Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın ABD ziyaretinin ardından, Washington yönetiminin İsrail'e Suriye'nin güneyindeki işgal ettiği Şeyh (Hermon) Dağı'ndan çekilmesi için baskı yapma ihtimalinin Tel Aviv yönetimini endişelendirdiği iddia edildi.
İSRAİL BASINI, TEL AVİV ENDİŞELİ DEDİ
İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Suriye Cumhurbaşkanı Şara, Beyaz Saray'da "tarihi" şekilde karşılandı.
Şara'ya Beyaz Saray'da yapılan karşılama töreninin, Tel Aviv yönetiminde, Washington'un yaklaşık bir sene önce işgal edilen Hermon Dağı'ndan çekilme için baskı yapabileceği endişesine yol açtığı öne sürüldü.
İsrailli yetkililerin, gelecek kışın işgal altındaki Hermon Dağı'nda geçirilecek son kış olmayacağını düşünmelerine karşın ABD Başkanı Donald Trump'ın Şara ile yaptığı görüşmenin, İsrail'e yönelik bir baskıya neden olabileceği düşüncesini oluşturduğu kaydedildi.
Haberde, İsrail ve Suriyeli yetkililer arasında, bir ateşkes anlaşması imzalamak için yapılan düşük profilli görüşmelerden bir sonuç çıkmadığı, Trump'ın ateşkes için dayatması durumunda İsrail'in yeni bir sorunla karşı karşıya kalacağı ileri sürüldü.
Söz konusu tepede işgali sürdüren İsrail ordusunun, bölgede iki karakol konuşlandırdığı ve bunların yapılan silah kaçakçılığını engellediği iddia edildi.
İsrail ordusunun, işgal altındaki Suriye toprağı Golan'da ise 8 karakolunun bulunduğu ve bunların taşınabilir nitelikte olduğu aktarıldı.
İsrail'in bölgede saldırı özgürlüğünü garanti altına alacak şekilde Hermon'dan çekilmeye hazır olduğu belirtilen haberde, bölgeyle ilgili kararların Washington ve Ankara'da alınmasının muhtemel olduğuna dikkat çekildi.
İsrailli güvenlik yetkililerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki ilişkiden de derin endişe duyduğu ve Türkiye'nin ABD ile Suriye arasında köprü vazifesi gördüğü belirtildi.
İSRAİL'İN SURİYE TOPRAKLARINDAKİ İŞGALİNİ DERİNLEŞTİRMESİ
İsrail ordusu, 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepelerine bitişik tampon bölgeyi 8 Aralık 2024'te işgal etmişti.
İsrail birlikleri, işgali tampon bölgenin de ilerisine taşıyarak başkent Şam'ın 20 kilometre yakınına ulaşmıştı.
Baas rejiminin 8 Aralık 2024'te yıkılmasının ardından Suriye'de devrik Baas rejimine ait onlarca noktayı vuran İsrail, Suriye'de birçok bölgeyi saldırılarla hedef almıştı.
Suriye Cumhurbaşkanı Şara, İsrail ordusunun, rejimin devrildiği 8 Aralık 2024'ten 18 Eylül'e kadar Suriye'ye 1000'den fazla hava saldırısı ve 400'den fazla kara saldırısı düzenlediğini açıklamıştı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/tel-aviv-in-derin-endisesi-sara-trump-gorusmesi-sonrasi-hermon-panigi-272022.html
15 Kasım 2025 Cumartesi
Adana'da çalıştığı inşaattan düşen işçi yaşamını yitirdi
Adana'nın merkez Yüreğir ilçesinde PTT Evleri Mahallesi'ndeki 5 katlı inşaatın 4'üncü katındaki çalışma sırasında Kubbettin Kaya (45), henüz bilinmeyen bir nedenle zemine düştü.
İhbar üzerine adrese 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Sağlık personelinin incelemesinde yaşamını yitirdiği belirlenen Kaya'nın cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Polis ekipleri inşaatta araştırma yaptı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/adana-da-calistigi-insaattan-dusen-isci-yasamini-yitirdi-272020.html
İhbar üzerine adrese 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Sağlık personelinin incelemesinde yaşamını yitirdiği belirlenen Kaya'nın cenazesi, Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Polis ekipleri inşaatta araştırma yaptı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/adana-da-calistigi-insaattan-dusen-isci-yasamini-yitirdi-272020.html
İsrail medyası: Askerî paradigmamız çöktü, merkezileşen Türkiye'nin yükselişi acil tehdit!
Haber7 - ÖZEL
İsrail merkezli güvenlik analizi sitesi Israel Radar tarafından yayımlanan makalede, bölgedeki dengelerin değiştiğine vurgu yapılırken, Türkiye’nin yükselen bölgesel rolüne dikkat çekildi.
Israel Radar’daki “İsrail’in güvenlik ufku yeni bir savunma stratejisi gerektiriyor” başlıklı analizde, İsrail’in “tarihinin en değişken stratejik dönemlerinden birine doğru ilerlediği” belirtildi. Ortadoğu’da “yeni ve eski tehditler” sıralandı.
'PARADİGMA ÇÖKTÜ... İSRAİL'E KARŞI ÇOKLU HAREKET ALANI'
İsrail’in uzun yıllar boyunca tehditleri yönetilebilir gördüğü fakat bu paradigmanın çöktüğü belirtilen raporda, “Yıllarca İsrail, temel tehditlerin büyük stratejik değişimlere zorlanmadan ‘kontrol altına alınabileceği’, ‘yönetilebileceği’ veya ‘biçilebileceği’ inancıyla hareket etti. Hizbullah caydırılabilir, Hamas izole edilebilir, İran yavaşlatılabilir ve bölgesel cepheler ayrı tutulabilirdi. Bu paradigma çöktü.” denildi.
Hamas’ın Gazze’de ideolojisinin devam ettiğine dikkat çekilen analizde, Husiler kalıcı tehdit oluşturduğu, Suriye’ye ‘düşman güçlerin’ nüfuz edildiği ifade ediliyor.
İsrail’in tehditleri yönetmesinin imkansız hale geldiğinin altı çizilen analizde, “İsrail, birden fazla cephenin aynı anda alevlenebileceği, düşmanların sınır ötesinde koordinasyon kurduğu ve yerel patlakların hızla çoklu harekat alanı krizlerine dönüşebileceği bir manzarayla karşı karşıya.” sözleri sarf ediliyor.
'TÜRK’ÜN AYAK İZİ İSRAİL İÇİN ZORLUK KATMANI'
Analizde Türkiye’ye ayrı bir parantez açılıyor.
İsrael Radar’ın “Yeni Bilinmez Kart: Türkiye” ara başlıklı bölümde, Erdoğan hükümetinin Kudüs ve Gazze konusundaki uluslararası hukuka ve insan haklarına bir politikasının, İsrail açısından “tehdit” olarak tanımlandığı kaydedildi.
Türkiye’nin giderek büyüyen askeri kapasitesi “yeni bir zorluk” olarak nitelendirildi.
Analizde şu görüşlere yer verildi:
“Türkiye, İsrail’in temel çıkarlarıyla giderek daha fazla çatışan hedeflere sahip büyük bir güç olarak yeniden ortaya çıktı. Bölgedeki genişleyen Türk askeri ayak izi, gelişmiş silah üretimi ve artan deniz yetenekleriyle birleştiğinde yeni bir zorluk katmanı yaratıyor. Ankara’nın İslamcı hareketlerle ideolojik uyumu, Kudüs hakkındaki saldırgan retoriği ve Gazze ve Suriye dahil olmak üzere birden fazla cephedeki çatışmacı duruşu, onu İsrail’in artık ikincil bir tehdit olarak ele alamayacağı stratejik bir tehdit haline getiriyor.”
'İSRAİL KARŞITI AKIMLARIN HAMİSİ TÜRKİYE OLABİLİR'
Israel Radar analizinde, “Mevcut eğilimler devam ederse, Türkiye baskın bir bölgesel askeri aktöre, enerji ve denizcilik dar boğazlarını kontrol eden merkeze ve hem Ortadoğu’da hem de Avrupa’da İsrail karşıtı akımların siyasi hamisine dönüşebilir. Giderek daha iddialı, müdahaleci ve ideolojik yüklü bir Türkiye, nihayetinde İsrail sınırlarına en yakın acil tehdit olarak İran’ın yerini alabilir.” denildi.
Demir Kubbe'lerini unuttular! İtiraf ettiler: İsrail'de Çelik Kubbe korkusu büyüdü!
'BATI'NIN TÜRKİYE'YE YAKLAŞIMI ENDİŞE VERİCİ'
Analizde, “Ankara’nın Batı ile olan bağları bir kısıtlayıcı faktör olarak hizmet edebilse de, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batı güçleri son zamanlarda Türk 'provokasyonlarını' hoş görmeye artan bir isteklilik göstermiştir. İsrail için bu, endişe verici bir gelişmedir.” ifadeleri kullanıldı.
Analizde ayrıca İsrail’in bölgede artan yalnızlığı ve çevresel tehdit algısını genişleterek birçok ülkeyi “potansiyel tehlike” kategorisine soktuğuna işaret edildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/israil-medyasi-asker-paradigmamiz-coktu-merkezilesen-turkiye-nin-yukselisi-acil-tehdit-272019.html
İsrail merkezli güvenlik analizi sitesi Israel Radar tarafından yayımlanan makalede, bölgedeki dengelerin değiştiğine vurgu yapılırken, Türkiye’nin yükselen bölgesel rolüne dikkat çekildi.
Israel Radar’daki “İsrail’in güvenlik ufku yeni bir savunma stratejisi gerektiriyor” başlıklı analizde, İsrail’in “tarihinin en değişken stratejik dönemlerinden birine doğru ilerlediği” belirtildi. Ortadoğu’da “yeni ve eski tehditler” sıralandı.
'PARADİGMA ÇÖKTÜ... İSRAİL'E KARŞI ÇOKLU HAREKET ALANI'
İsrail’in uzun yıllar boyunca tehditleri yönetilebilir gördüğü fakat bu paradigmanın çöktüğü belirtilen raporda, “Yıllarca İsrail, temel tehditlerin büyük stratejik değişimlere zorlanmadan ‘kontrol altına alınabileceği’, ‘yönetilebileceği’ veya ‘biçilebileceği’ inancıyla hareket etti. Hizbullah caydırılabilir, Hamas izole edilebilir, İran yavaşlatılabilir ve bölgesel cepheler ayrı tutulabilirdi. Bu paradigma çöktü.” denildi.
Hamas’ın Gazze’de ideolojisinin devam ettiğine dikkat çekilen analizde, Husiler kalıcı tehdit oluşturduğu, Suriye’ye ‘düşman güçlerin’ nüfuz edildiği ifade ediliyor.
İsrail’in tehditleri yönetmesinin imkansız hale geldiğinin altı çizilen analizde, “İsrail, birden fazla cephenin aynı anda alevlenebileceği, düşmanların sınır ötesinde koordinasyon kurduğu ve yerel patlakların hızla çoklu harekat alanı krizlerine dönüşebileceği bir manzarayla karşı karşıya.” sözleri sarf ediliyor.
'TÜRK’ÜN AYAK İZİ İSRAİL İÇİN ZORLUK KATMANI'
Analizde Türkiye’ye ayrı bir parantez açılıyor.
İsrael Radar’ın “Yeni Bilinmez Kart: Türkiye” ara başlıklı bölümde, Erdoğan hükümetinin Kudüs ve Gazze konusundaki uluslararası hukuka ve insan haklarına bir politikasının, İsrail açısından “tehdit” olarak tanımlandığı kaydedildi.
Türkiye’nin giderek büyüyen askeri kapasitesi “yeni bir zorluk” olarak nitelendirildi.
Analizde şu görüşlere yer verildi:
“Türkiye, İsrail’in temel çıkarlarıyla giderek daha fazla çatışan hedeflere sahip büyük bir güç olarak yeniden ortaya çıktı. Bölgedeki genişleyen Türk askeri ayak izi, gelişmiş silah üretimi ve artan deniz yetenekleriyle birleştiğinde yeni bir zorluk katmanı yaratıyor. Ankara’nın İslamcı hareketlerle ideolojik uyumu, Kudüs hakkındaki saldırgan retoriği ve Gazze ve Suriye dahil olmak üzere birden fazla cephedeki çatışmacı duruşu, onu İsrail’in artık ikincil bir tehdit olarak ele alamayacağı stratejik bir tehdit haline getiriyor.”
'İSRAİL KARŞITI AKIMLARIN HAMİSİ TÜRKİYE OLABİLİR'
Israel Radar analizinde, “Mevcut eğilimler devam ederse, Türkiye baskın bir bölgesel askeri aktöre, enerji ve denizcilik dar boğazlarını kontrol eden merkeze ve hem Ortadoğu’da hem de Avrupa’da İsrail karşıtı akımların siyasi hamisine dönüşebilir. Giderek daha iddialı, müdahaleci ve ideolojik yüklü bir Türkiye, nihayetinde İsrail sınırlarına en yakın acil tehdit olarak İran’ın yerini alabilir.” denildi.
Demir Kubbe'lerini unuttular! İtiraf ettiler: İsrail'de Çelik Kubbe korkusu büyüdü!
'BATI'NIN TÜRKİYE'YE YAKLAŞIMI ENDİŞE VERİCİ'
Analizde, “Ankara’nın Batı ile olan bağları bir kısıtlayıcı faktör olarak hizmet edebilse de, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batı güçleri son zamanlarda Türk 'provokasyonlarını' hoş görmeye artan bir isteklilik göstermiştir. İsrail için bu, endişe verici bir gelişmedir.” ifadeleri kullanıldı.
Analizde ayrıca İsrail’in bölgede artan yalnızlığı ve çevresel tehdit algısını genişleterek birçok ülkeyi “potansiyel tehlike” kategorisine soktuğuna işaret edildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/israil-medyasi-asker-paradigmamiz-coktu-merkezilesen-turkiye-nin-yukselisi-acil-tehdit-272019.html
Siverek'te çok sayıda silah ele geçirildi
Şanlıurfa'nın Siverek JASAT ilçesinde ekipler tarafından 4 adreste icra edilen aramalarda; 4 adet kalaşnikof piyade tüfeği, 1 adet Mauser piyade tüfeği, 4 kalaşnikof şarjörü, 266 adet değişik çap ve ebatta fişek, 1 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 tabanca şarjörü ele geçirildi.
Olayla ilgili 2 şüpheli tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 1 şüpheli ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/siverek-te-cok-sayida-silah-ele-gecirildi-272018.html
Olayla ilgili 2 şüpheli tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 1 şüpheli ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/siverek-te-cok-sayida-silah-ele-gecirildi-272018.html
14 Kasım 2025 Cuma
10 futbolcusu bahisten sevk edilen kulüp başkanı 'Asıl amaç' diyerek sevklere itiraz etti!
Muğlaspor Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç, Türkiye genelinde devam eden bahis soruşturması kapsamında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilen 10 futbolcusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıyanç, hem Türk futbolunun temizlenmesi gerektiğini vurguladı, hem de soruşturmanın yürütülme biçimine dair eleştirilerini dile getirdi.
"Temiz bir futbol için sonuna kadar arkasındayız"
Kıyanç, "Türkiye’de temiz bir futbolu en çok isteyen kulüplerin başında Muğlaspor geliyor. Hatta belki de ilk üçte birinci sıradayız. Bu sürecin sonuna kadar arkasındayız. Amacımız, Türk futbolunun daha temiz bir yapıya kavuşmasıdır. Bunun için her türlü bedeli ödemeye, her türlü sorumluluğu almaya hazırız. 48 saat içinde savunma verilmesi gerekiyordu. Üç avukatla birlikte kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Futbolcularımızla yaptığımız görüşmeler sonucunda şunu gördük: Türk futbolunda yürütülen bu bahis soruşturması, kamuoyunda yanlış anlaşılmalara neden oldu. Türkiye’de bahis oynamak yasal. Üstelik federasyonun ana sponsorlarının büyük kısmı da bahis firmaları. Burada suç olan, futbolcuların bahis oynaması. Bu bir disiplin suçudur; evet, yanlış, eksik ve kusurdur. Önce bunu kabul edelim. Ancak bir futbolcu bahis oynadı diye hemen maçlara etki ettiğini söylemek doğru değildir. Eğer böyle bir etki varsa, zaten bu şike kapsamına girer ve savcılık konusu olur.
"Asıl amaç, Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, ‘kaçak bahis’ ile mücadeledir"
Şu anda soruşturmada tespit edilen 1024 futbolcu ve hakem var. Bu kişiler, kendi TC kimlik numaralarıyla bahis firmalarına üye olmuşlar. İllegal bahis değil, herkesin telefonundan girebildiği yasal bahis siteleri. Buradaki asıl amaç, Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, ‘kaçak bahis’ ile mücadeledir. Biz araştırmalarımızı tamamladıktan sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Hacıosmanoğlu ve yönetimi ile 3,5 saatlik bir toplantı gerçekleştirdik. Futbolcularımızın beyanlarına güvendik. Türkiye’de 2. ve 3. ligdeki futbolcu kardeşlerimize güveniyoruz. Onların suçu kanıtlanmadığı sürece kimsenin suçlayıcı bir dil kullanmaması gerektiğini söyledik" dedi.
