar keyifli vakit geçiriyor, etkinlik alanı adeta bir şenlik havasına bürünüyor.
Davetlilere değişik ikramların da sunulduğu etkinliklerde minik yürekler, ramazanın coşkusunu doya doya yaşama fırsatı buluyor.
https://www.eshahaber.com.tr/haber/elazig-belediyesi-ramazan-kultur-ve-sanat-etkinlikleri-nde-sevilen-sanatci-oguz-aksac-elaziglilarla-bulustu-281523.html
Rahmi Arvas Hoca’dan Derin Sorgu: “Yeni Mevlânâlar Neden Yetişmiyor?”
Gönüller Neden Çiçek Açmıyor?
Günümüzün en çok sorulan ama en az durup düşünülen sorularından biri:
Neden artık Mevlânâlar, Yunuslar, Hacı Bektaş Velîler yetişmiyor?
Soru basit görünür; cevabı ise insanın kalbine ağır gelir.
İnsanı Büyütmeyi Bıraktık
Çünkü biz, insanı büyütmeyi bıraktık.
Bilgiyi çoğalttık ama hikmeti azalttık.
Sesleri yükselttik ama gönülleri susturduk.
Kalabalıklar içinde yalnız, ekranlar arasında kayıp bir çağ inşa ettik.
İrfan ve Sükûnetin Gücü
Mevlânâ, çağının en gürültülü zamanında bile iç dünyasına doğru yürüyebilen bir insandı.
Yunus, sözü az ama manası derin bir gönül sultanıydı.
Hacı Bektaş, insanı merkeze alan bir adalet ve merhamet dili kurmuştu.
Onları büyüten şey imkân değil, irfandı, mana deniziydi.
Onları çağının üstüne çıkaran şey hız değil, sükûnetti.
Hız Çağında Düşüncenin Kaybı
Bugün ise her şey hızlı.
Düşünce bile nefes alamadan geçiyor zihnimizden.
Okuyoruz ama anlamıyoruz, konuşuyoruz ama duymuyoruz, görüyoruz ama fark etmiyoruz.
Kalp aceleye dayanmaz; irfan gürültüde yeşermez.
Biz toprağı kuruttuk, sonra çiçeğin neden açmadığını sorduk.
Manevi Yoksunluk: Sessiz Bir Yıkım
Manevi yoksunluk, sessiz bir yıkımdır.
Gürültü koparmaz ama insanı içten içe eksiltir.
Vicdan körelir, merhamet yorulur, edep eskir.
İnsan kalitesi dediğimiz şey; diploma sayısıyla değil, gönül derinliğiyle ölçülür.
Ama biz ölçüyü değiştirdik, sonra sonucu beğenmedik.
Yeni Nesillerin Yönsüzlüğü
Artık çocuklara “başarılı ol” diyoruz,
“iyi insan ol” demeyi ihmal ederek.
Kazanmaya öğretiyoruz, paylaşmayı unutturuyoruz.
Hak aramayı biliyorlar ama hakka razı olmayı bilmiyorlar.
Kalpler dolu ama yönsüz; zihinler keskin ama köksüz.
Değerlerin Kaybı
Mevlânâlar yetişmez, eğer tahammül küçümsenirse.
Yunuslar doğmaz, eğer sade sözler değersiz görülürse.
Hacı Bektaşlar gelmez, eğer adalet sadece slogana indirgenirse.
Çağın En Büyük Fakirliği
Bu çağın en büyük fakirliği para değil, manadır.
En büyük açlığı ekmek değil, merhamettir.
Ve en büyük çöküşü binaların değil, insanın içinin yıkılmasıdır.
İnsan içten yıkıldığında, şehir ayakta kalsa ne fayda?
Her İnsan Kendi Mevlânâsı Olabilir
Belki yeni Mevlânâlar gelmeyecek.
Ama her insan, kendi payına düşen kadar Mevlânâ olabilir.
Bir susuşta, bir affedişte, bir anlayışta.
Yunus, bir şiir değil; bir hâl meselesidir.
Hacı Bektaş, bir isim değil; bir duruş meselesidir.
Kalbi Sulamak Gerek
Toprak hâlâ burada.
Tohum hâlâ mümkün.
Ama önce kalbi sulamak gerekiyor.
Çünkü manevi yoksulluk giderilmeden insan kalitesi yükselmez.
Asıl Soru
Ve belki de asıl can yakıcı soru şudur:
Yeni Mevlânâlar neden yetişmiyor değil, biz neden Yunus olmayı istemiyoruz?