Kıyanç, "Usul sebebi ile disiplin sevkleri dondurulmalı. Kapsamlı bir soruşturma yürütüldükten sonra sevk gerekiyorsa sevklerin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/10-futbolcusu-bahisten-sevk-edilen-kulup-baskani-asil-amac-diyerek-sevklere-itiraz-etti-271754.html
"Temiz bir futbol için sonuna kadar arkasındayız"
Kıyanç, "Türkiye’de temiz bir futbolu en çok isteyen kulüplerin başında Muğlaspor geliyor. Hatta belki de ilk üçte birinci sıradayız. Bu sürecin sonuna kadar arkasındayız. Amacımız, Türk futbolunun daha temiz bir yapıya kavuşmasıdır. Bunun için her türlü bedeli ödemeye, her türlü sorumluluğu almaya hazırız. 48 saat içinde savunma verilmesi gerekiyordu. Üç avukatla birlikte kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Futbolcularımızla yaptığımız görüşmeler sonucunda şunu gördük: Türk futbolunda yürütülen bu bahis soruşturması, kamuoyunda yanlış anlaşılmalara neden oldu. Türkiye’de bahis oynamak yasal. Üstelik federasyonun ana sponsorlarının büyük kısmı da bahis firmaları. Burada suç olan, futbolcuların bahis oynaması. Bu bir disiplin suçudur; evet, yanlış, eksik ve kusurdur. Önce bunu kabul edelim. Ancak bir futbolcu bahis oynadı diye hemen maçlara etki ettiğini söylemek doğru değildir. Eğer böyle bir etki varsa, zaten bu şike kapsamına girer ve savcılık konusu olur.
"Asıl amaç, Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, ‘kaçak bahis’ ile mücadeledir"
Şu anda soruşturmada tespit edilen 1024 futbolcu ve hakem var. Bu kişiler, kendi TC kimlik numaralarıyla bahis firmalarına üye olmuşlar. İllegal bahis değil, herkesin telefonundan girebildiği yasal bahis siteleri. Buradaki asıl amaç, Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, ‘kaçak bahis’ ile mücadeledir. Biz araştırmalarımızı tamamladıktan sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Hacıosmanoğlu ve yönetimi ile 3,5 saatlik bir toplantı gerçekleştirdik. Futbolcularımızın beyanlarına güvendik. Türkiye’de 2. ve 3. ligdeki futbolcu kardeşlerimize güveniyoruz. Onların suçu kanıtlanmadığı sürece kimsenin suçlayıcı bir dil kullanmaması gerektiğini söyledik" dedi.
Kıyanç, "Usul sebebi ile disiplin sevkleri dondurulmalı. Kapsamlı bir soruşturma yürütüldükten sonra sevk gerekiyorsa sevklerin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/10-futbolcusu-bahisten-sevk-edilen-kulup-baskani-asil-amac-diyerek-sevklere-itiraz-etti-271754.html
Başkan Erdoğan'dan önemli kabul! Dünya Ahıskalı Türkler Birliği Heyeti'ni ağırladı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ahıskalı kardeşlerimizin ana vatanlarına geri dönmeleri ve vatandaşlık almaları konusuyla da yakından ilgileniyoruz. Haklı davanızı hem ikili düzeyde hem Avrupa Konseyi ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlar nezdinde takip ediyoruz." dedi.
KASSANOV VE BERABERİNDEKİ HEYETİ KABUL ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Ahıska Türklerinin Özbekistan'dan Gürcistan'a, Rusya'dan Amerika'ya kadar bu birlik ve beraberlik tablosunun her daim muhafaza edilmesi temennisinde bulunan Erdoğan, Birliğin çalışmalarını takdirle karşıladığını söyledi.
DATÜB Genel Başkanı Kassanov ile birçok vesileyle bir araya geldiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ziyatdin kardeşimle birlikteliğimiz, beraberliğimiz çok eskilere dayanıyor. Haklı davanızda daima yanınızda olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bulunduğunuz ülkelerde gösterdiğiniz dirayet ve çalışkanlık bizleri gururlandırıyor." ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN AHISKA TÜRKLERİNE HİTAP ETTİ!
Vatandaş ve soydaşların bulundukları ülkelerde kimliklerini, dillerini ve dinlerini korumalarını esas gören düşünceye sahip olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ahıskalı kardeşlerimizin ana vatanlarına geri dönmeleri ve vatandaşlık almaları konusuyla da yakından ilgileniyoruz. Haklı davanızı hem ikili düzeyde hem Avrupa Konseyi ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlar nezdinde takip ediyoruz. Sizlerle gönül bağımız ve dayanışmamız katidir. Ahıskalı kardeşlerimizi ilgilendiren tüm konularda büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımız, kapılarını sizlere her daim açık tutmuşlardır.
Soydaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması için Dünya Ahıska Türkleri Birliği başta olmak üzere çatı kuruluşlarının rehberliğinde hareket edilmesinde fayda görüyorum. Enerjimizi kısır çekişmelerle harcamak yerine Türk toplumunun çok daha iyi konumlara ulaşması için kullanalım. Bu noktada bilhassa aile bağlarınıza ve özellikle Ahıskalı gençlerimize özel ihtimam göstermenizi sizlerden rica ediyorum. Genç kardeşlerimizin milli ve manevi duygularımıza yabancı yetişmemeleri çok ama çok mühimdir. Sizlerin bu doğrultuda üretebileceği projelere ve çalışmalara katkılarımızı sürdüreceğiz."
"SÜRGÜNDE YİTİRDİKLERİMİZİ YAD ETMEYİ VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Kasım 1944'te yaklaşık 100 bin Ahıska Türkü'nün ata vatanlarından uzak diyarlara sürgün edilmelerinin acısının hala yüreklerde hissedildiğini belirterek, "Bu bedbaht sürgünün 81'inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Sürgünde yitirdiklerimizin aziz hatıralarını anmayı, onları yad etmeyi vefa borcu olarak görüyoruz. Bu çerçevede ülkemizde her yıl çok sayıda anma etkinliği ve konferans düzenleniyor." dedi.
Bu etkinlikleri farklı ülkelere taşımanın ve bilhassa sürgünün tanığı coğrafyalara ulaştırmanın isabetli olacağı kanaatinde olduğunu söyleyen Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde Dışişleri Bakanlığımızla birlikte sürgüne dair interaktif bir sergi düzenlemeyi planladığınızı öğrendim. Bu serginin Türkiye'de ve çeşitli ülkelerde gösterildikten sonra inşallah uygun bir mekanda daim kılınmasını hedefliyoruz. Böylece Ahıska Türkü kardeşlerimizin çetin mücadelesini kalıcı olarak sergileyebilir, gelecek nesillere aktarabiliriz." ifadelerini kullandı.
Ukrayna'daki savaştan etkilenerek Türkiye'ye gelen Ahıska Türkü temsilcilerini de heyette görmenin ayrı bir bahtiyarlık olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Malumunuz, ülkemizden uluslararası koruma talep eden 2 bin 315 Ahıska Türkü'nü Elazığ'a geçici olarak yerleştirmiştik. Aralarından 703 kardeşimizi TOKİ tarafından Bitlis Ahlat'ta yapılan birinci etap konutlarda iskan ettik, ikinci etap konutları da hızla inşa ediyoruz. Daha evvel 2015'te aldığımız kararla Ukrayna'daki çatışmalardan etkilenen toplam 3 bin 215 Ahıskalı soydaşımızı Erzincan Üzümlü ve Bitlis Ahlat'ta iskan etmiştik. Bugüne kadar yaklaşık 170 bin Ahıska Türkü'ne istisnai vatandaşlık, 150 binden fazla kişiye ise uzun dönem ikamet izni verdik. Diğer ülkelerde de ihtiyacı olan tüm kardeşlerimize desteğimizi TİKA ve Yurtdışı Türkler Başkanlığımız gibi kurumlarımızın marifetiyle sürdüreceğiz. Şunu bilmenizi isterim, Türkiye olarak her zaman yanınızdayız. Rabb'im birlik ve beraberliğimizi daim eylesin."
Dünya Ahıskalı Türkler Birliği Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov da desteklerinden dolayı teşekkür ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ahıska Türklerine sahip çıktığını dile getirdi.
Heyet tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kafkas kalpağı papak, han kaftanı, Çırçırlı Ali Efendi'nin "Rabbi Yessir" duasının yer aldığı hat tablosu ve Türk boylarını simgeleyen kalem hediye edildi.
Basına kapalı gerçekleştirilen kabulde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus da hazır bulundu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/baskan-erdogan-dan-onemli-kabul-dunya-ahiskali-turkler-birligi-heyeti-ni-agirladi-271753.html
KASSANOV VE BERABERİNDEKİ HEYETİ KABUL ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Ahıska Türklerinin Özbekistan'dan Gürcistan'a, Rusya'dan Amerika'ya kadar bu birlik ve beraberlik tablosunun her daim muhafaza edilmesi temennisinde bulunan Erdoğan, Birliğin çalışmalarını takdirle karşıladığını söyledi.
DATÜB Genel Başkanı Kassanov ile birçok vesileyle bir araya geldiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ziyatdin kardeşimle birlikteliğimiz, beraberliğimiz çok eskilere dayanıyor. Haklı davanızda daima yanınızda olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bulunduğunuz ülkelerde gösterdiğiniz dirayet ve çalışkanlık bizleri gururlandırıyor." ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN AHISKA TÜRKLERİNE HİTAP ETTİ!
Vatandaş ve soydaşların bulundukları ülkelerde kimliklerini, dillerini ve dinlerini korumalarını esas gören düşünceye sahip olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ahıskalı kardeşlerimizin ana vatanlarına geri dönmeleri ve vatandaşlık almaları konusuyla da yakından ilgileniyoruz. Haklı davanızı hem ikili düzeyde hem Avrupa Konseyi ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlar nezdinde takip ediyoruz. Sizlerle gönül bağımız ve dayanışmamız katidir. Ahıskalı kardeşlerimizi ilgilendiren tüm konularda büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımız, kapılarını sizlere her daim açık tutmuşlardır.
Soydaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması için Dünya Ahıska Türkleri Birliği başta olmak üzere çatı kuruluşlarının rehberliğinde hareket edilmesinde fayda görüyorum. Enerjimizi kısır çekişmelerle harcamak yerine Türk toplumunun çok daha iyi konumlara ulaşması için kullanalım. Bu noktada bilhassa aile bağlarınıza ve özellikle Ahıskalı gençlerimize özel ihtimam göstermenizi sizlerden rica ediyorum. Genç kardeşlerimizin milli ve manevi duygularımıza yabancı yetişmemeleri çok ama çok mühimdir. Sizlerin bu doğrultuda üretebileceği projelere ve çalışmalara katkılarımızı sürdüreceğiz."
"SÜRGÜNDE YİTİRDİKLERİMİZİ YAD ETMEYİ VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Kasım 1944'te yaklaşık 100 bin Ahıska Türkü'nün ata vatanlarından uzak diyarlara sürgün edilmelerinin acısının hala yüreklerde hissedildiğini belirterek, "Bu bedbaht sürgünün 81'inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Sürgünde yitirdiklerimizin aziz hatıralarını anmayı, onları yad etmeyi vefa borcu olarak görüyoruz. Bu çerçevede ülkemizde her yıl çok sayıda anma etkinliği ve konferans düzenleniyor." dedi.
Bu etkinlikleri farklı ülkelere taşımanın ve bilhassa sürgünün tanığı coğrafyalara ulaştırmanın isabetli olacağı kanaatinde olduğunu söyleyen Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde Dışişleri Bakanlığımızla birlikte sürgüne dair interaktif bir sergi düzenlemeyi planladığınızı öğrendim. Bu serginin Türkiye'de ve çeşitli ülkelerde gösterildikten sonra inşallah uygun bir mekanda daim kılınmasını hedefliyoruz. Böylece Ahıska Türkü kardeşlerimizin çetin mücadelesini kalıcı olarak sergileyebilir, gelecek nesillere aktarabiliriz." ifadelerini kullandı.
Ukrayna'daki savaştan etkilenerek Türkiye'ye gelen Ahıska Türkü temsilcilerini de heyette görmenin ayrı bir bahtiyarlık olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Malumunuz, ülkemizden uluslararası koruma talep eden 2 bin 315 Ahıska Türkü'nü Elazığ'a geçici olarak yerleştirmiştik. Aralarından 703 kardeşimizi TOKİ tarafından Bitlis Ahlat'ta yapılan birinci etap konutlarda iskan ettik, ikinci etap konutları da hızla inşa ediyoruz. Daha evvel 2015'te aldığımız kararla Ukrayna'daki çatışmalardan etkilenen toplam 3 bin 215 Ahıskalı soydaşımızı Erzincan Üzümlü ve Bitlis Ahlat'ta iskan etmiştik. Bugüne kadar yaklaşık 170 bin Ahıska Türkü'ne istisnai vatandaşlık, 150 binden fazla kişiye ise uzun dönem ikamet izni verdik. Diğer ülkelerde de ihtiyacı olan tüm kardeşlerimize desteğimizi TİKA ve Yurtdışı Türkler Başkanlığımız gibi kurumlarımızın marifetiyle sürdüreceğiz. Şunu bilmenizi isterim, Türkiye olarak her zaman yanınızdayız. Rabb'im birlik ve beraberliğimizi daim eylesin."
Dünya Ahıskalı Türkler Birliği Genel Başkanı Ziyatdin İsmihanoğlu Kassanov da desteklerinden dolayı teşekkür ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ahıska Türklerine sahip çıktığını dile getirdi.
Heyet tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kafkas kalpağı papak, han kaftanı, Çırçırlı Ali Efendi'nin "Rabbi Yessir" duasının yer aldığı hat tablosu ve Türk boylarını simgeleyen kalem hediye edildi.
Basına kapalı gerçekleştirilen kabulde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus da hazır bulundu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/baskan-erdogan-dan-onemli-kabul-dunya-ahiskali-turkler-birligi-heyeti-ni-agirladi-271753.html
6 Milyonu kabul etmedi! 100 milyon istedi! Juventus'ta Kenan Yıldız krizi
İtalya Ligi Serie A devi Juventus'ta forma giyen milli futbolcu Kenan Yıldız, Çizme basınında şu sıralar gündemden düşmüyor.
Juventus'ta 10 numaralı formayı giyen ve takım kaptanlarından biri olan Yıldız, bir süredir kulübüyle sözleşme görüşmelerini sürdürüyordu.
İtalyan basınında çıkan iddialara göre iki taraf arasındaki temaslar, durma noktasına geldi.
JUVENTUS 100 MİLYON EURO BONSERVİS GELİRİ BEKLİYOR
Corriere dello Sport'un haberine göre; ise Juventus cephesi, Kenan Yıldız ile yeni sözleşme için anlaşma sağlayamaması durumunda yüksek bir bedelle genç futbolcuyu satabilir.
Juventus, Kenan'ın yıllık 6 milyon euro maaş talebini fazla buluyor ve oyuncu ile daha düşük bir ücrete yeni kontrat imzalamak istiyor. Takımın en önemli oyuncularından biri olan Kenan ise 6 milyon eurodan az bir ücrete 'evet' demek istemiyor.
Taraflar bu sebepten anlaşmazlık yaşarken Juventus, milli oyuncu için en az 100 milyon euro bonservis bedeli talep ediyor.
REAL MADRID İDDİASI
Öte yandan İspanyol basını, Yıldız için Arda Gülerli Real Madrid'in devreye girme ihtimalinin bulunduğunu öne sürdü.
Teknik direktör Xabi Alonso'nun 20 yaşındaki ismi yakından takip ettiği yazılırken, Juventus'un satış kararı alması halinde Real Madrid'in oyuncu için harekete geçebileceği aktarıldı.
Kenan için Premier Lig ekipleri Chelsea ve Arsenal'ın da yakın ilgisi bulunuyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/6-milyonu-kabul-etmedi-100-milyon-istedi-juventus-ta-kenan-yildiz-krizi-271752.html
Juventus'ta 10 numaralı formayı giyen ve takım kaptanlarından biri olan Yıldız, bir süredir kulübüyle sözleşme görüşmelerini sürdürüyordu.
İtalyan basınında çıkan iddialara göre iki taraf arasındaki temaslar, durma noktasına geldi.
JUVENTUS 100 MİLYON EURO BONSERVİS GELİRİ BEKLİYOR
Corriere dello Sport'un haberine göre; ise Juventus cephesi, Kenan Yıldız ile yeni sözleşme için anlaşma sağlayamaması durumunda yüksek bir bedelle genç futbolcuyu satabilir.
Juventus, Kenan'ın yıllık 6 milyon euro maaş talebini fazla buluyor ve oyuncu ile daha düşük bir ücrete yeni kontrat imzalamak istiyor. Takımın en önemli oyuncularından biri olan Kenan ise 6 milyon eurodan az bir ücrete 'evet' demek istemiyor.
Taraflar bu sebepten anlaşmazlık yaşarken Juventus, milli oyuncu için en az 100 milyon euro bonservis bedeli talep ediyor.
REAL MADRID İDDİASI
Öte yandan İspanyol basını, Yıldız için Arda Gülerli Real Madrid'in devreye girme ihtimalinin bulunduğunu öne sürdü.
Teknik direktör Xabi Alonso'nun 20 yaşındaki ismi yakından takip ettiği yazılırken, Juventus'un satış kararı alması halinde Real Madrid'in oyuncu için harekete geçebileceği aktarıldı.
Kenan için Premier Lig ekipleri Chelsea ve Arsenal'ın da yakın ilgisi bulunuyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/6-milyonu-kabul-etmedi-100-milyon-istedi-juventus-ta-kenan-yildiz-krizi-271752.html
Ziraat Türkiye Kupası'nda 4. turun takvimi belli oldu
Ziraat Türkiye Kupası'nda 4. tur eşleşmelerinin programı belli oldu.
TFF, resmi internet sitesi üzerinden Kupa'da oynanacak müsabakaların tarihlerini yayınladı.
Program şu şekilde:
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ziraat-turkiye-kupasi-nda-4.-turun-takvimi-belli-oldu-271751.html
TFF, resmi internet sitesi üzerinden Kupa'da oynanacak müsabakaların tarihlerini yayınladı.
Program şu şekilde:
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/ziraat-turkiye-kupasi-nda-4.-turun-takvimi-belli-oldu-271751.html
Adana'dan Ankara'ya uzanan skandal: Belediye öğrenciye yurt diye yaptı, otel olarak açtı!
Haber7 – ÖZEL
Öğrencilerin barınma ihtiyacı üzerinden sıklıkla KYK yurtlarını hedef alan CHP’li belediyelerin maskesi Ankara’da düştü.
Başkent Ankara’da CHP’li Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ait taşınmazın öğrenci yurdu olarak tadilat edilmesine rağmen 3 yıldızlı turistik otel olarak işletmeye alındığı ortaya çıktı. Ankara’nın göbeğinde faaliyet yürüten otelin ruhsatsız olduğu bildirildi.
ÖĞRENCİYE HİZMET VERECEKTİ
Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda yer alan bulguya göre, Ankara Çankaya Kültür Mahallesi’ndeki bina, Belediye Meclisi’nin 12 Haziran 2015 tarihli kararıyla öğrenci yurdu yapılmak üzere yükleniciye kiralandı. Kiralamaya ilişkin sözleşmede, yüklenicinin binayı ihale şartnamesi ve belediyenin onayladığı projelerde belirtilen amaç dışında kullanamayacağı net bir şekilde hüküm altına alındı.
Ancak tadilatın yaklaşık yüzde 90’lık kısmı tamamlandıktan sonra işler değişti.
Sayıştay raporuna göre yüklenici firma, 15 Şubat 2019’da belediyeye başvurarak binayı öğrenci yurdu yerine konaklama tesisi olarak işletmek istediğini bildirdi. Adana Büyükşehir Belediyesi Meclisi, 15 Mart 2019 tarihli kararıyla yüklenicinin bu talebini kabul ederek kullanım amacı değişikliğini onayladı.
31 Mart 2019’da yönetime gelen CHP’li Zeydan Karalar da skandal durumu aynen sürdürdü.
İHALE KANUNUNA AYKIRI
Sayıştay, yapılan değişikliğin ihale kanununa aykırılığına dikkat çekti. Raporda, “İhale şartnamelerinde ve meclis kararlarında söz konusu binanın yurt olarak işletilmesi hususunun açıklandığı, daha sonradan bu binanın konaklama yeri olarak işletilmesi amacıyla değişiklik yapılmasının ise ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasını engellediği görülmektedir” denildi.
Denetim raporunda, “Mevcut tadilatının öğrenci yurdu yerine konaklama tesisi yapmak amaçlı olması ve tadilatın bitmesine az süre kalmışken bu değişikliğin istenmesi hem Türk Medeni Kanun’un 2’nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralına hem de işe ait sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığını göstermektedir” ifadelerine yer verildi.
Sayıştay, yüklenicinin binayı sözleşme süresince öğrenci yurdu olarak işletme yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı.
OTEL RUHSATSIZMIŞ
Sayıştay denetçilerinin yerinde yaptığı incelemelerde, binanın yüklenici tarafından ruhsatsız bir şekilde turistik otel olarak işletildiği tespit edildi. Raporda, “Söz konusu binanın yüklenici tarafından '... Otel' adıyla ruhsatsız bir şekilde turistik otel olarak işletildiği tespit edilmiştir.” denildi.
Adana Büyükşehir Belediyesi’nin konuyla ilgili Sayıştay’a verdiği cevapta, yüklenici firmanın ilgili belediyeden "konaklama ruhsatı temin ederek işletmeyi mevzuata uygun hale getirdiğini" belirttiği fakat bu durumu delillendirebilecek belge sunamadığı raporda ifşa edildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/adana-dan-ankara-ya-uzanan-skandal-belediye-ogrenciye-yurt-diye-yapti-otel-olarak-acti-271750.html
Öğrencilerin barınma ihtiyacı üzerinden sıklıkla KYK yurtlarını hedef alan CHP’li belediyelerin maskesi Ankara’da düştü.
Başkent Ankara’da CHP’li Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ait taşınmazın öğrenci yurdu olarak tadilat edilmesine rağmen 3 yıldızlı turistik otel olarak işletmeye alındığı ortaya çıktı. Ankara’nın göbeğinde faaliyet yürüten otelin ruhsatsız olduğu bildirildi.
ÖĞRENCİYE HİZMET VERECEKTİ
Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda yer alan bulguya göre, Ankara Çankaya Kültür Mahallesi’ndeki bina, Belediye Meclisi’nin 12 Haziran 2015 tarihli kararıyla öğrenci yurdu yapılmak üzere yükleniciye kiralandı. Kiralamaya ilişkin sözleşmede, yüklenicinin binayı ihale şartnamesi ve belediyenin onayladığı projelerde belirtilen amaç dışında kullanamayacağı net bir şekilde hüküm altına alındı.
Ancak tadilatın yaklaşık yüzde 90’lık kısmı tamamlandıktan sonra işler değişti.
Sayıştay raporuna göre yüklenici firma, 15 Şubat 2019’da belediyeye başvurarak binayı öğrenci yurdu yerine konaklama tesisi olarak işletmek istediğini bildirdi. Adana Büyükşehir Belediyesi Meclisi, 15 Mart 2019 tarihli kararıyla yüklenicinin bu talebini kabul ederek kullanım amacı değişikliğini onayladı.
31 Mart 2019’da yönetime gelen CHP’li Zeydan Karalar da skandal durumu aynen sürdürdü.
İHALE KANUNUNA AYKIRI
Sayıştay, yapılan değişikliğin ihale kanununa aykırılığına dikkat çekti. Raporda, “İhale şartnamelerinde ve meclis kararlarında söz konusu binanın yurt olarak işletilmesi hususunun açıklandığı, daha sonradan bu binanın konaklama yeri olarak işletilmesi amacıyla değişiklik yapılmasının ise ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasını engellediği görülmektedir” denildi.
Denetim raporunda, “Mevcut tadilatının öğrenci yurdu yerine konaklama tesisi yapmak amaçlı olması ve tadilatın bitmesine az süre kalmışken bu değişikliğin istenmesi hem Türk Medeni Kanun’un 2’nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralına hem de işe ait sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığını göstermektedir” ifadelerine yer verildi.
Sayıştay, yüklenicinin binayı sözleşme süresince öğrenci yurdu olarak işletme yükümlülüğü bulunduğunu vurguladı.
OTEL RUHSATSIZMIŞ
Sayıştay denetçilerinin yerinde yaptığı incelemelerde, binanın yüklenici tarafından ruhsatsız bir şekilde turistik otel olarak işletildiği tespit edildi. Raporda, “Söz konusu binanın yüklenici tarafından '... Otel' adıyla ruhsatsız bir şekilde turistik otel olarak işletildiği tespit edilmiştir.” denildi.
Adana Büyükşehir Belediyesi’nin konuyla ilgili Sayıştay’a verdiği cevapta, yüklenici firmanın ilgili belediyeden "konaklama ruhsatı temin ederek işletmeyi mevzuata uygun hale getirdiğini" belirttiği fakat bu durumu delillendirebilecek belge sunamadığı raporda ifşa edildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/adana-dan-ankara-ya-uzanan-skandal-belediye-ogrenciye-yurt-diye-yapti-otel-olarak-acti-271750.html
13 Kasım 2025 Perşembe
Pazarlık usulüyle metro ihalesi: 697 milyon liralık kamu zararı iddiası
Haber7
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, pazarlık usulüyle yapılan "Kirazlı-Halkalı-Üniversitesi Metro Hattı" ve "M1 Hattı Elektromekanik Sistemleri" ihalesinin "rüşvet" anlaşması sonucu Yapı Merkezi ve iş ortaklarına verildiği iddia edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 105'i tutuklu, 5'i "müşteki şüpheli" olmak üzere toplam 407 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, ihalenin iptal edilmesinden sonra firmalar tarafından yatırılan 697 milyon lira tutarındaki geçici teminatın Hazine'ye gelir kaydedilmemesi nedeniyle kamu zararına yol açıldığı belirtildi.
2017'DEN BERİ FARKLI GEREKÇELERLE İPTAL EDİLMİŞTİ
Sürecin 2017'de başlatılan, farklı gerekçelerle iptal edilen ihalelerin ardından yeniden açılan Kirazlı–Halkalı Metro Hattı Projesi'nde yaşandığına işaret edilen iddianamede, ihalenin yapılacağı 26 Eylül 2024'ten bir gün önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan yazılı ihbarda yerini aldı.
Yaklaşık maliyetin 22,5 milyar lira civarında olduğu bilgisinin sızdırıldığını, ihalenin de bu tutara çok yakın bir bedelle Yapı Merkezi AŞ'ye verileceğinin önceden belirlendiğinin beyan edildiği öne sürüldü.
"REKABET OLUŞMADIĞI İÇİN İPTAL EDİLDİ"
İddianamede, söz konusu iddiaların ortaya atılmasından bir gün sonra gerçekleştirilen ihalenin, 22 milyar 469 milyon lira + KDV teklif veren "Yapı Merkezi-AKM Yapı-KCT Yol Ortaklığı"nın kazandığı bilgisi yer aldı.
İhalenin 27 Eylül 2024'te Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar tarafından onaylandığı, 7 Ekim 2024'te "rekabetin beklenilen düzeyde gerçekleşmediği" gerekçesiyle idarece iptal edildiği ve firmaların yaptırdığı 697 milyon liralık teminatın iade edildiği belirtilen bilirkişi raporuna da iddianamede yer verildi.
Bu iptalin, ihaleyi kazanan Yapı Merkezi AŞ'nin kesinleşmiş SGK borcu nedeniyle gerçekleştiği tespiti bulunan raporda, "Normal şartlarda firma sözleşme imzalayamayacağı için 697 milyon liralık geçici teminatın Hazine'ye gelir kaydedilmesi gerekirken ihalenin iptaliyle bu teminatlar iade edilmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.
KURGUSAL İHALE SİSTEMİ İLE SUÇ ÖRGÜTÜ TALİMATI İPTAL ETTİ
Savcılığın yaptığı değerlendirmede, her ne kadar ihalenin iptalinin gerekçesi olarak yeterli rekabet şartlarının oluşmadığı gösterilmişse de ihalenin pazarlık usulüyle yapılması nedeniyle bunun gerçeği yansıtmadığına işaret edildi.
"Pazarlık usulüyle yapılan ihalede önce ihaleye katılan firmalar belirlenmekte, akabinde ilk ve ikinci turda ayrı ayrı firmalardan teklifleri alınmaktadır." ifadelerine yer verilen iddianamede, şu değerlendirmeler yer aldı:
"Rekabet şartlarının oluşmadığının düşünülmesi halinde, ihale iptalinin bu aşamalarda gerçekleştirilmesi mümkünken sözleşme aşamasına geçildiğinde Yapı Merkezi isimli firmanın SGK borcunun olduğunun öğrenildiği zaman ihalenin iptal edilmesi, yapılan ihalenin Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün kurgusal bir ihale sistemi işlettiğini ve suç örgütünün talimatıyla ihalenin iptal edildiğini ortaya koymaktadır. Çünkü bu durumda yapılan rüşvet anlaşmasına binaen suç örgütü tarafından menfaat elde edilemeyeceği gibi rüşvet anlaşmasına dahil olan firmaların bu işten zarar etmesi nedeniyle gerçekleşen kurgunun ifşa olması da kuvvetle muhtemeldir."
OTEL LOBİSİNDE METRO GÖRÜŞMESİ
İmamoğlu’nun yakın kurmaylarıyla birlikte kameraları bantlayarak gerçekleştirdiği gizli otel ziyareti sırasında otelin içerisinde görüntülenen şahısların İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin ile İBB Raylı Sistem Daire Başkanı Ceyhun Avşar olduğu da ortaya çıkmıştı. İBB’de değil otelde yapılan sır görüşmenin Kirazlı-Halkalı metrosunun ihale sürecinde yapılması da dikkat çekmişti.
Ertan Yıldız'ın Kirazlı-Halkalı metro ihalesine ilişkin de itiraflarda bulunmuş, Kalyon İnşaat’ın yapmakta olduğu son metro ihalesinin aslında başka bir firma için hazırlandığını ve hangi firmaya hangi teklifin verileceğinin konuşulduğunu ancak ihalenin hangi firmaya hangi fiyattan verileceği basına sızdırılınca iptal edildiği, sonrasında ise ihalenin "Kalyon İnşaat" tarafından alındığı ve önceki ihalenin konusunun bir daha konuşulmadığını belirtmişti.
FİRMALARDAN YÜZDE 7 ORANINDA RÜŞVET PAYI ALINDI
Yıldız ifadesinde, "Kalyon İnşaat’ın yapmakta olduğu son metro ihalesinin aslında en başta başka firma için dizayn edildiği hangi firma için hangi fiyat tekliflerinin verileceğinin belirlendiği konuşuluyordu. Hatta Fatih Keleş'in bu firma ile yüzde 7 komisyon üzerinden anlaştığı konuşuldu. Fakat ihaleden bir gün önce bir şahsın noterden hangi firmanın hangi fiyata alacağını tasdik ettirmiş ihale neticesinde bu belge basına sızdırılmıştır. Bunun neticesinde bu ihale apar topar iptal edilerek yeni ihaleyi Kalyon İnşaat almıştır ve bir önceki ihalenin konusu tamamen kapatılmıştır” demişti.
İddianamede, şüphelilerin telefon inceleme tutanaklarına da yer verildi.
İhale Komisyon Başkanı ve İBB Avrupa Yakası Raylı Sistemler Şube Müdürü olan şüpheli Ahmet Önal ile ihale yetkilisi İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar arasında gerçekleşen mesaj kayıtlarında, "İhaleyi alan firmadan yüzde 10 alacağız, çok şeffafız, Fatih Abi bundan yüzde 5 alsa yeter, 10 fazla olur." şeklinde konuşmaların tespit edildiği de iddianamede yer aldı.
İddianamede, "Kirazlı-Halkalı Metro Hattı Yapım İşi" ihalesi öncesinde, Yapı Merkezi yetkilileri Mustafa Başar Arıoğlu ve Sami Özge Arıoğlu'nun, örgüt yöneticisi Fatih Keleş ile İBB'nin Haliç Sosyal Tesisleri'nde bir araya geldiklerinin HTS baz kayıtlarıyla da tespit edildiği vurgulanarak, burada ihale bedeli üzerinden yüzde 7 ile 10 oranında bir rüşvet payı üzerinde mutabakata varıldığı, ayrıca örgüt yöneticilerinden Adem Soytekin'e ait firmaların da alt yüklenici olarak kullanılmasının kararlaştırıldığı aktarıldı.
KAZANAN FİRMA İDDİANAMEDE BELLİ OLDU
Bu anlaşmayla hem "nakdi rüşvet geliri" hem de "alt yüklenicilik üzerinden ilave kazanç" sağlanmasının amaçlandığı belirtilen iddianamede, Yapı Merkezi AŞ yetkililerinin rüşvet ve menfaat iddialarını kabul etmediği, iş ortakları AKM Yapı ve KCT Yol Yapı yetkililerinin yalnızca teminat desteği sağladıklarını belirttiği, İBB bürokratları ve ihale komisyon üyelerinin de sürecin usule uygun olduğunu savunduğu kaydedildi.
İddianamede, suç örgütü lideri şüpheli Ekrem İmamoğlu, örgüt yöneticisi şüpheli Fatih Keleş'in yanı sıra firma yetkilileri ile İBB çalışanlarının "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet" suçlarından cezalandırılmaları istendi.
İddianamede ayrıca iptal edilenin ise daha sonra yapılan yeni bir ihalede başka bir firma tarafından kazanıldığının belirlendiği tespitine yer verildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/pazarlik-usuluyle-metro-ihalesi-697-milyon-liralik-kamu-zarari-iddiasi-271517.html
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, pazarlık usulüyle yapılan "Kirazlı-Halkalı-Üniversitesi Metro Hattı" ve "M1 Hattı Elektromekanik Sistemleri" ihalesinin "rüşvet" anlaşması sonucu Yapı Merkezi ve iş ortaklarına verildiği iddia edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 105'i tutuklu, 5'i "müşteki şüpheli" olmak üzere toplam 407 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, ihalenin iptal edilmesinden sonra firmalar tarafından yatırılan 697 milyon lira tutarındaki geçici teminatın Hazine'ye gelir kaydedilmemesi nedeniyle kamu zararına yol açıldığı belirtildi.
2017'DEN BERİ FARKLI GEREKÇELERLE İPTAL EDİLMİŞTİ
Sürecin 2017'de başlatılan, farklı gerekçelerle iptal edilen ihalelerin ardından yeniden açılan Kirazlı–Halkalı Metro Hattı Projesi'nde yaşandığına işaret edilen iddianamede, ihalenin yapılacağı 26 Eylül 2024'ten bir gün önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan yazılı ihbarda yerini aldı.
Yaklaşık maliyetin 22,5 milyar lira civarında olduğu bilgisinin sızdırıldığını, ihalenin de bu tutara çok yakın bir bedelle Yapı Merkezi AŞ'ye verileceğinin önceden belirlendiğinin beyan edildiği öne sürüldü.
"REKABET OLUŞMADIĞI İÇİN İPTAL EDİLDİ"
İddianamede, söz konusu iddiaların ortaya atılmasından bir gün sonra gerçekleştirilen ihalenin, 22 milyar 469 milyon lira + KDV teklif veren "Yapı Merkezi-AKM Yapı-KCT Yol Ortaklığı"nın kazandığı bilgisi yer aldı.
İhalenin 27 Eylül 2024'te Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar tarafından onaylandığı, 7 Ekim 2024'te "rekabetin beklenilen düzeyde gerçekleşmediği" gerekçesiyle idarece iptal edildiği ve firmaların yaptırdığı 697 milyon liralık teminatın iade edildiği belirtilen bilirkişi raporuna da iddianamede yer verildi.