Hayırlı Ramazanlar
https://www.eshahaber.com.tr/haber/rahmi-arvas-hocadan-derin-sorgu-yeni-mevlanalar-neden-yetismiyor-281519.html
Günümüzün en çok sorulan ama en az durup düşünülen sorularından biri:
Neden artık Mevlânâlar, Yunuslar, Hacı Bektaş Velîler yetişmiyor?
Soru basit görünür; cevabı ise insanın kalbine ağır gelir.
İnsanı Büyütmeyi Bıraktık
Çünkü biz, insanı büyütmeyi bıraktık.
Bilgiyi çoğalttık ama hikmeti azalttık.
Sesleri yükselttik ama gönülleri susturduk.
Kalabalıklar içinde yalnız, ekranlar arasında kayıp bir çağ inşa ettik.
İrfan ve Sükûnetin Gücü
Mevlânâ, çağının en gürültülü zamanında bile iç dünyasına doğru yürüyebilen bir insandı.
Yunus, sözü az ama manası derin bir gönül sultanıydı.
Hacı Bektaş, insanı merkeze alan bir adalet ve merhamet dili kurmuştu.
Onları büyüten şey imkân değil, irfandı, mana deniziydi.
Onları çağının üstüne çıkaran şey hız değil, sükûnetti.
Hız Çağında Düşüncenin Kaybı
Bugün ise her şey hızlı.
Düşünce bile nefes alamadan geçiyor zihnimizden.
Okuyoruz ama anlamıyoruz, konuşuyoruz ama duymuyoruz, görüyoruz ama fark etmiyoruz.
Kalp aceleye dayanmaz; irfan gürültüde yeşermez.
Biz toprağı kuruttuk, sonra çiçeğin neden açmadığını sorduk.
Manevi Yoksunluk: Sessiz Bir Yıkım
Manevi yoksunluk, sessiz bir yıkımdır.
Gürültü koparmaz ama insanı içten içe eksiltir.
Vicdan körelir, merhamet yorulur, edep eskir.
İnsan kalitesi dediğimiz şey; diploma sayısıyla değil, gönül derinliğiyle ölçülür.
Ama biz ölçüyü değiştirdik, sonra sonucu beğenmedik.
Yeni Nesillerin Yönsüzlüğü
Artık çocuklara “başarılı ol” diyoruz,
“iyi insan ol” demeyi ihmal ederek.
Kazanmaya öğretiyoruz, paylaşmayı unutturuyoruz.
Hak aramayı biliyorlar ama hakka razı olmayı bilmiyorlar.
Kalpler dolu ama yönsüz; zihinler keskin ama köksüz.
Değerlerin Kaybı
Mevlânâlar yetişmez, eğer tahammül küçümsenirse.
Yunuslar doğmaz, eğer sade sözler değersiz görülürse.
Hacı Bektaşlar gelmez, eğer adalet sadece slogana indirgenirse.
Çağın En Büyük Fakirliği
Bu çağın en büyük fakirliği para değil, manadır.
En büyük açlığı ekmek değil, merhamettir.
Ve en büyük çöküşü binaların değil, insanın içinin yıkılmasıdır.
İnsan içten yıkıldığında, şehir ayakta kalsa ne fayda?
Her İnsan Kendi Mevlânâsı Olabilir
Belki yeni Mevlânâlar gelmeyecek.
Ama her insan, kendi payına düşen kadar Mevlânâ olabilir.
Bir susuşta, bir affedişte, bir anlayışta.
Yunus, bir şiir değil; bir hâl meselesidir.
Hacı Bektaş, bir isim değil; bir duruş meselesidir.
Kalbi Sulamak Gerek
Toprak hâlâ burada.
Tohum hâlâ mümkün.
Ama önce kalbi sulamak gerekiyor.
Çünkü manevi yoksulluk giderilmeden insan kalitesi yükselmez.
Asıl Soru
Ve belki de asıl can yakıcı soru şudur:
Yeni Mevlânâlar neden yetişmiyor değil, biz neden Yunus olmayı istemiyoruz?
Hayırlı Ramazanlar
https://www.eshahaber.com.tr/haber/rahmi-arvas-hocadan-derin-sorgu-yeni-mevlanalar-neden-yetismiyor-281519.html
Kur’an Ayı Ramazan’da Kur’an Nizamı ve Adil Düzen Çalışmaları Devam Ediyor
Kur’an’a Göre Devlet Düzeni ve Medeniyet – 140
Reşat Nuri Erol
“Bi iznihi / İzni ile” (Maide 16)
“Adil Düzene Göre Anayasa nasıl yapılacak?” sorusu, Reşat Nuri Erol’un 22 Şubat 2026 tarihli “Kur’an’a Göre Devlet Düzeni ve Medeniyet – 140” başlıklı makalesinde yeniden gündeme taşındı.
Erol, Kur’an ayı Ramazan’a yaklaşırken, Kur’an Nizamı ve Adil Düzene dayalı çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü belirtiyor. Yazısında, “Bi iznihi / İzni ile” (Maide 16) ayetine atıfta bulunarak, ilahî izin ve rehberliğin toplumsal düzenin temelinde yer alması gerektiğini vurguluyor.
Kaynak:
https://akevler.org/AkevlerMakaleler/31142/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Kurana-gore-devlet-duzeni-ve-medeniyet---140
/>
İlgili Yayınlar ve Görüşmeler
20.02.2026
Suat Akpınar, 1990’lı yıllarda Adil Düzen çalışanlarının Kırgızistan’daki faaliyetlerini anlatıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=aJfNCDX0jfs&t=2764s
/>
18.02.2026
Süleyman Karagülle ve Adil Düzen üzerine Reşat Nuri Erol’un değerlendirmeleri.
https://www.youtube.com/watch?v=N6MBnYl4A-4
/>
Ek Okuma:
Yusuf Dinç – Kapitalizm Muhasebesi
https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusuf-dinc/kapitalizm-muhasebesi-4799654?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral
/>
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kur-an-ayi-ramazan-da-kur-an-nizami-ve-adil-duzen-calismalari-devam-ediyor-281518.html
Reşat Nuri Erol
“Bi iznihi / İzni ile” (Maide 16)
“Adil Düzene Göre Anayasa nasıl yapılacak?” sorusu, Reşat Nuri Erol’un 22 Şubat 2026 tarihli “Kur’an’a Göre Devlet Düzeni ve Medeniyet – 140” başlıklı makalesinde yeniden gündeme taşındı.
Erol, Kur’an ayı Ramazan’a yaklaşırken, Kur’an Nizamı ve Adil Düzene dayalı çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü belirtiyor. Yazısında, “Bi iznihi / İzni ile” (Maide 16) ayetine atıfta bulunarak, ilahî izin ve rehberliğin toplumsal düzenin temelinde yer alması gerektiğini vurguluyor.
Kaynak:
https://akevler.org/AkevlerMakaleler/31142/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Kurana-gore-devlet-duzeni-ve-medeniyet---140
/>
İlgili Yayınlar ve Görüşmeler
20.02.2026
Suat Akpınar, 1990’lı yıllarda Adil Düzen çalışanlarının Kırgızistan’daki faaliyetlerini anlatıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=aJfNCDX0jfs&t=2764s
/>
18.02.2026
Süleyman Karagülle ve Adil Düzen üzerine Reşat Nuri Erol’un değerlendirmeleri.
https://www.youtube.com/watch?v=N6MBnYl4A-4
/>
Ek Okuma:
Yusuf Dinç – Kapitalizm Muhasebesi
https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusuf-dinc/kapitalizm-muhasebesi-4799654?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral
/>
https://www.eshahaber.com.tr/haber/kur-an-ayi-ramazan-da-kur-an-nizami-ve-adil-duzen-calismalari-devam-ediyor-281518.html
İlhan Oral Hoca’dan Sarsıcı Uyarı: “Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin Hakikat”
D
İslam Kimin Dinidir?
İslam aidiyetinin kime ait olduğu bilinip kabul edilmeden din olmaz. Azîz ve Muntekim Allah Teâlâ’yı tanımayan, tüm değerlerini kaybeder. Bütün değerlerini kaybeden insan Allah Teâlâ’nın gücünün, kuvvetinin ve hâkimiyetinin etkisini hissetmez olur. İnsanın duyarsızlığı bu noktada, bugünkü deyimle onu ya deist veya ateist durumuna düşürür. Artık sözün özü kendini gösterir.
Kur’an Sistemi ve İnsan Tipleri
Sözün bittiği yerde esas sistem olan Kur’an ifadesi başlar. Kur’an sisteminde bu insan ya kâfirdir ya müşriktir ya da münafıktır. Kendini dindar zannettiği halde bile en azından kendilerini şirkin pençesinden kurtaramazlar. Bu tür insanlar, Allah Teâlâ’yı, Onun Kitabı Kur’an’ı, O Kur’an’ın ilk muhatabı ve tebliğcisi Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’i devre dışı bırakmış olurlar. Bütün ahlâkî değerler de burada çöker.