Bu iptalin, ihaleyi kazanan Yapı Merkezi AŞ'nin kesinleşmiş SGK borcu nedeniyle gerçekleştiği tespiti bulunan raporda, "Normal şartlarda firma sözleşme imzalayamayacağı için 697 milyon liralık geçici teminatın Hazine'ye gelir kaydedilmesi gerekirken ihalenin iptaliyle bu teminatlar iade edilmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.
KURGUSAL İHALE SİSTEMİ İLE SUÇ ÖRGÜTÜ TALİMATI İPTAL ETTİ
Savcılığın yaptığı değerlendirmede, her ne kadar ihalenin iptalinin gerekçesi olarak yeterli rekabet şartlarının oluşmadığı gösterilmişse de ihalenin pazarlık usulüyle yapılması nedeniyle bunun gerçeği yansıtmadığına işaret edildi.
"Pazarlık usulüyle yapılan ihalede önce ihaleye katılan firmalar belirlenmekte, akabinde ilk ve ikinci turda ayrı ayrı firmalardan teklifleri alınmaktadır." ifadelerine yer verilen iddianamede, şu değerlendirmeler yer aldı:
"Rekabet şartlarının oluşmadığının düşünülmesi halinde, ihale iptalinin bu aşamalarda gerçekleştirilmesi mümkünken sözleşme aşamasına geçildiğinde Yapı Merkezi isimli firmanın SGK borcunun olduğunun öğrenildiği zaman ihalenin iptal edilmesi, yapılan ihalenin Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün kurgusal bir ihale sistemi işlettiğini ve suç örgütünün talimatıyla ihalenin iptal edildiğini ortaya koymaktadır. Çünkü bu durumda yapılan rüşvet anlaşmasına binaen suç örgütü tarafından menfaat elde edilemeyeceği gibi rüşvet anlaşmasına dahil olan firmaların bu işten zarar etmesi nedeniyle gerçekleşen kurgunun ifşa olması da kuvvetle muhtemeldir."
OTEL LOBİSİNDE METRO GÖRÜŞMESİ
İmamoğlu’nun yakın kurmaylarıyla birlikte kameraları bantlayarak gerçekleştirdiği gizli otel ziyareti sırasında otelin içerisinde görüntülenen şahısların İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin ile İBB Raylı Sistem Daire Başkanı Ceyhun Avşar olduğu da ortaya çıkmıştı. İBB’de değil otelde yapılan sır görüşmenin Kirazlı-Halkalı metrosunun ihale sürecinde yapılması da dikkat çekmişti.
Ertan Yıldız'ın Kirazlı-Halkalı metro ihalesine ilişkin de itiraflarda bulunmuş, Kalyon İnşaat’ın yapmakta olduğu son metro ihalesinin aslında başka bir firma için hazırlandığını ve hangi firmaya hangi teklifin verileceğinin konuşulduğunu ancak ihalenin hangi firmaya hangi fiyattan verileceği basına sızdırılınca iptal edildiği, sonrasında ise ihalenin "Kalyon İnşaat" tarafından alındığı ve önceki ihalenin konusunun bir daha konuşulmadığını belirtmişti.
FİRMALARDAN YÜZDE 7 ORANINDA RÜŞVET PAYI ALINDI
Yıldız ifadesinde, "Kalyon İnşaat’ın yapmakta olduğu son metro ihalesinin aslında en başta başka firma için dizayn edildiği hangi firma için hangi fiyat tekliflerinin verileceğinin belirlendiği konuşuluyordu. Hatta Fatih Keleş'in bu firma ile yüzde 7 komisyon üzerinden anlaştığı konuşuldu. Fakat ihaleden bir gün önce bir şahsın noterden hangi firmanın hangi fiyata alacağını tasdik ettirmiş ihale neticesinde bu belge basına sızdırılmıştır. Bunun neticesinde bu ihale apar topar iptal edilerek yeni ihaleyi Kalyon İnşaat almıştır ve bir önceki ihalenin konusu tamamen kapatılmıştır” demişti.
İddianamede, şüphelilerin telefon inceleme tutanaklarına da yer verildi.
İhale Komisyon Başkanı ve İBB Avrupa Yakası Raylı Sistemler Şube Müdürü olan şüpheli Ahmet Önal ile ihale yetkilisi İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar arasında gerçekleşen mesaj kayıtlarında, "İhaleyi alan firmadan yüzde 10 alacağız, çok şeffafız, Fatih Abi bundan yüzde 5 alsa yeter, 10 fazla olur." şeklinde konuşmaların tespit edildiği de iddianamede yer aldı.
İddianamede, "Kirazlı-Halkalı Metro Hattı Yapım İşi" ihalesi öncesinde, Yapı Merkezi yetkilileri Mustafa Başar Arıoğlu ve Sami Özge Arıoğlu'nun, örgüt yöneticisi Fatih Keleş ile İBB'nin Haliç Sosyal Tesisleri'nde bir araya geldiklerinin HTS baz kayıtlarıyla da tespit edildiği vurgulanarak, burada ihale bedeli üzerinden yüzde 7 ile 10 oranında bir rüşvet payı üzerinde mutabakata varıldığı, ayrıca örgüt yöneticilerinden Adem Soytekin'e ait firmaların da alt yüklenici olarak kullanılmasının kararlaştırıldığı aktarıldı.
KAZANAN FİRMA İDDİANAMEDE BELLİ OLDU
Bu anlaşmayla hem "nakdi rüşvet geliri" hem de "alt yüklenicilik üzerinden ilave kazanç" sağlanmasının amaçlandığı belirtilen iddianamede, Yapı Merkezi AŞ yetkililerinin rüşvet ve menfaat iddialarını kabul etmediği, iş ortakları AKM Yapı ve KCT Yol Yapı yetkililerinin yalnızca teminat desteği sağladıklarını belirttiği, İBB bürokratları ve ihale komisyon üyelerinin de sürecin usule uygun olduğunu savunduğu kaydedildi.
İddianamede, suç örgütü lideri şüpheli Ekrem İmamoğlu, örgüt yöneticisi şüpheli Fatih Keleş'in yanı sıra firma yetkilileri ile İBB çalışanlarının "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet" suçlarından cezalandırılmaları istendi.
İddianamede ayrıca iptal edilenin ise daha sonra yapılan yeni bir ihalede başka bir firma tarafından kazanıldığının belirlendiği tespitine yer verildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/pazarlik-usuluyle-metro-ihalesi-697-milyon-liralik-kamu-zarari-iddiasi-271517.html
NATO üyesi 8 ülke Ukrayna için kolları sıvadı! Dudak uçuklatan destek paketi!
NATO üyesi 8 ülke, Ukrayna'ya 500 milyon dolarlık destek sağlayacaklarını bildirdi.
NATO'DAN FLAŞ AÇIKLAMA
NATO'dan yapılan açıklamada, 8 üye ülkenin, ABD silahları ve ekipmanlarının Ukrayna'ya tedarikini içeren ‘Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi’ (PURL) kapsamında Ukrayna'ya 500 milyon dolarlık destek sağlayacakları duyuruldu.
TEÇHİZAT VE MÜHİMMAT PAKETİ
Açıklamada, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Norveç ve İsveç'in NATO’nun PURL girişimi kapsamında, ABD’den temin edilecek 500 milyon dolarlık ortak bir askeri teçhizat ve mühimmat paketi ile Ukrayna’ya destek sağlayacakları belirtildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/nato-uyesi-8-ulke-ukrayna-icin-kollari-sivadi-dudak-ucuklatan-destek-paketi-271516.html
NATO'DAN FLAŞ AÇIKLAMA
NATO'dan yapılan açıklamada, 8 üye ülkenin, ABD silahları ve ekipmanlarının Ukrayna'ya tedarikini içeren ‘Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi’ (PURL) kapsamında Ukrayna'ya 500 milyon dolarlık destek sağlayacakları duyuruldu.
TEÇHİZAT VE MÜHİMMAT PAKETİ
Açıklamada, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Norveç ve İsveç'in NATO’nun PURL girişimi kapsamında, ABD’den temin edilecek 500 milyon dolarlık ortak bir askeri teçhizat ve mühimmat paketi ile Ukrayna’ya destek sağlayacakları belirtildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/nato-uyesi-8-ulke-ukrayna-icin-kollari-sivadi-dudak-ucuklatan-destek-paketi-271516.html
Galatasaray'dan bahis cezaları sonrası flaş hamle!
Türkiye Futbol Federasyonu, bahis soruşturması kapsamında Süper Lig'den ceza alan futbolcuları açıklandı.
Galatasaray'dan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilen Eren Elmalı ve Metehan Baltacı'ya verilen cezalar belli oldu.
TFF'den yapılan açıklamada Metehan Baltacı'ya 9 ay, Eren Elmalı'ya ise 45 gün hak mahrumiyeti cezası verildiği belirtildi.
TRT Spor'da yer alan habere göre; sarı-kırmızılılar, cezaya itirazda bulunacak. Her iki futbolcunun cezasının Süper Lig'le birlikte Avrupa maçlarını da kapsayacağı ifade edildi.
TFF'NİN AÇIKLAMASI
Türkiye Futbol Federasyonu'nun internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"EVREN EREN ELMALI’nın, bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 45 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
METEHAN BALTACI’nın, bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca takdiren 9 AY HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/galatasaray-dan-bahis-cezalari-sonrasi-flas-hamle-271514.html
Galatasaray'dan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilen Eren Elmalı ve Metehan Baltacı'ya verilen cezalar belli oldu.
TFF'den yapılan açıklamada Metehan Baltacı'ya 9 ay, Eren Elmalı'ya ise 45 gün hak mahrumiyeti cezası verildiği belirtildi.
TRT Spor'da yer alan habere göre; sarı-kırmızılılar, cezaya itirazda bulunacak. Her iki futbolcunun cezasının Süper Lig'le birlikte Avrupa maçlarını da kapsayacağı ifade edildi.
TFF'NİN AÇIKLAMASI
Türkiye Futbol Federasyonu'nun internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"EVREN EREN ELMALI’nın, bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 45 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
METEHAN BALTACI’nın, bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca takdiren 9 AY HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/galatasaray-dan-bahis-cezalari-sonrasi-flas-hamle-271514.html
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Masato Kanda'yı kabul etti
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabul, basına kapalı gerçekleştirildi.
Kabulde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de hazır bulundu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-masato-kanda-yi-kabul-etti-271512.html
Kabulde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de hazır bulundu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-masato-kanda-yi-kabul-etti-271512.html
Son dakika... KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, Erdoğan ile bir araya geldi
Son dakika... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı resmi törenle karşıladı.
DİKKAT ÇEKEN SÜVARİ DETAYI
Konuk Cumhurbaşkanı Erhürman'ın makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.
Erdoğan, Erhürman'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman'ın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde İstiklal Marşı çalındı.
16 TÜRK DEVLETİNİ TEMSİLEN BAYRAKLAR VARDI
Erhürman, tören kıtasını, "Merhaba asker" diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve KKTC bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Erhürman, daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLENECEK
Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, ortak basın toplantısına katılacak.
Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/son-dakika...-kktc-cumhurbaskani-erhurman-erdogan-ile-bir-araya-geldi-271511.html
DİKKAT ÇEKEN SÜVARİ DETAYI
Konuk Cumhurbaşkanı Erhürman'ın makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.
Erdoğan, Erhürman'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman'ın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde İstiklal Marşı çalındı.
16 TÜRK DEVLETİNİ TEMSİLEN BAYRAKLAR VARDI
Erhürman, tören kıtasını, "Merhaba asker" diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve KKTC bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Erhürman, daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
ORTAK BASIN TOPLANTISI DÜZENLENECEK
Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Erhürman, ortak basın toplantısına katılacak.
Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/son-dakika...-kktc-cumhurbaskani-erhurman-erdogan-ile-bir-araya-geldi-271511.html
12 Kasım 2025 Çarşamba
20 askerimiz şehit oldu! İngiliz C130 pilotundan kritik paylaşım
20 askerimizin şehit olduğu uçak kazası tüm Türkiye'yi yasa boğarken, uçağın düşme nedeni ile ilgili farklı iddialar ortaya atıldı.
Bazı sosyal medya hesapları C130'un tasarımında hatalar bulunduğunu iddia ederken modelin geçmişte dahil olduğu kazalar nedeniyle motor problemlerine sahip olduğu öne sürüldü
Birleşik Krallık Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden (RAF) emekli eski bir C130 pilotu olan Scott Bateman, X hesabından yaptığı bir paylaşımla, uçağa ilişkin bilgiler paylaşarak iddiaların gerçekleri yansıtmadığını belirtti.
As many of you will know, I flew the C-130 for most of my RAF career, firstly as an air loadmaster and latterly as pilot and captain. I have a lot of time in this aircraft both operationally and hauling stuff around the globe. It’s a hugely reliable airframe that is very… pic.twitter.com/a0HQTcs6j0— Scott Bateman MBE (@scottiebateman) November 11, 2025
"C-130'UN TASARIMI KUSURLU DEĞİL"
Kariyerinin önemli bir kısmında C130 uçaklarına kaptanlık yaptığının altını çizen Bateman, uçağın tasarımına ilişkin iddiaları ele alarak, C130'un tasarımında herhangi bir kusur bulunmadığını kaydetti.
Uçağın personel hatalarına karşı dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Bateman, şunları bildirdi:
"Çoğunuzun bildiği gibi, RAF kariyerimin büyük bir bölümünde C130'u uçurdum; önce hava yük sorumlusu, sonra da pilot ve kaptan pilot olarak. Bu uçakta hem operasyonel faaliyetlerle hem de dünya çapında malzeme taşıyarak çok zaman geçirdim. Düşman saldırıları haricinde her türlü koşulda toleransı çok yüksek olan, son derece güvenilir gövdeye sahip bir uçak."
"SOSYAL MEDYADAKİ İDDİALAR SAÇMA"
Sosyal medyada dolaşan iddiaların "saçma" olduğunu savunan Bateman, uçağın güvenli olmadığına ilişkin geçmiş kazalardan verilen örneklerin doğru olmadığını ifade etti.
Bateman, C130'un düşman bölgelerinde faaliyet yürütmek için tasarlanmış bir uçak olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"C130, dünyada en uzun süredir üretilen en eski askeri uçaktır. 70 yılı aşkın süredir piyasada. Kullanıldığı harekâtların listesi uzun ve evet, bunun sonucunda önemli kayıplar yaşadı. Üretilen tüm uçakların neredeyse yüzde 15'i kaybedildi. Ancak bu, düşen uçakların hepsinin kazalarda kaybedildiği anlamına gelmiyor; (C130'ların) 29'u kara harekâtında kaybedildi. Ayrıca ABD, Vietnam'da 70'ten fazla C130 kaybetti. Ancak bu, uçağın güvensiz olduğu ya da zayıf bir güvenlik siciline sahip olduğu anlamına gelmiyor. Sınırları zorlayan taktik bir nakliye aracı olduğu için düşen C130'ların çoğu düşman harekâtında kaybedildi."
BRİTANYA DÜŞMAN BÖLGELERİNDE 6 ADET C-130 KAYBETTİ
Britanyalı pilot, RAF'ta görev yaptığı süre boyunca 6 C130'un düştüğünü sözlerine ekledi. Bateman, 6 uçaktan 5'inin düşman bölgelerinde hedef alınması sonucu düştüğünü vurgulayarak, kayıpların uçakta bir kusur bulunmasından kaynaklanmadığını belirtti.
Türk Hava Kuvvetleri'ne ait C130'da yaşamını yitiren şehitlerimize saygılarını sunan Bateman, kazayla ilgili spekülasyondan kaçınılması gerektiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"(Kazaya dair) Spekülasyon yapmak haksızlık olur. Ama mürettebatın, kendilerinden önceki pek çok kişi gibi, Çok sevdikleri bir işi yaparken hayatlarını kaybettiğine inanıyorum. Uçuş tulumlarındaki bayrak ne olursa olsun, Albert ile (C130) uçanlar ve uçmuş olanlar büyük bir ailenin parçasıdır. Bugün, bu aileden insanların kaybının yasını tutuyoruz."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/20-askerimiz-sehit-oldu-ingiliz-c130-pilotundan-kritik-paylasim-271248.html
Bazı sosyal medya hesapları C130'un tasarımında hatalar bulunduğunu iddia ederken modelin geçmişte dahil olduğu kazalar nedeniyle motor problemlerine sahip olduğu öne sürüldü
Birleşik Krallık Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden (RAF) emekli eski bir C130 pilotu olan Scott Bateman, X hesabından yaptığı bir paylaşımla, uçağa ilişkin bilgiler paylaşarak iddiaların gerçekleri yansıtmadığını belirtti.
As many of you will know, I flew the C-130 for most of my RAF career, firstly as an air loadmaster and latterly as pilot and captain. I have a lot of time in this aircraft both operationally and hauling stuff around the globe. It’s a hugely reliable airframe that is very… pic.twitter.com/a0HQTcs6j0— Scott Bateman MBE (@scottiebateman) November 11, 2025
"C-130'UN TASARIMI KUSURLU DEĞİL"
Kariyerinin önemli bir kısmında C130 uçaklarına kaptanlık yaptığının altını çizen Bateman, uçağın tasarımına ilişkin iddiaları ele alarak, C130'un tasarımında herhangi bir kusur bulunmadığını kaydetti.
Uçağın personel hatalarına karşı dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Bateman, şunları bildirdi:
"Çoğunuzun bildiği gibi, RAF kariyerimin büyük bir bölümünde C130'u uçurdum; önce hava yük sorumlusu, sonra da pilot ve kaptan pilot olarak. Bu uçakta hem operasyonel faaliyetlerle hem de dünya çapında malzeme taşıyarak çok zaman geçirdim. Düşman saldırıları haricinde her türlü koşulda toleransı çok yüksek olan, son derece güvenilir gövdeye sahip bir uçak."