Görmek ve Anlamak
Şimdi burada hepimiz eşyayı gören gözlerimizi ve hakikatleri gören kalp gözlerimizi rantabl çalıştırıp hayatın hem ön yüzüne ve hem de arka planına bakalım. Günümüzde görünenlere, yaşananlara ve medya ekranında akışı kesilmeyen korkunç gelişmelere yoğunlaşalım. Saldırganlık küresel boyutları ile korkunç lavlar halinde püskürmektedir. Dolandırıcılık almış başını sel gibi akıp gidiyor. Kadın istismarı ve cinayetleri engellenemiyor. Dünya şer güçleri yeraltı zenginliklerini gördükleri her ülkeyi ve zenginliklerini zimmetlerine geçirmeye yelteniyorlar hatta zorluyorlar. Baskı kuruyor, ülkelerin yeraltı, yerüstü zenginliklerini ve sosyal dengelerini bozuyorlar. Otoritelerini çökertip savunmasız bırakıyorlar.
İslam Medeniyetinin Yükselişi ve Çöküşü
Şimdi tam burada en muamma bir mesele ile karşı karşıya geldik. Üzerinde yaşadığımız gezegende sekiz milyar insan var. Bu sekiz milyar insanın iki milyarı müslümandır. On dört asır sürecinde İslam devletleri en yüksek düzeyde ilmi çalışmalar yapmışlar. En bilgili toplumları yetiştirmişler. En etkin devletleri kurmuşlar. En medenî hayat standardını çok yüksek derecede sürdüregelmişler. On dört milyon dokuz yüz seksen küsur kilometre kare toprakları ile dünyanın en güçlü devletini hâkim hale getirmişlerdir. Bu kadar büyük devlet kurmuş, on dört asır hâkimiyetini sürdürmüş bir birikim ve kuvvete sahip bu irade niçin çökmüştür?
Çöküşün Sebebi
Bu çöküşün elbette çok ciddi sebepleri vardır. Bu sebeplerin yorumlarını yapıp çeşitli açıklama yapanlar farklı taraflara yönlendirmeyi sürdürmektedirler. Fakat bunun en net sebebini yalnızca Allah Teâlâ açıklıyor. Bu açıklama tartışmasızdır.
“Onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez hepsi Ona teslimdir. Hem de Ona döndürülüp götürüleceklerdir.” (Ali İmran: 3/83)
Bu ayet harika ve yüksek dozlu evrensel bir uyarıdır. İnsanlardan hangisi, hangi sebeple ilahî düzene karşı çıkarsa çıksın, Allah onun önüne aşılmaz bir engel koyar. Ölüm engelini aşabilen hiçbir canlı yoktur. Hiç kimsenin de haktan kaytarma imkânı ve gücü yoktur. Bundan sonra da insanın önüne Rabbimiz sarsılmaz bir müeyyide yerleştirir. Bu müeyyide müslümanları bile derinden silkeler ve uyarır.
Halis Din Allah’ındır
“İyi bil ki, yalnızca halis din Allah’ındır. Onun dışında bir takım dostlara tutunanlar da derler ki, biz onlara kulluk yapmıyoruz, ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tabi oluyoruz. Şüphesiz Allah onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Gerçekten Allah ısrarla inkâr eden yalancıyı, hidayet sistemine kavuşturmaz.” (Zümer: 39/3)
Görüldüğü gibi halis dinin Kitabı Kur’an’ı “sırtlarının ardına atanlar” şirk batağına batar, zilletten çıkıp kurtulamazlar.
Son Uyarı
Bu da “kıldan ince kılıçtan keskin” ilâhî uyarıdır, hakikat ve ağır tehdittir. Bugün bu görevi ifa etmek bizim şerefimizdir.
Esselamu aleykum
İlhan Oral
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ilhan-oral-hoca-dan-sarsici-uyari-kildan-ince-kilictan-keskin-hakikat-281517.html
İslam Kimin Dinidir?
İslam aidiyetinin kime ait olduğu bilinip kabul edilmeden din olmaz. Azîz ve Muntekim Allah Teâlâ’yı tanımayan, tüm değerlerini kaybeder. Bütün değerlerini kaybeden insan Allah Teâlâ’nın gücünün, kuvvetinin ve hâkimiyetinin etkisini hissetmez olur. İnsanın duyarsızlığı bu noktada, bugünkü deyimle onu ya deist veya ateist durumuna düşürür. Artık sözün özü kendini gösterir.
Kur’an Sistemi ve İnsan Tipleri
Sözün bittiği yerde esas sistem olan Kur’an ifadesi başlar. Kur’an sisteminde bu insan ya kâfirdir ya müşriktir ya da münafıktır. Kendini dindar zannettiği halde bile en azından kendilerini şirkin pençesinden kurtaramazlar. Bu tür insanlar, Allah Teâlâ’yı, Onun Kitabı Kur’an’ı, O Kur’an’ın ilk muhatabı ve tebliğcisi Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’i devre dışı bırakmış olurlar. Bütün ahlâkî değerler de burada çöker.