"SOSYAL MEDYADAKİ İDDİALAR SAÇMA"
Sosyal medyada dolaşan iddiaların "saçma" olduğunu savunan Bateman, uçağın güvenli olmadığına ilişkin geçmiş kazalardan verilen örneklerin doğru olmadığını ifade etti.
Bateman, C130'un düşman bölgelerinde faaliyet yürütmek için tasarlanmış bir uçak olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"C130, dünyada en uzun süredir üretilen en eski askeri uçaktır. 70 yılı aşkın süredir piyasada. Kullanıldığı harekâtların listesi uzun ve evet, bunun sonucunda önemli kayıplar yaşadı. Üretilen tüm uçakların neredeyse yüzde 15'i kaybedildi. Ancak bu, düşen uçakların hepsinin kazalarda kaybedildiği anlamına gelmiyor; (C130'ların) 29'u kara harekâtında kaybedildi. Ayrıca ABD, Vietnam'da 70'ten fazla C130 kaybetti. Ancak bu, uçağın güvensiz olduğu ya da zayıf bir güvenlik siciline sahip olduğu anlamına gelmiyor. Sınırları zorlayan taktik bir nakliye aracı olduğu için düşen C130'ların çoğu düşman harekâtında kaybedildi."
BRİTANYA DÜŞMAN BÖLGELERİNDE 6 ADET C-130 KAYBETTİ
Britanyalı pilot, RAF'ta görev yaptığı süre boyunca 6 C130'un düştüğünü sözlerine ekledi. Bateman, 6 uçaktan 5'inin düşman bölgelerinde hedef alınması sonucu düştüğünü vurgulayarak, kayıpların uçakta bir kusur bulunmasından kaynaklanmadığını belirtti.
Türk Hava Kuvvetleri'ne ait C130'da yaşamını yitiren şehitlerimize saygılarını sunan Bateman, kazayla ilgili spekülasyondan kaçınılması gerektiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"(Kazaya dair) Spekülasyon yapmak haksızlık olur. Ama mürettebatın, kendilerinden önceki pek çok kişi gibi, Çok sevdikleri bir işi yaparken hayatlarını kaybettiğine inanıyorum. Uçuş tulumlarındaki bayrak ne olursa olsun, Albert ile (C130) uçanlar ve uçmuş olanlar büyük bir ailenin parçasıdır. Bugün, bu aileden insanların kaybının yasını tutuyoruz."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/20-askerimiz-sehit-oldu-ingiliz-c130-pilotundan-kritik-paylasim-271248.html
Berlin'in İsrail'e silah ihracatı mercek altında! Mahkemeye taşındı'
Almanya'nın başkenti Berlin’de yaşayan Filistinliler, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalar sona erene kadar Alman hükümetinin İsrail'e silah ihracatının yasaklanması talebiyle mahkemeye başvurdu.
İsrail’in ABD’den sonra en büyük destekçisi olan Almanya’da ülkeye gerçekleştirilen silah ihracatı mahkemeye taşındı. Almanya’nın başkenti Berlin'de yaşayan bir grup Filistinli, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalar tamamen sona erene kadar Alman hükümetinin İsrail'e silah ihracatını durdurması talebiyle Berlin’in Moabit semtindeki İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Davacı Filistinliler, ayrıca daha önce Alman hükümeti tarafından verilen ihracat izinlerinin iptal edilmesini ve tamamlanan teslimatların da hukuka aykırı işlem ilan edilmesini talep etti. Davacılar, dilekçelerinde Almanya'nın İsrail'e silah ihracatına onay vererek uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini de ihlal ettiğini vurguladı.
"ALMAN YAPIMI SİLAHLARIN YIKICI GÜCÜNÜ GÖRDÜM"
22 yıldır Berlin’de yaşayan ve birkaç kez Gazze Şeridi’ne gittiğini belirten bir doktor, mahkemede gerçekleştirilen ilk duruşmada yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Alman vatandaşlığı bulunan davacı, doktor olarak İsrail’in Gazze’deki saldırılarında yaralananların acılarına bizzat tanık olduğunu belirtti. Davacı doktor, "Alman yapımı silahların yıkıcı gücünü gördüm" ifadelerini kullandı. Mahkemenin davaya ilişkin kararını bugün veya önümüzdeki günlerde vereceği açıklandı.
ALMANYA'NIN İSRAİL'E SİLAH İHRACATI
Alman hükümeti, Gazze'de soykırım suçu işleyen İsrail’e 8 Ağustos’ta Başbakan Friedrich Merz tarafından açıklanan ihracat kısıtlamasına rağmen silah satmayı sürdürdü. Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın Alman Meclisi’ndeki muhalefet partilerinden Sol Parti'nin (Die Linke) soru önergesine verdiği yanıta göre, hükümet İsrail'e kısmi silah ihracatı kararının açıklandığı 8 Ağustos ile 22 Eylül tarihleri arasında 2,46 milyon euro değerinde silah tedarik izni verdi. Daha önce yapılan açıklamalarda, Alman hükümetinin 1 Ocak-8 Ağustos 2025 tarihleri arasında İsrail’e yaklaşık 250 milyon euro değerinde silah tedarik talebini onayladığı belirtilmişti.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/berlin-in-israil-e-silah-ihracati-mercek-altinda-mahkemeye-tasindi-271246.html
İsrail’in ABD’den sonra en büyük destekçisi olan Almanya’da ülkeye gerçekleştirilen silah ihracatı mahkemeye taşındı. Almanya’nın başkenti Berlin'de yaşayan bir grup Filistinli, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalar tamamen sona erene kadar Alman hükümetinin İsrail'e silah ihracatını durdurması talebiyle Berlin’in Moabit semtindeki İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Davacı Filistinliler, ayrıca daha önce Alman hükümeti tarafından verilen ihracat izinlerinin iptal edilmesini ve tamamlanan teslimatların da hukuka aykırı işlem ilan edilmesini talep etti. Davacılar, dilekçelerinde Almanya'nın İsrail'e silah ihracatına onay vererek uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini de ihlal ettiğini vurguladı.
"ALMAN YAPIMI SİLAHLARIN YIKICI GÜCÜNÜ GÖRDÜM"
22 yıldır Berlin’de yaşayan ve birkaç kez Gazze Şeridi’ne gittiğini belirten bir doktor, mahkemede gerçekleştirilen ilk duruşmada yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Alman vatandaşlığı bulunan davacı, doktor olarak İsrail’in Gazze’deki saldırılarında yaralananların acılarına bizzat tanık olduğunu belirtti. Davacı doktor, "Alman yapımı silahların yıkıcı gücünü gördüm" ifadelerini kullandı. Mahkemenin davaya ilişkin kararını bugün veya önümüzdeki günlerde vereceği açıklandı.
ALMANYA'NIN İSRAİL'E SİLAH İHRACATI
Alman hükümeti, Gazze'de soykırım suçu işleyen İsrail’e 8 Ağustos’ta Başbakan Friedrich Merz tarafından açıklanan ihracat kısıtlamasına rağmen silah satmayı sürdürdü. Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın Alman Meclisi’ndeki muhalefet partilerinden Sol Parti'nin (Die Linke) soru önergesine verdiği yanıta göre, hükümet İsrail'e kısmi silah ihracatı kararının açıklandığı 8 Ağustos ile 22 Eylül tarihleri arasında 2,46 milyon euro değerinde silah tedarik izni verdi. Daha önce yapılan açıklamalarda, Alman hükümetinin 1 Ocak-8 Ağustos 2025 tarihleri arasında İsrail’e yaklaşık 250 milyon euro değerinde silah tedarik talebini onayladığı belirtilmişti.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/berlin-in-israil-e-silah-ihracati-mercek-altinda-mahkemeye-tasindi-271246.html
SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli'yi ziyaret edecek
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret edeceğini duyurdu.
ZİYARET, BAHÇELİ'NİN KONUTUNDA GERÇEKLEŞECEK
Duran'ın açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bugün saat 18.00’de Bahçeli’yi ziyaret edecekleri bilgisi yer aldı.
Duran, zirvenin Bahçeli’nin Ankara’daki konutunda gerçekleşeceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugün saat 18.00’de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret edeceklerdir.
Ziyaret, Sayın Devlet Bahçeli’nin Ankara’daki konutunda gerçekleşecektir.— Burhanettin Duran (@burhanduran) November 12, 2025
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/son-dakika-cumhurbaskani-erdogan-bahceli-yi-ziyaret-edecek-271245.html
ZİYARET, BAHÇELİ'NİN KONUTUNDA GERÇEKLEŞECEK
Duran'ın açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bugün saat 18.00’de Bahçeli’yi ziyaret edecekleri bilgisi yer aldı.
Duran, zirvenin Bahçeli’nin Ankara’daki konutunda gerçekleşeceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bugün saat 18.00’de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret edeceklerdir.
Ziyaret, Sayın Devlet Bahçeli’nin Ankara’daki konutunda gerçekleşecektir.— Burhanettin Duran (@burhanduran) November 12, 2025
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/son-dakika-cumhurbaskani-erdogan-bahceli-yi-ziyaret-edecek-271245.html
Avrupa ülkesinde 'TRUMP' partisi! Kurucusundan ilginç açıklama!'
Belçika'da "Popülist Hareketler Birliği için Hep Birlikte (Tous Reunis pour l’Union des Mouvements Populistes-TRUMP)" adlı sağ parti kuruldu.
HEDEF 2029 AP SEÇİMLERİ
Ulusal basındaki haberlere göre, daha önce faaliyet gösteren Chez Nous ile Belçika Ulusal Cephesi (Front National) partilerinin devamı niteliğinde "TRUMP" adlı yeni bir sağ popülist parti kuruldu.
Partinin kurucusu Salvatore Nicotra, 2029'da yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandalye kazanmayı hedeflediklerini bildirdi.
Nicotra, "Donald Trump, popülizmin en güçlü simgesi. Hemen her savunduğumuzu temsil ediyor." dedi.
KENDİNİ SAĞ POPÜLİST PARTİ OLARAK TANIMLIYOR
Parti, kendisini "sağ popülist" olarak tanımlarken, "sosyal bir yön" de taşıdığını belirtiyor.
TRUMP, Belçika’da Flaman ayrılıkçılığını savunan Vlaams Belang’tan farklı olarak, ulusal bir yapının korunmasını desteklediğini vurguluyor.
Belçika’da son yıllarda aşırı sağ partiler oylarını artırdı. 2019 AP seçimlerinde Vlaams Belang ve diğer sağ popülist oluşumlar, göç, güvenlik ve ulusal kimlik konularındaki söylemleriyle özellikle Flaman bölgesinde dikkati çekmişti.
2024'teki seçimlerde Vlaams Belang, hem federal parlamentoda hem Flaman bölgesinde ikinci sırada gelmişti. TRUMP partisinin kurulması, bu eğilimin devamı ve popülist hareketleri yeni bir çatı altında toplamayı hedefliyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/avrupa-ulkesinde-trump-partisi-kurucusundan-ilginc-aciklama-271244.html
HEDEF 2029 AP SEÇİMLERİ
Ulusal basındaki haberlere göre, daha önce faaliyet gösteren Chez Nous ile Belçika Ulusal Cephesi (Front National) partilerinin devamı niteliğinde "TRUMP" adlı yeni bir sağ popülist parti kuruldu.
Partinin kurucusu Salvatore Nicotra, 2029'da yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandalye kazanmayı hedeflediklerini bildirdi.
Nicotra, "Donald Trump, popülizmin en güçlü simgesi. Hemen her savunduğumuzu temsil ediyor." dedi.
KENDİNİ SAĞ POPÜLİST PARTİ OLARAK TANIMLIYOR
Parti, kendisini "sağ popülist" olarak tanımlarken, "sosyal bir yön" de taşıdığını belirtiyor.
TRUMP, Belçika’da Flaman ayrılıkçılığını savunan Vlaams Belang’tan farklı olarak, ulusal bir yapının korunmasını desteklediğini vurguluyor.
Belçika’da son yıllarda aşırı sağ partiler oylarını artırdı. 2019 AP seçimlerinde Vlaams Belang ve diğer sağ popülist oluşumlar, göç, güvenlik ve ulusal kimlik konularındaki söylemleriyle özellikle Flaman bölgesinde dikkati çekmişti.
2024'teki seçimlerde Vlaams Belang, hem federal parlamentoda hem Flaman bölgesinde ikinci sırada gelmişti. TRUMP partisinin kurulması, bu eğilimin devamı ve popülist hareketleri yeni bir çatı altında toplamayı hedefliyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/avrupa-ulkesinde-trump-partisi-kurucusundan-ilginc-aciklama-271244.html
Çamur ve enkaz yığınları arasında mücadele! İsrail durmuyor, şehit sayısı arttı
İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) Zikim Sınır Kapısı'ndaki son duruma ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, "Siyasi kademenin talimatı doğrultusunda, bugün Zikim Sınır Kapısı, Gazze'ye insani yardım kamyonlarının girişine açıldı. Yardımlar, Savunma Bakanlığı Kara Sınır Kapıları İdaresi tarafından yapılan kapsamlı güvenlik kontrollerinin ardından Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kuruluşlar tarafından teslim edilecek." ifadeleri kullanıldı.
ATEŞKESE RAĞMEN İSRAİL SALDIRILARI DEVAM EDİYOR
Öte yandan Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in saldırılarında hayatını kaybedenlerle ilgili son bilgileri paylaştı. Açıklamada, son 24 saatte enkazdan 3 kişinin cesedinin çıkarıldığı, yaralanan 4 kişinin de hastaneye kaldırıldığı aktarıldı. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda ise 245 kişinin öldüğü, 627'sinin yaralandığı, enkaz altından da 532 kişinin cesedinin çıkarıldığı kaydedildi. Ekim 2023'ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 69 bin 185'e, yaralıların sayısının ise 170 bin 698'e yükseldiği belirtildi.
İSRAİL ATEŞKES SONRASI DA 1500 BİNAYI YERLE BİR ETTİ
İsrail, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına rağmen yerleşim yerlerini hedef almaya devam ediyor. Uydu görüntülerine dayalı görsel analizler, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki binaları yıkmaya büyük ölçüde devam ettiğini ortaya koydu.
BBC Verify tarafından incelenen uydu görüntüleri, İsrail’in 10 Ekim’de Hamas ile ateşkesin başlamasından bu yana kontrolünde tuttuğu Gazze’deki bölgelerde bin 500’den fazla binayı yıktığını gösterdi. Ateşkes öncesi ve sonrası çekilen uydu görüntülerini analiz etmek için bir değişim tespit algoritması kullanıldı ve bu sayede yıkımı gösterebilecek değişiklikler belirlendi. Ardından gözle görülür şekilde yıkılmış binalar tek tek sayılarak sonuçlar doğrulandı.
Uzmanlar, bu yıkımların ABD, Mısır, Katar ve Türkiye tarafından aracılık edilen ateşkesin şartlarını ihlal edebileceğini öne sürdü. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Avichay Adraee ise bu eylemlerin "ateşkes çerçevesine uygun olarak" yapıldığını savundu.
FİLİSTİNLİ GENÇ, ÇAMUR VE ENKAZDAN TOPLADIKLARI TUĞLALARLA EVİNİ YENİDEN İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan 22 yaşındaki Hasan Cihad Halife, ateşkes anlaşmasının ardından İsrail saldırısında yıkılan evine geri döndü. Saldırılarda ailesini de kaybeden Halife, yıkılan evinin kalıntılarından çamur ve taşlarla küçük bir barınak inşa ederek tek başına hayatını yeniden kurmaya çalışıyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/camur-ve-enkaz-yiginlari-arasinda-mucadele-israil-durmuyor-sehit-sayisi-artti-271243.html
ATEŞKESE RAĞMEN İSRAİL SALDIRILARI DEVAM EDİYOR
Öte yandan Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in saldırılarında hayatını kaybedenlerle ilgili son bilgileri paylaştı. Açıklamada, son 24 saatte enkazdan 3 kişinin cesedinin çıkarıldığı, yaralanan 4 kişinin de hastaneye kaldırıldığı aktarıldı. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda ise 245 kişinin öldüğü, 627'sinin yaralandığı, enkaz altından da 532 kişinin cesedinin çıkarıldığı kaydedildi. Ekim 2023'ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 69 bin 185'e, yaralıların sayısının ise 170 bin 698'e yükseldiği belirtildi.
İSRAİL ATEŞKES SONRASI DA 1500 BİNAYI YERLE BİR ETTİ
İsrail, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasına rağmen yerleşim yerlerini hedef almaya devam ediyor. Uydu görüntülerine dayalı görsel analizler, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki binaları yıkmaya büyük ölçüde devam ettiğini ortaya koydu.
BBC Verify tarafından incelenen uydu görüntüleri, İsrail’in 10 Ekim’de Hamas ile ateşkesin başlamasından bu yana kontrolünde tuttuğu Gazze’deki bölgelerde bin 500’den fazla binayı yıktığını gösterdi. Ateşkes öncesi ve sonrası çekilen uydu görüntülerini analiz etmek için bir değişim tespit algoritması kullanıldı ve bu sayede yıkımı gösterebilecek değişiklikler belirlendi. Ardından gözle görülür şekilde yıkılmış binalar tek tek sayılarak sonuçlar doğrulandı.
Uzmanlar, bu yıkımların ABD, Mısır, Katar ve Türkiye tarafından aracılık edilen ateşkesin şartlarını ihlal edebileceğini öne sürdü. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Avichay Adraee ise bu eylemlerin "ateşkes çerçevesine uygun olarak" yapıldığını savundu.
FİLİSTİNLİ GENÇ, ÇAMUR VE ENKAZDAN TOPLADIKLARI TUĞLALARLA EVİNİ YENİDEN İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan 22 yaşındaki Hasan Cihad Halife, ateşkes anlaşmasının ardından İsrail saldırısında yıkılan evine geri döndü. Saldırılarda ailesini de kaybeden Halife, yıkılan evinin kalıntılarından çamur ve taşlarla küçük bir barınak inşa ederek tek başına hayatını yeniden kurmaya çalışıyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/camur-ve-enkaz-yiginlari-arasinda-mucadele-israil-durmuyor-sehit-sayisi-artti-271243.html
11 Kasım 2025 Salı
Üzerinde ve evinde uyuşturucu çıkan şahıs, tutuklandı!
Ekiplerin zehir tacirlerine yönelik çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İlkadım ilçesi Rasathane Mahallesi’nde K.K. (54) isimli şahsın üzerinde ve ikametinde yapılan aramada 15,45 gram metamfetamin, 25,35 gram sentetik kannabinoid, 40 adet sentetik ecza ve 1 adet hassas terazi ele geçirildi.
Gözaltına alınan K.K., bugün Samsun Adliyesine sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/uzerinde-ve-evinde-uyusturucu-cikan-sahis-tutuklandi-270985.html
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İlkadım ilçesi Rasathane Mahallesi’nde K.K. (54) isimli şahsın üzerinde ve ikametinde yapılan aramada 15,45 gram metamfetamin, 25,35 gram sentetik kannabinoid, 40 adet sentetik ecza ve 1 adet hassas terazi ele geçirildi.
Gözaltına alınan K.K., bugün Samsun Adliyesine sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/uzerinde-ve-evinde-uyusturucu-cikan-sahis-tutuklandi-270985.html
Altının kilogram fiyatı 5 milyon 810 bin liraya yükseldi
Altın piyasasında en düşük 5 milyon 563 bin lira, en yüksek 5 milyon 820 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 1,2 artışla 5 milyon 810 bin lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 5 milyon 740 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 9 milyar 383 milyon 960 bin 235,42 lira, işlem miktarı ise 1666,13 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 9 milyar 450 milyon 717 bin 810,15 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Vakıf Katılım Bankası, Ahlatcı Döviz ve Kıymetli Madenler, Uğuras Kıymetli Madenler, Yapı ve Kredi Bankası ile INTL HRM Kıymetli Madenler olarak sıralandı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/altinin-kilogram-fiyati-5-milyon-810-bin-liraya-yukseldi-270983.html
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 5 milyon 740 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 9 milyar 383 milyon 960 bin 235,42 lira, işlem miktarı ise 1666,13 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 9 milyar 450 milyon 717 bin 810,15 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Vakıf Katılım Bankası, Ahlatcı Döviz ve Kıymetli Madenler, Uğuras Kıymetli Madenler, Yapı ve Kredi Bankası ile INTL HRM Kıymetli Madenler olarak sıralandı.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/altinin-kilogram-fiyati-5-milyon-810-bin-liraya-yukseldi-270983.html
Almanya'da şok eden olay! Bürokratlara suikast çağrısı yapmıştı....O şüpheli yakalandı!
Almanya'da aralarında eski Başbakanlar Angela Merkel ile Olaf Scholz'un da olduğu 20'den fazla politikacı hakkında suikast çağrısı yapan ve başlarına ödül koyan şüpheli, Dortmund kentinde polis operasyonu ile yakalanarak gözaltına alındı.
Almanya'da polis, eski liderlere ve politikacılara yönelik suikast çağrısının ardından alarma geçti. Alman polisi, eski Başbakanlar Angela Merkel ile Olaf Scholz'un da olduğu 20'den fazla politikacı hakkında suikast çağrısı yapan ve başlarına ödül koyan şüpheliyi yakaladı.
ŞÜPHELİ, EYLEMLERİ GERÇEKLEŞTİRENLERE KRİPTO PARA İLE ÖDEME YAPACAĞINI DUYURDU
Almanya Federal Savcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Polonya ve Almanya vatandaşlığı bulunan Martin S. karanlık ağ olarak tanımlanan, özel üyelik ve şifrelerle girilebilen çevrimiçi bir platformda siyasetçilere suikast çağrısı yaptı, eylemleri gerçekleştirenlere kripto para ile ödeme yapacağını duyurdu. Açıklamaya göre, Haziran ayından bu yana söz konusu çağrıları yapan Martin S. Dortmund'da düzenlenen ve özel kuvvet polislerinin katıldığı operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Savcılık, şüphelinin karanlık ağ platformunda siyasetçiler hakkında kendi yazdığı ölüm kararlarını, patlayıcı yapımına ilişkin talimatları ve potansiyel kurbanların kişisel verilerini paylaştığını bildirdi.
EN AZ 20 KİŞİLİK ÖLÜM LİSTESİ
Alman haber dergisi Der Spiegel'de yer alan haberde, Martin S.'nin en az 20 siyasetçiyi ölüm listesine aldığı, Almanya'da darbe planı yaptıkları ve terör örgütü mensubu oldukları gerekçesiyle bazı üyelerinin yargılandığı Reichsbürger (İmparatorluk Vatandaşları) hareketiyle bağlantılı olduğu bilgisi yer aldı. Habere göre, aşırı sağcı olduğu belirtilen 49 yaşındaki Martin S. suikastlar için para bağışlama çağrısı da yaptı. Söz konusu bağışlar da suikastçılara ödenecekti. Haberde ayrıca, polisin Martin S.'yi 2020 yılında ülke genelinde gerçekleştirilen ve koronavirüs önlemlerinin protesto edildiği gösterilerinden tanıdığı da belirtildi.
TERÖRİZM FİNANSMANI VE DEVLET GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATAN ŞİDDET EYLEMİ İLE SUÇLANDI
Almanya Federal Savcılığı şüpheli Martin S.'yi terörizmi finanse etmek, devlet güvenliğini tehlikeye atan ciddi şiddet eylemlerini teşvik etmek ve kişisel verileri tehlike oluşturacak şekilde paylaşmakla suçladı. Dortmund Federal Kriminal Polis Teşkilatı ve Federal Polis Özel Harekat ekiplerinin dün akşam gözaltına aldığı şüphelinin bugün Karlsruhe Federal Adalet Mahkemesi'nin soruşturma hakimi huzuruna çıkarılacağı ve hakimin tutukluluk durumuna karar vereceği bildirildi.
"BU DURUM SON AYLARDA İZLENİYORDU"
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt Martin S. hakkında yaptığı açıklamada, "Gözaltına alınma gerekçesi, aşırı sağcı bir platformda para toplamaya ve bu parayı kamuoyunda tanınmış kişilere yönelik saldırıları finanse etmek için kullanmasıydı. Bu durum son aylarda izleniyordu. Bugün ise tutuklanma istemiyle mahkemeye çıkarılacak. Terörün finansmanı şüphesi üzerinde duruyoruz, ancak şu anda soruşturma devam ettiği için kesin bir şey söyleyemem" dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/almanya-da-sok-eden-olay-burokratlara-suikast-cagrisi-yapmisti....o-supheli-yakalandi-270981.html
Almanya'da polis, eski liderlere ve politikacılara yönelik suikast çağrısının ardından alarma geçti. Alman polisi, eski Başbakanlar Angela Merkel ile Olaf Scholz'un da olduğu 20'den fazla politikacı hakkında suikast çağrısı yapan ve başlarına ödül koyan şüpheliyi yakaladı.
ŞÜPHELİ, EYLEMLERİ GERÇEKLEŞTİRENLERE KRİPTO PARA İLE ÖDEME YAPACAĞINI DUYURDU
Almanya Federal Savcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Polonya ve Almanya vatandaşlığı bulunan Martin S. karanlık ağ olarak tanımlanan, özel üyelik ve şifrelerle girilebilen çevrimiçi bir platformda siyasetçilere suikast çağrısı yaptı, eylemleri gerçekleştirenlere kripto para ile ödeme yapacağını duyurdu. Açıklamaya göre, Haziran ayından bu yana söz konusu çağrıları yapan Martin S. Dortmund'da düzenlenen ve özel kuvvet polislerinin katıldığı operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Savcılık, şüphelinin karanlık ağ platformunda siyasetçiler hakkında kendi yazdığı ölüm kararlarını, patlayıcı yapımına ilişkin talimatları ve potansiyel kurbanların kişisel verilerini paylaştığını bildirdi.
EN AZ 20 KİŞİLİK ÖLÜM LİSTESİ
Alman haber dergisi Der Spiegel'de yer alan haberde, Martin S.'nin en az 20 siyasetçiyi ölüm listesine aldığı, Almanya'da darbe planı yaptıkları ve terör örgütü mensubu oldukları gerekçesiyle bazı üyelerinin yargılandığı Reichsbürger (İmparatorluk Vatandaşları) hareketiyle bağlantılı olduğu bilgisi yer aldı. Habere göre, aşırı sağcı olduğu belirtilen 49 yaşındaki Martin S. suikastlar için para bağışlama çağrısı da yaptı. Söz konusu bağışlar da suikastçılara ödenecekti. Haberde ayrıca, polisin Martin S.'yi 2020 yılında ülke genelinde gerçekleştirilen ve koronavirüs önlemlerinin protesto edildiği gösterilerinden tanıdığı da belirtildi.
TERÖRİZM FİNANSMANI VE DEVLET GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATAN ŞİDDET EYLEMİ İLE SUÇLANDI
Almanya Federal Savcılığı şüpheli Martin S.'yi terörizmi finanse etmek, devlet güvenliğini tehlikeye atan ciddi şiddet eylemlerini teşvik etmek ve kişisel verileri tehlike oluşturacak şekilde paylaşmakla suçladı. Dortmund Federal Kriminal Polis Teşkilatı ve Federal Polis Özel Harekat ekiplerinin dün akşam gözaltına aldığı şüphelinin bugün Karlsruhe Federal Adalet Mahkemesi'nin soruşturma hakimi huzuruna çıkarılacağı ve hakimin tutukluluk durumuna karar vereceği bildirildi.
"BU DURUM SON AYLARDA İZLENİYORDU"
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt Martin S. hakkında yaptığı açıklamada, "Gözaltına alınma gerekçesi, aşırı sağcı bir platformda para toplamaya ve bu parayı kamuoyunda tanınmış kişilere yönelik saldırıları finanse etmek için kullanmasıydı. Bu durum son aylarda izleniyordu. Bugün ise tutuklanma istemiyle mahkemeye çıkarılacak. Terörün finansmanı şüphesi üzerinde duruyoruz, ancak şu anda soruşturma devam ettiği için kesin bir şey söyleyemem" dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/almanya-da-sok-eden-olay-burokratlara-suikast-cagrisi-yapmisti....o-supheli-yakalandi-270981.html
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kentsel dönüşümde tarihi adımlar attık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde "Medeniyetimizde Şehir ve Mekan" temalı Şehircilik Zirvesi ve “Kentkırım Sergisi” açılışında konuştu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
İnsan ve mekan ilişkileriyle ilgili Şehircilik Zirvesi ile Kentkırım Sergimiz ve uğraşımız münasebetiyle sizleri AK Parti genel merkezimizde ağırlamanın bahtiyarlığı içindeyim.
Dünyanın dört bir yanından zirveye teşrif eden teşkilat mensuplarımıza, saygıdeğer akademisyenlerimiz ile öğrencilerimize hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.
AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığımızca, Sayın Başkan ve ekibine zirvenin düzenlenmesine emek veren tüm arkadaşlarıma kalpten teşekkür ediyorum.
Tüm şehircilik tarihine adını altın harflerle yazdıran ve bir yapı sadece sağlam olmakla yetinmez aynı zamanda zarif olmalıdır diyen büyük usta Mimar Sinan'ın şahsında eserleri ve fikirleriyle bizlere yol gösteren ecdadımızı bir kez daha burada rahmetle iade ediyorum. Bugün de aynı tasavvurla şehirlerimizin imarına katkı yapan, ihyasına destek olan bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı, mühendislerimizi tebrik ediyorum. Kardeşlerim, Şehircilik Zirvesi'ni gerek biz politika belirleyenler gerekse bu politikaları uygulama merciinde olan kurumlarımız açısından çok kıymetli buluyoruz. Zirvede sunulacak bildirilerin buradan çıkacak sonuçların şehirlerimize, ülkemize, milletimize yeni ufuklar kazandıracağına inanıyor zirvemizin başarılı geçmesini canı gönülden diliyorum.
"UNUTMAYIN, DÜNYA KONULAN BİR YERDİR"
Aziz kardeşlerim, değerli misafirler; varlığın evi olan dil, onu konuşan ve onunla dünyayı anlamlandıran medeniyetlerin mekân tasavvurunu da belirler. Türkçede en güçlü anlamı “yerleşmek” olan konmak fiili ve ondan türeyen konak, konuk, konut, konu, komşu kelimeleri; hatta aynı kökten gelen konuşmak fiili, milletimizin mekân tasavvuru konusunda nasıl bir zihniyete sahip olduğunu göstermektedir.
Unutmayın, dünya konulan bir yerdir. Bir yere konduğumuzda sadece oradaki insanlarla değil, oradaki canlı ve cansız diğer varlıklarla da komşu olur; komşuluk hukuku geliştiririz.
Gençler, şunu da ifade etmek isterim: Millet olarak, insanın gönlünü Beytullah bilen, evi onunla eşdeğer tutan; gönül yapmayı erdem ve fazilet, gönül yıkmayı ise zulüm ve felaket olarak gören bir anlayışın sahipleriyiz.
Unutmayın, “Dostu nevi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” diyen Yunus Emre, aslında bizim mekân tasavvurumuzu da hülasa etmektedir.
"MİLLETİMİZ TARİH BOYUNCA ŞEHİR KURAN BİR MİLLET OLMUŞTUR"
İnancımız, medeniyet birikimimiz ve bunu ifade ettiğimiz dilimiz; yapmak, mamur kılmak, inşa ve ibda etmek merkezlidir. Bunun içindir ki milletimiz tarih boyunca şehir yıkan bir millet olmamış; tam aksine şehir yapan, şehir kuran, fethettiği şehirlere zarar vermek şöyle dursun, onları eskisinden daha mamur hâle getiren bir millet olmuştur.
Şunu özellikle dikkatlerinize çekmek istiyorum: Daha Avrupa şehirlerinin yüzde 80’i bile kurulmadan, Hacı Bayram-ı Veli “Çalab’ın bir şâr yaratmış” diyerek gençlerimize, “Çalabım bir şâr yaratmış” şiiriyle adeta bir şiircilik manifestosu ortaya koymuştur. Bitmedi… “Hüner bir şehr bünyâd eylemektir, reaya kalbin âbâd eylemektir.” buyuran Fatih Sultan Mehmet ise şehir kurmayı, kalp âbâd etmeyle eşdeğer tutmuştur.
Bütün bunlara baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz, gençler: Şehir, medeniyetimizde bir arada yaşanan bir mekân olmanın ötesinde; bizatihi kimlik ve kişilik sahibi bir muhatap olarak kabul edilmektedir. İnsan şehre bir kimlik verdiği kadar, şehir de insana bir kimlik bağışlar.
Tarihte ilim, kültür, sanat ve edebiyat erbabının şehirleriyle birlikte anılması, bir hemşerilik refleksinden ziyade, şehrin insana kimlik kazandıran işte bu yönünü vurgular.
Bir diğer çarpıcı gerçek şudur: Geleneksel şehir mimarimizde insanın kalbi, şehrin kalbiyle; şehrin kalbi, insanın kalbiyle birlikte atar derler. Kentimiz kendimizdir. Ve kentimizi nasıl gördüğümüz, kendimizi nasıl gördüğümüzün bir nevi aynasıdır.
"TÜRKİYE, DÜNYADA EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEYEN BİR ŞEHİRCİLİK TECRÜBESİNE SAHİPTİR"
Türk-İslam şehir mimarisinde, insanın hakkı gözetilirken; şehirde birlikte yaşadığımız küçük canlıların, kuşların, ağaçların, ufkun, gün ışığının hakkı da gözetilmiş, bunlara her zaman riayet edilmiştir.
Değerli misafirler, aziz kardeşlerim; Türkiye, özellikle de Anadolu, dünyada eşi benzeri görülmeyen bir şehircilik tecrübesine sahiptir. Bin yıldır yurt tuttuğumuz ve ebediyete kadar yurdumuz olacak bu topraklar, dünya şehircilik ve mimari tarihi açısından adeta bir laboratuvar gibidir.
Milletçe, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde bir yandan bu mirasın yaşayan yanlarını bütünüyle alarak yeni terkipler oluştururken, diğer yandan da kendi şehircilik anlayışımızı yansıtan yeni şehirler kurarak coğrafyayı biz vatana dönüştürdük.
Ecdat, fethettiği bir beldeyi öncelikle şehir mimarisi açısından ele almış, abat etmiş ve mamur kılmıştır. Batı’ya ilerleyişimiz, şairin dediği gibi, “ardında çil çil kubbeler serperek” bir fetih hareketiyle birlikte bir imar ve inşa hareketi olarak gerçekleşmiştir.
Haçlı işgalinde taş üstünde taş bırakılmayan İstanbul’un yaraları, Fethin ardından süratle sarıldığı gibi, dünya mimari mirasına Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” olarak adlandırdığı yeni bir İstanbul hediye edilmiştir.
Bakın, şurası da fevkalade önemlidir: Ecdat, medeniyet havzası özelliğine sahip, daha öncesinde bir şekilde hanlık merkezi olan, başkent karakterli şehirlere şehzade göndermiştir. Ülke yönetme stajının bir şehri yönetmekten, ülke mamur etme stajının ise bir şehri mamur etmekten geçtiğini uygulamalı olarak göstermiştir.
Nasıl Asya içlerinde kurduğumuz şehirler yerden bitmemişse, nasıl Ahlat birdenbire ortaya çıkmamışsa, dünya mimarlık tarihine armağan ettiğimiz Mimar Sinan da hüdayinabit değildir. Kökleri tarihimiz kadar eski olan kolektif bir şuurun, bir zihniyetin eseri olarak ortaya çıkmıştır.