Görmek ve Anlamak
Şimdi burada hepimiz eşyayı gören gözlerimizi ve hakikatleri gören kalp gözlerimizi rantabl çalıştırıp hayatın hem ön yüzüne ve hem de arka planına bakalım. Günümüzde görünenlere, yaşananlara ve medya ekranında akışı kesilmeyen korkunç gelişmelere yoğunlaşalım. Saldırganlık küresel boyutları ile korkunç lavlar halinde püskürmektedir. Dolandırıcılık almış başını sel gibi akıp gidiyor. Kadın istismarı ve cinayetleri engellenemiyor. Dünya şer güçleri yeraltı zenginliklerini gördükleri her ülkeyi ve zenginliklerini zimmetlerine geçirmeye yelteniyorlar hatta zorluyorlar. Baskı kuruyor, ülkelerin yeraltı, yerüstü zenginliklerini ve sosyal dengelerini bozuyorlar. Otoritelerini çökertip savunmasız bırakıyorlar.
İslam Medeniyetinin Yükselişi ve Çöküşü
Şimdi tam burada en muamma bir mesele ile karşı karşıya geldik. Üzerinde yaşadığımız gezegende sekiz milyar insan var. Bu sekiz milyar insanın iki milyarı müslümandır. On dört asır sürecinde İslam devletleri en yüksek düzeyde ilmi çalışmalar yapmışlar. En bilgili toplumları yetiştirmişler. En etkin devletleri kurmuşlar. En medenî hayat standardını çok yüksek derecede sürdüregelmişler. On dört milyon dokuz yüz seksen küsur kilometre kare toprakları ile dünyanın en güçlü devletini hâkim hale getirmişlerdir. Bu kadar büyük devlet kurmuş, on dört asır hâkimiyetini sürdürmüş bir birikim ve kuvvete sahip bu irade niçin çökmüştür?
Çöküşün Sebebi
Bu çöküşün elbette çok ciddi sebepleri vardır. Bu sebeplerin yorumlarını yapıp çeşitli açıklama yapanlar farklı taraflara yönlendirmeyi sürdürmektedirler. Fakat bunun en net sebebini yalnızca Allah Teâlâ açıklıyor. Bu açıklama tartışmasızdır.
“Onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez hepsi Ona teslimdir. Hem de Ona döndürülüp götürüleceklerdir.” (Ali İmran: 3/83)
Bu ayet harika ve yüksek dozlu evrensel bir uyarıdır. İnsanlardan hangisi, hangi sebeple ilahî düzene karşı çıkarsa çıksın, Allah onun önüne aşılmaz bir engel koyar. Ölüm engelini aşabilen hiçbir canlı yoktur. Hiç kimsenin de haktan kaytarma imkânı ve gücü yoktur. Bundan sonra da insanın önüne Rabbimiz sarsılmaz bir müeyyide yerleştirir. Bu müeyyide müslümanları bile derinden silkeler ve uyarır.
Halis Din Allah’ındır
“İyi bil ki, yalnızca halis din Allah’ındır. Onun dışında bir takım dostlara tutunanlar da derler ki, biz onlara kulluk yapmıyoruz, ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tabi oluyoruz. Şüphesiz Allah onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Gerçekten Allah ısrarla inkâr eden yalancıyı, hidayet sistemine kavuşturmaz.” (Zümer: 39/3)
Görüldüğü gibi halis dinin Kitabı Kur’an’ı “sırtlarının ardına atanlar” şirk batağına batar, zilletten çıkıp kurtulamazlar.
Son Uyarı
Bu da “kıldan ince kılıçtan keskin” ilâhî uyarıdır, hakikat ve ağır tehdittir. Bugün bu görevi ifa etmek bizim şerefimizdir.
Esselamu aleykum
İlhan Oral
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ilhan-oral-hoca-dan-sarsici-uyari-kildan-ince-kilictan-keskin-hakikat-281517.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Elazığ, Turizm Markası Oluyor.
BAŞKAN ŞERİFOĞULLARI İLE ELAZIĞ, TURİZMDE MARKA ŞEHİR OLMA YOLUNDA 15-22 Nisan Turizm Haftası’nda Elazığ, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Ş...
-
BAŞKAN ŞERİFOĞULLARI İLE ELAZIĞ, TURİZMDE MARKA ŞEHİR OLMA YOLUNDA 15-22 Nisan Turizm Haftası’nda Elazığ, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Ş...


