Gökyüzünü otağının çatısı olarak gören, kubbe mimarisini insanlığa hediye eden; ev yaparken “Sırtını dağa, yüzünü bağa ver” atasözüyle sağlamlığı, ufuk açıklığını ve tarım alanlarının korunmasını öğütleyen milletimizin şehircilikte karşılaştığı açmazları iyi değerlendirmek, mimarimizi yeniden millî üslupla buluşturmak zorundayız.
Fakat doğrusunu söylemek gerekirse, dünya kültür tarihinde şiir, müzik ve mutfakla birlikte ilk sıralarda yer aldığımız sanatların biri de mimari ve şehircilikken, maalesef bu mirastan bugün yeterince istifade edemiyoruz.
"GÖREV SÜREMİZ BOYUNCA TÜM TÜRKİYE’YE ÖRNEK GÖSTERİLEN BİR KONUMA GETİRDİK"
Değerli misafirler, değerli dostlarım; işte bu zengin mirasın ve müktesebatın rehberliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan itibaren şehirlerimizi sadece inşa değil, daha önemlisi ihya etmek için canla başla çalıştık.
Çöp dağlarının cephanelik gibi patladığı bir şehri, görev süremiz boyunca tüm Türkiye’ye örnek gösterilen bir konuma getirdik. Dört buçuk yıl gibi kısa bir sürede musluklardan temiz su akmaya başladı. Kokudan yanına yaklaşılmayan, İstanbul Boğazı’nın incisi Haliç temizlendi.
İstanbul yeniden rahat bir nefes aldı. İnsanı merkeze alan, hizmet ve eser odaklı yerel yönetim vizyonuyla İstanbul’da yaktığımız bu meşaleyi, son yirmi üç senede tüm Türkiye’ye taşıdık.
"TOKİ VASITASIYLA 1 MİLYON 750 BİN KONUT ÜRETTİK"
Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum: Hem İstanbul’da emaneti yüklendiğimizde hem de 2002 Kasım’ında tüm Türkiye için kolları sıvadığımızda, karşımızda on yılların birikmiş sorunları vardı. Bunların en başında da 1950’lerde başlayıp 1970 ve 1980’lerde zirveye çıkan düzensiz göç, çarpık kentleşme, gecekondulaşma ve hazine arazilerinin işgali gibi kronikleşmiş sorunlar bulunuyordu.
Bunları görmezden gelmek yerine, üzerlerine kararlılıkla gittik. Altyapı sorunlarını önemli ölçüde çözdük. Kentsel dönüşüm ve konut seferberliği ile dirençli kentleşme konusunda tarihî adımlar attık. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen, 2 milyonun üzerinde bağımsız birimi dönüştürmeyi başardık. TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 750 bin konut ürettik.
TOKİ projeleri sayesinde insanımız sadece ev sahibi değil, aynı zamanda iş sahibi oldu; bu projelerde istihdam edildi. Eser ve hizmet siyasetinde vatandaşlarımızın hayat kalitesini yükselttik.
Bunu özellikle şunun için ifade ediyorum: Biz bu adımları atarken, kentsel tasarım, kentsel estetik veya kentsel dönüşüm gibi kavramlar kimsenin gündeminde değildi.
Zira o yıllarda, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin şehirleri henüz en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyordu. Yolların çukurlarla dolu olduğu, temiz suyun evlere ulaşmadığı, bugünkü gibi şehirlerin adeta kaderine terk edildiği günlerden bahsediyorum.
Bugün, şehirlerimizi geleceğe hazırlayan onlarca reformumuz sayesinde artık çok farklı bir noktadayız. Yeni nesil şehircilik anlayışımızın gerektirdiği altyapı yatırımlarının büyük kısmını tamamlamış bir Türkiye’ye bugün kavuştuk.
Bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizde; dağları delen tünellerimizde, kıtaları birleştiren köprülerimizde, dünya ölçeğinde havalimanlarımızda, yüksek standartlarda spor tesislerimizle, dünyada örnek gösterilen şehir hastanelerimizle, 81 ilimize kazandırmakta olduğumuz millet bahçelerimiz ve daha nice eserimizle, 23 yıl öncesiyle kıyas dahi edilemeyecek bir yere vardık.
Şehircilik vizyonumuzu sürekli ileriye taşıyor, köklerimizden beslenerek özgün ve yenilikçi projeleri hayata geçiriyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projemiz ile 81 şehrimizde tasarruf kültürünü olabildiğince yaygınlaştırıyoruz.
Geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren İklim Kanunu ile doğa dostu, çevre dostu yeni bir ekonomik modele geçişin altyapısını kuruyoruz.
Bir taraftan 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırırken, diğer taraftan da vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarını giderecek projeleri devreye alıyoruz. 81 ilimizde inşa edeceğimiz 500 bin sosyal konut projemizin başvuruları dün itibarıyla başladı. Vatandaşlarımız projemize gerçekten büyük ilgi gösteriyor. Milletimizin ev sahibi olma hayalini gerçeğe dönüştürüyoruz.
"SAĞLIKLI ŞEHİRLEŞME VİZYONU EMEK İSTER, GÜÇLÜ BİR İRADE İSTER"
Yine ilk kez İstanbul’da hayata geçireceğimiz kiralık konut uygulamalarımızla, enflasyonu körükleyen kira fiyatlarını dengelemeyi arzu ediyoruz.
Değerli misafirler, kıymetli yol arkadaşlarım; hayatın akışı içinde biz de kendimizi ve şehircilik anlayışımızı yeniliyor, geliştiriyor, güncelliyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kentleşme, göç ve meydan hareketliliği hız kesmeden devam ediyor.
Önümüzdeki dönemde şehirlerimizin daha da kalabalıklaşacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Dolayısıyla sorumluluk sahipleri olarak ne yapacaksak, bu projeksiyonlar ışığında yapmak ve planlamak mecburiyetindeyiz.
Ülkemizin iki boyutlu imar planı anlayışını yavaş yavaş geride bırakıp, Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerine hayat verecek üç boyutlu kentsel tasarım yaklaşımına geçmeye hazır olduğu görülüyor. Şehircilik Zirvesi boyunca, diğer başlıkların yanında bu konunun da enine boyuna tartışılmasında fayda olduğuna inanıyorum.
Şu gerçeği sizler de gayet iyi biliyorsunuz: Bir şehrin sınırlarını büyütmek, parselleri çoğaltmak, yapı izinleri vermek kolaydır. Ama sağlıklı şehirleşme vizyonu emek ister, güçlü bir irade ister.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kentsel-donusumde-tarihi-adimlar-attik-270980.html
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
İnsan ve mekan ilişkileriyle ilgili Şehircilik Zirvesi ile Kentkırım Sergimiz ve uğraşımız münasebetiyle sizleri AK Parti genel merkezimizde ağırlamanın bahtiyarlığı içindeyim.
Dünyanın dört bir yanından zirveye teşrif eden teşkilat mensuplarımıza, saygıdeğer akademisyenlerimiz ile öğrencilerimize hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.
AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığımızca, Sayın Başkan ve ekibine zirvenin düzenlenmesine emek veren tüm arkadaşlarıma kalpten teşekkür ediyorum.
Tüm şehircilik tarihine adını altın harflerle yazdıran ve bir yapı sadece sağlam olmakla yetinmez aynı zamanda zarif olmalıdır diyen büyük usta Mimar Sinan'ın şahsında eserleri ve fikirleriyle bizlere yol gösteren ecdadımızı bir kez daha burada rahmetle iade ediyorum. Bugün de aynı tasavvurla şehirlerimizin imarına katkı yapan, ihyasına destek olan bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı, mühendislerimizi tebrik ediyorum. Kardeşlerim, Şehircilik Zirvesi'ni gerek biz politika belirleyenler gerekse bu politikaları uygulama merciinde olan kurumlarımız açısından çok kıymetli buluyoruz. Zirvede sunulacak bildirilerin buradan çıkacak sonuçların şehirlerimize, ülkemize, milletimize yeni ufuklar kazandıracağına inanıyor zirvemizin başarılı geçmesini canı gönülden diliyorum.
"UNUTMAYIN, DÜNYA KONULAN BİR YERDİR"
Aziz kardeşlerim, değerli misafirler; varlığın evi olan dil, onu konuşan ve onunla dünyayı anlamlandıran medeniyetlerin mekân tasavvurunu da belirler. Türkçede en güçlü anlamı “yerleşmek” olan konmak fiili ve ondan türeyen konak, konuk, konut, konu, komşu kelimeleri; hatta aynı kökten gelen konuşmak fiili, milletimizin mekân tasavvuru konusunda nasıl bir zihniyete sahip olduğunu göstermektedir.
Unutmayın, dünya konulan bir yerdir. Bir yere konduğumuzda sadece oradaki insanlarla değil, oradaki canlı ve cansız diğer varlıklarla da komşu olur; komşuluk hukuku geliştiririz.
Gençler, şunu da ifade etmek isterim: Millet olarak, insanın gönlünü Beytullah bilen, evi onunla eşdeğer tutan; gönül yapmayı erdem ve fazilet, gönül yıkmayı ise zulüm ve felaket olarak gören bir anlayışın sahipleriyiz.
Unutmayın, “Dostu nevi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” diyen Yunus Emre, aslında bizim mekân tasavvurumuzu da hülasa etmektedir.
"MİLLETİMİZ TARİH BOYUNCA ŞEHİR KURAN BİR MİLLET OLMUŞTUR"
İnancımız, medeniyet birikimimiz ve bunu ifade ettiğimiz dilimiz; yapmak, mamur kılmak, inşa ve ibda etmek merkezlidir. Bunun içindir ki milletimiz tarih boyunca şehir yıkan bir millet olmamış; tam aksine şehir yapan, şehir kuran, fethettiği şehirlere zarar vermek şöyle dursun, onları eskisinden daha mamur hâle getiren bir millet olmuştur.
Şunu özellikle dikkatlerinize çekmek istiyorum: Daha Avrupa şehirlerinin yüzde 80’i bile kurulmadan, Hacı Bayram-ı Veli “Çalab’ın bir şâr yaratmış” diyerek gençlerimize, “Çalabım bir şâr yaratmış” şiiriyle adeta bir şiircilik manifestosu ortaya koymuştur. Bitmedi… “Hüner bir şehr bünyâd eylemektir, reaya kalbin âbâd eylemektir.” buyuran Fatih Sultan Mehmet ise şehir kurmayı, kalp âbâd etmeyle eşdeğer tutmuştur.
Bütün bunlara baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz, gençler: Şehir, medeniyetimizde bir arada yaşanan bir mekân olmanın ötesinde; bizatihi kimlik ve kişilik sahibi bir muhatap olarak kabul edilmektedir. İnsan şehre bir kimlik verdiği kadar, şehir de insana bir kimlik bağışlar.
Tarihte ilim, kültür, sanat ve edebiyat erbabının şehirleriyle birlikte anılması, bir hemşerilik refleksinden ziyade, şehrin insana kimlik kazandıran işte bu yönünü vurgular.
Bir diğer çarpıcı gerçek şudur: Geleneksel şehir mimarimizde insanın kalbi, şehrin kalbiyle; şehrin kalbi, insanın kalbiyle birlikte atar derler. Kentimiz kendimizdir. Ve kentimizi nasıl gördüğümüz, kendimizi nasıl gördüğümüzün bir nevi aynasıdır.
"TÜRKİYE, DÜNYADA EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEYEN BİR ŞEHİRCİLİK TECRÜBESİNE SAHİPTİR"
Türk-İslam şehir mimarisinde, insanın hakkı gözetilirken; şehirde birlikte yaşadığımız küçük canlıların, kuşların, ağaçların, ufkun, gün ışığının hakkı da gözetilmiş, bunlara her zaman riayet edilmiştir.
Değerli misafirler, aziz kardeşlerim; Türkiye, özellikle de Anadolu, dünyada eşi benzeri görülmeyen bir şehircilik tecrübesine sahiptir. Bin yıldır yurt tuttuğumuz ve ebediyete kadar yurdumuz olacak bu topraklar, dünya şehircilik ve mimari tarihi açısından adeta bir laboratuvar gibidir.
Milletçe, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde bir yandan bu mirasın yaşayan yanlarını bütünüyle alarak yeni terkipler oluştururken, diğer yandan da kendi şehircilik anlayışımızı yansıtan yeni şehirler kurarak coğrafyayı biz vatana dönüştürdük.
Ecdat, fethettiği bir beldeyi öncelikle şehir mimarisi açısından ele almış, abat etmiş ve mamur kılmıştır. Batı’ya ilerleyişimiz, şairin dediği gibi, “ardında çil çil kubbeler serperek” bir fetih hareketiyle birlikte bir imar ve inşa hareketi olarak gerçekleşmiştir.
Haçlı işgalinde taş üstünde taş bırakılmayan İstanbul’un yaraları, Fethin ardından süratle sarıldığı gibi, dünya mimari mirasına Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” olarak adlandırdığı yeni bir İstanbul hediye edilmiştir.
Bakın, şurası da fevkalade önemlidir: Ecdat, medeniyet havzası özelliğine sahip, daha öncesinde bir şekilde hanlık merkezi olan, başkent karakterli şehirlere şehzade göndermiştir. Ülke yönetme stajının bir şehri yönetmekten, ülke mamur etme stajının ise bir şehri mamur etmekten geçtiğini uygulamalı olarak göstermiştir.
Nasıl Asya içlerinde kurduğumuz şehirler yerden bitmemişse, nasıl Ahlat birdenbire ortaya çıkmamışsa, dünya mimarlık tarihine armağan ettiğimiz Mimar Sinan da hüdayinabit değildir. Kökleri tarihimiz kadar eski olan kolektif bir şuurun, bir zihniyetin eseri olarak ortaya çıkmıştır.
Gökyüzünü otağının çatısı olarak gören, kubbe mimarisini insanlığa hediye eden; ev yaparken “Sırtını dağa, yüzünü bağa ver” atasözüyle sağlamlığı, ufuk açıklığını ve tarım alanlarının korunmasını öğütleyen milletimizin şehircilikte karşılaştığı açmazları iyi değerlendirmek, mimarimizi yeniden millî üslupla buluşturmak zorundayız.
Fakat doğrusunu söylemek gerekirse, dünya kültür tarihinde şiir, müzik ve mutfakla birlikte ilk sıralarda yer aldığımız sanatların biri de mimari ve şehircilikken, maalesef bu mirastan bugün yeterince istifade edemiyoruz.
"GÖREV SÜREMİZ BOYUNCA TÜM TÜRKİYE’YE ÖRNEK GÖSTERİLEN BİR KONUMA GETİRDİK"
Değerli misafirler, değerli dostlarım; işte bu zengin mirasın ve müktesebatın rehberliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan itibaren şehirlerimizi sadece inşa değil, daha önemlisi ihya etmek için canla başla çalıştık.
Çöp dağlarının cephanelik gibi patladığı bir şehri, görev süremiz boyunca tüm Türkiye’ye örnek gösterilen bir konuma getirdik. Dört buçuk yıl gibi kısa bir sürede musluklardan temiz su akmaya başladı. Kokudan yanına yaklaşılmayan, İstanbul Boğazı’nın incisi Haliç temizlendi.
İstanbul yeniden rahat bir nefes aldı. İnsanı merkeze alan, hizmet ve eser odaklı yerel yönetim vizyonuyla İstanbul’da yaktığımız bu meşaleyi, son yirmi üç senede tüm Türkiye’ye taşıdık.
"TOKİ VASITASIYLA 1 MİLYON 750 BİN KONUT ÜRETTİK"
Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum: Hem İstanbul’da emaneti yüklendiğimizde hem de 2002 Kasım’ında tüm Türkiye için kolları sıvadığımızda, karşımızda on yılların birikmiş sorunları vardı. Bunların en başında da 1950’lerde başlayıp 1970 ve 1980’lerde zirveye çıkan düzensiz göç, çarpık kentleşme, gecekondulaşma ve hazine arazilerinin işgali gibi kronikleşmiş sorunlar bulunuyordu.
Bunları görmezden gelmek yerine, üzerlerine kararlılıkla gittik. Altyapı sorunlarını önemli ölçüde çözdük. Kentsel dönüşüm ve konut seferberliği ile dirençli kentleşme konusunda tarihî adımlar attık. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen, 2 milyonun üzerinde bağımsız birimi dönüştürmeyi başardık. TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 750 bin konut ürettik.
TOKİ projeleri sayesinde insanımız sadece ev sahibi değil, aynı zamanda iş sahibi oldu; bu projelerde istihdam edildi. Eser ve hizmet siyasetinde vatandaşlarımızın hayat kalitesini yükselttik.
Bunu özellikle şunun için ifade ediyorum: Biz bu adımları atarken, kentsel tasarım, kentsel estetik veya kentsel dönüşüm gibi kavramlar kimsenin gündeminde değildi.
Zira o yıllarda, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin şehirleri henüz en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyordu. Yolların çukurlarla dolu olduğu, temiz suyun evlere ulaşmadığı, bugünkü gibi şehirlerin adeta kaderine terk edildiği günlerden bahsediyorum.
Bugün, şehirlerimizi geleceğe hazırlayan onlarca reformumuz sayesinde artık çok farklı bir noktadayız. Yeni nesil şehircilik anlayışımızın gerektirdiği altyapı yatırımlarının büyük kısmını tamamlamış bir Türkiye’ye bugün kavuştuk.
Bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizde; dağları delen tünellerimizde, kıtaları birleştiren köprülerimizde, dünya ölçeğinde havalimanlarımızda, yüksek standartlarda spor tesislerimizle, dünyada örnek gösterilen şehir hastanelerimizle, 81 ilimize kazandırmakta olduğumuz millet bahçelerimiz ve daha nice eserimizle, 23 yıl öncesiyle kıyas dahi edilemeyecek bir yere vardık.
Şehircilik vizyonumuzu sürekli ileriye taşıyor, köklerimizden beslenerek özgün ve yenilikçi projeleri hayata geçiriyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projemiz ile 81 şehrimizde tasarruf kültürünü olabildiğince yaygınlaştırıyoruz.
Geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren İklim Kanunu ile doğa dostu, çevre dostu yeni bir ekonomik modele geçişin altyapısını kuruyoruz.
Bir taraftan 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırırken, diğer taraftan da vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarını giderecek projeleri devreye alıyoruz. 81 ilimizde inşa edeceğimiz 500 bin sosyal konut projemizin başvuruları dün itibarıyla başladı. Vatandaşlarımız projemize gerçekten büyük ilgi gösteriyor. Milletimizin ev sahibi olma hayalini gerçeğe dönüştürüyoruz.
"SAĞLIKLI ŞEHİRLEŞME VİZYONU EMEK İSTER, GÜÇLÜ BİR İRADE İSTER"
Yine ilk kez İstanbul’da hayata geçireceğimiz kiralık konut uygulamalarımızla, enflasyonu körükleyen kira fiyatlarını dengelemeyi arzu ediyoruz.
Değerli misafirler, kıymetli yol arkadaşlarım; hayatın akışı içinde biz de kendimizi ve şehircilik anlayışımızı yeniliyor, geliştiriyor, güncelliyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kentleşme, göç ve meydan hareketliliği hız kesmeden devam ediyor.
Önümüzdeki dönemde şehirlerimizin daha da kalabalıklaşacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Dolayısıyla sorumluluk sahipleri olarak ne yapacaksak, bu projeksiyonlar ışığında yapmak ve planlamak mecburiyetindeyiz.
Ülkemizin iki boyutlu imar planı anlayışını yavaş yavaş geride bırakıp, Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerine hayat verecek üç boyutlu kentsel tasarım yaklaşımına geçmeye hazır olduğu görülüyor. Şehircilik Zirvesi boyunca, diğer başlıkların yanında bu konunun da enine boyuna tartışılmasında fayda olduğuna inanıyorum.
Şu gerçeği sizler de gayet iyi biliyorsunuz: Bir şehrin sınırlarını büyütmek, parselleri çoğaltmak, yapı izinleri vermek kolaydır. Ama sağlıklı şehirleşme vizyonu emek ister, güçlü bir irade ister.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kentsel-donusumde-tarihi-adimlar-attik-270980.html
Yolsuzluk kılıfına uyduruldu iddianame ile gerçek ortaya çıktı: İşte İmamoğlu'nun sistemi
Haber7
İBB Eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianame hazırlanırken Ekrem İmamoğlu’nun 828 yıl 2 aydan, 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
İmamoğlu’na dair iddianame arasında ise İmamoğlu suç örgütü rüşvet gelirinin dövize çevrilip kasalarda saklandığı dikkat çekti.
"İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü İddianamesinde" yer alan ifadeye göre İstanbul’da sistemli bir şekilde çıkar amaçlı suç örgütü üzerinden para aklandığı, şüpheli Berat Kapki’nin itirafları doğrultusunda örgütün finansal ayağının merkezinde yer alan para trafiğini tüm detayları ortaya çıktı.
GİZLİ BÖLMEYE GİZLİ KASA
Kapki verdiği ifade de bankalardan çekilen nakit paraların elden teslim alındığı ve bunların sıklıkla Ferko Plaza’daki ofise götürüldüğünü anlattı. İddianamede yer alan bilgilere göre, Murat Kapki’nin odasında gizlenmiş bir bölmenin olduğu, kapının arkasındaki gizli dolabın içerisinde gizli bir kasa olduğunu ifade etti.
Kapki, İmamoğlu’nun çıkar amaçlı suç örgütünün kasada yüksek miktarda nakit bulundurduğunu, paraların ise daha sonra dövize çevrilerek aklandığını ifade ederek, “Ofise gelen nakit paraların büyük kısmı dövize çevrilirdi. Sinan Sepetçi isimli çalışan dövizcileri çağırır, paralar burada dolar yapılır ve kuryeler aracılığıyla villalara gönderilirdi.” sözleri iddianamede yerini aldı.
PARALAR KAPKİ'NİN VİLLASINA TİTİZLİKLE TAŞINDI
Savcılık belgeleri kapsamında ise Murat Kapki’nin Acarkent’teki B209 numaralı villasına paraların taşındığını, ve iki ayrı kasanın olduğunu ifade eden Kapki’nin ifade tutanaklarında, sahte faturalarla nakde çevrilen ve aklanan paraların büyük bir kısmının aktarıldığı ve paraların bir bölümünün ise “Feyza Hanım” olarak geçen örgüt üyesine teslim edildiği bilgisi yer aldı.
Tanıklar ifadelerinde, para trafiğinin her aşamasının titizlikle planlandığını ifade ederek şu bilgilere ye verdi;Rüşvetin miktarını doğrudan İmamoğlu ve ekibi belirliyordu.Paralar, belirlenen kuryeler tarafından elden teslim alınıyordu.Nakitler valizlerle ofise getiriliyor,Ofiste dövizciler parayı anında dolara çeviriyordu.Döviz haline gelen para, örgütün kasasına aktarılıyordu.
Savcılığa göre, bu sistem örgütün finansal omurgasını oluşturuyordu.
İBB ÜZERİNDEN ELDE EDİLEN HER KURUŞ KASAYA AKTARILDI
Örgütün ayrıca motorize dövizciler kullanarak milyonlarca likalık kara para hareket ettirdiği bilgisi iddianamede yer alırken rüşvet ve yolsuzlukla elde edilen paraların dövizciler aracılığıyla dolarak yapılırken, bu operasyonların özel kuryeler ile yürütüldüğü vurgulandı. Sonrasında ise paraların villalardaki kasalara taşınarak örgütün finans ağına aktarıldığı belirtildi.
Hukukçular, sistemin ise FETÖ’nün “himmet” ağı gibi organize şekilde çalıştığını belirterek, “İBB üzerinden elde edilen her kuruş, sisteminin kasasına yönlendiriliyordu” değerlendirmesini yaptı.
Soruşturma dosyasında yer alan detayların ise, Türkiye’de bazı CHP’li belediyeler üzerinden kurulan yasa dışı finans ağlarını akıllara getirdi.
ABBAS: 13 MİLYON 250 BİN TL EL DEĞİŞTİRDİ
Rüşvet ve yolsuzluk ağıyla ilgili soruşturmanın tamamlanmasıyla İBB’ye bağlı Kültür A.Ş ve Medya A.Ş’nin de iddianameye göre Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu çıkar amaçlı suç örgütünün finans merkezi haline geldi.
Savcılık dosyasında yer alan ifadelere göre ise, belediye iştiraklerinin nasıl sistematik bir şekilde kullanıldığını, ihalelerin nasıl yönlendirildiğini ve elde edilen paraların örgütün kasasına aktarılma sürecini ortaya çıkardı.
İddianameye göre Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas vurgunun detaylarını tek tek anlattı. Abbas, “Murat Ongun ve Ertan Yıldız, Dijital Müze Projesi’ni üstlenen firmadan 13 milyon 250 bin lira aldı. Para transferini Barış Kılıç gerçekleştirdi” dedi.
Abbas, 2024 seçimleri öncesinde CHP’nin seçim kampanyasına fon oluşturulduğunu, Kültür A.Ş’den 9-10 milyon TL aktarıldığını da açıkladı.
Bu itiraf, kamu kaynaklarının doğrudan siyasi kampanyalar için kullanıldığı iddialarını güçlendirdi.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU KAYNAĞI ÖRGÜTE AKTARILDI
Savcılıkta yer alan belgelere göre İBB’ye bağlı Kültür ve Medya A.Ş’nin başına Murat Ongun’un getirilmesinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla gerçekleştirildiği ve Ongun’un konserler, milli günler, tanıtım kampanyaları ve bayram etkinliklerine ilişkin ihaleleri yönlendirdiği, belediye ile hiçbir resmi bağı bulunmayan firari Emrah Bağdatlı ihale süreçlerinde kilit isim oldu.
Bağdatlı ise kendi ve arkadaşları üzerinden kurduğu şirketler aracılığıyla ihalelerin büyük bir kısmını aldığı, milyonlarca liralık kamu kaynağının örgüt sistemine aktarıldığı da belgelenmiş oldu.
Savcılığa göre, “resmiyette yok ama fiiliyatta Ongun’un sağ kolu” olan Bağdatlı, hem kişisel servet oluşturdu hem de İmamoğlu örgütünün kasasını doldurdu.
İBB’nin dev ihalelerinin, önce Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. uhdesinde bırakıldığı, ardından bu şirketlerin işi alt ihaleler yoluyla örgütle bağlantılı firmalara dağıttığı belirlendi.
Alt ihalelerde yer alan firmaların çoğunun sermaye ve yeterlilik koşullarını taşımadığı, buna rağmen milyonlarca liralık iş aldığı, hayatın olağan akışına aykırı biçimde kısa sürede büyüdüğü tespit edildi.
USULSÜZLÜK KILIFINA UYDURULDU
İddianameye göre örgütün reklam alanında ad aynı sistemle ilerlediğini, bazı reklam alanlarında ihale yapılmadan doğrudan örgüt üyesi firmalara verildiği, bu firmaların ise belediyeye yalnızca “ecrimisil bedeli” adı altında göstermelik bir ödeme yapıldığı tespit edildi.
Savcılık, bu bedellerin “usulsüzlüğü kılıflamak için uydurulmuş bir yöntem” olduğunu belirtti.
Normalde ecrimisil bedeli ödenmesine rağmen reklamların 15 gün içinde kaldırılması gerekirken, Murat Ongun ve Kağan Sürmeöz’ün talimatıyla reklamlar yerinde bırakıldığı ve herhangi bir para cezası kesilmediği için de kamu zararı milyonlarca lirayı buldu.
Bu yöntemle örgüte yakın şirketler düşük bedellerle reklam alanlarını kullanarak haksız kazanç elde etti ve sistemin kasasına milyonlarca lira aktarıldı.
Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın verdiği ifadelere göre 9 Mart’ta acil bir toplantı yapıldığı ve toplantıya Murat Onguni Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’in katıldığını belirten Abbas, “Operasyon ihtimali gündeme geldi. Kimin hangi bilgiyi vereceği, hangi avukatların kimin savunmasını üstleneceği önceden kararlaştırıldı” dedi. Bu ifade, İBB yönetiminin operasyonu önceden haber aldığı iddialarını güçlendirdi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/yolsuzluk-kilifina-uyduruldu-iddianame-ile-gercek-ortaya-cikti-iste-imamoglu-nun-sistemi-270979.html
İBB Eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianame hazırlanırken Ekrem İmamoğlu’nun 828 yıl 2 aydan, 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
İmamoğlu’na dair iddianame arasında ise İmamoğlu suç örgütü rüşvet gelirinin dövize çevrilip kasalarda saklandığı dikkat çekti.
"İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü İddianamesinde" yer alan ifadeye göre İstanbul’da sistemli bir şekilde çıkar amaçlı suç örgütü üzerinden para aklandığı, şüpheli Berat Kapki’nin itirafları doğrultusunda örgütün finansal ayağının merkezinde yer alan para trafiğini tüm detayları ortaya çıktı.
GİZLİ BÖLMEYE GİZLİ KASA
Kapki verdiği ifade de bankalardan çekilen nakit paraların elden teslim alındığı ve bunların sıklıkla Ferko Plaza’daki ofise götürüldüğünü anlattı. İddianamede yer alan bilgilere göre, Murat Kapki’nin odasında gizlenmiş bir bölmenin olduğu, kapının arkasındaki gizli dolabın içerisinde gizli bir kasa olduğunu ifade etti.
Kapki, İmamoğlu’nun çıkar amaçlı suç örgütünün kasada yüksek miktarda nakit bulundurduğunu, paraların ise daha sonra dövize çevrilerek aklandığını ifade ederek, “Ofise gelen nakit paraların büyük kısmı dövize çevrilirdi. Sinan Sepetçi isimli çalışan dövizcileri çağırır, paralar burada dolar yapılır ve kuryeler aracılığıyla villalara gönderilirdi.” sözleri iddianamede yerini aldı.
PARALAR KAPKİ'NİN VİLLASINA TİTİZLİKLE TAŞINDI
Savcılık belgeleri kapsamında ise Murat Kapki’nin Acarkent’teki B209 numaralı villasına paraların taşındığını, ve iki ayrı kasanın olduğunu ifade eden Kapki’nin ifade tutanaklarında, sahte faturalarla nakde çevrilen ve aklanan paraların büyük bir kısmının aktarıldığı ve paraların bir bölümünün ise “Feyza Hanım” olarak geçen örgüt üyesine teslim edildiği bilgisi yer aldı.
Tanıklar ifadelerinde, para trafiğinin her aşamasının titizlikle planlandığını ifade ederek şu bilgilere ye verdi;Rüşvetin miktarını doğrudan İmamoğlu ve ekibi belirliyordu.Paralar, belirlenen kuryeler tarafından elden teslim alınıyordu.Nakitler valizlerle ofise getiriliyor,Ofiste dövizciler parayı anında dolara çeviriyordu.Döviz haline gelen para, örgütün kasasına aktarılıyordu.
Savcılığa göre, bu sistem örgütün finansal omurgasını oluşturuyordu.
İBB ÜZERİNDEN ELDE EDİLEN HER KURUŞ KASAYA AKTARILDI
Örgütün ayrıca motorize dövizciler kullanarak milyonlarca likalık kara para hareket ettirdiği bilgisi iddianamede yer alırken rüşvet ve yolsuzlukla elde edilen paraların dövizciler aracılığıyla dolarak yapılırken, bu operasyonların özel kuryeler ile yürütüldüğü vurgulandı. Sonrasında ise paraların villalardaki kasalara taşınarak örgütün finans ağına aktarıldığı belirtildi.
Hukukçular, sistemin ise FETÖ’nün “himmet” ağı gibi organize şekilde çalıştığını belirterek, “İBB üzerinden elde edilen her kuruş, sisteminin kasasına yönlendiriliyordu” değerlendirmesini yaptı.
Soruşturma dosyasında yer alan detayların ise, Türkiye’de bazı CHP’li belediyeler üzerinden kurulan yasa dışı finans ağlarını akıllara getirdi.
ABBAS: 13 MİLYON 250 BİN TL EL DEĞİŞTİRDİ
Rüşvet ve yolsuzluk ağıyla ilgili soruşturmanın tamamlanmasıyla İBB’ye bağlı Kültür A.Ş ve Medya A.Ş’nin de iddianameye göre Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu çıkar amaçlı suç örgütünün finans merkezi haline geldi.
Savcılık dosyasında yer alan ifadelere göre ise, belediye iştiraklerinin nasıl sistematik bir şekilde kullanıldığını, ihalelerin nasıl yönlendirildiğini ve elde edilen paraların örgütün kasasına aktarılma sürecini ortaya çıkardı.
İddianameye göre Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas vurgunun detaylarını tek tek anlattı. Abbas, “Murat Ongun ve Ertan Yıldız, Dijital Müze Projesi’ni üstlenen firmadan 13 milyon 250 bin lira aldı. Para transferini Barış Kılıç gerçekleştirdi” dedi.
Abbas, 2024 seçimleri öncesinde CHP’nin seçim kampanyasına fon oluşturulduğunu, Kültür A.Ş’den 9-10 milyon TL aktarıldığını da açıkladı.
Bu itiraf, kamu kaynaklarının doğrudan siyasi kampanyalar için kullanıldığı iddialarını güçlendirdi.
MİLYONLARCA LİRALIK KAMU KAYNAĞI ÖRGÜTE AKTARILDI
Savcılıkta yer alan belgelere göre İBB’ye bağlı Kültür ve Medya A.Ş’nin başına Murat Ongun’un getirilmesinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla gerçekleştirildiği ve Ongun’un konserler, milli günler, tanıtım kampanyaları ve bayram etkinliklerine ilişkin ihaleleri yönlendirdiği, belediye ile hiçbir resmi bağı bulunmayan firari Emrah Bağdatlı ihale süreçlerinde kilit isim oldu.
Bağdatlı ise kendi ve arkadaşları üzerinden kurduğu şirketler aracılığıyla ihalelerin büyük bir kısmını aldığı, milyonlarca liralık kamu kaynağının örgüt sistemine aktarıldığı da belgelenmiş oldu.
Savcılığa göre, “resmiyette yok ama fiiliyatta Ongun’un sağ kolu” olan Bağdatlı, hem kişisel servet oluşturdu hem de İmamoğlu örgütünün kasasını doldurdu.
İBB’nin dev ihalelerinin, önce Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. uhdesinde bırakıldığı, ardından bu şirketlerin işi alt ihaleler yoluyla örgütle bağlantılı firmalara dağıttığı belirlendi.
Alt ihalelerde yer alan firmaların çoğunun sermaye ve yeterlilik koşullarını taşımadığı, buna rağmen milyonlarca liralık iş aldığı, hayatın olağan akışına aykırı biçimde kısa sürede büyüdüğü tespit edildi.
USULSÜZLÜK KILIFINA UYDURULDU
İddianameye göre örgütün reklam alanında ad aynı sistemle ilerlediğini, bazı reklam alanlarında ihale yapılmadan doğrudan örgüt üyesi firmalara verildiği, bu firmaların ise belediyeye yalnızca “ecrimisil bedeli” adı altında göstermelik bir ödeme yapıldığı tespit edildi.
Savcılık, bu bedellerin “usulsüzlüğü kılıflamak için uydurulmuş bir yöntem” olduğunu belirtti.
Normalde ecrimisil bedeli ödenmesine rağmen reklamların 15 gün içinde kaldırılması gerekirken, Murat Ongun ve Kağan Sürmeöz’ün talimatıyla reklamlar yerinde bırakıldığı ve herhangi bir para cezası kesilmediği için de kamu zararı milyonlarca lirayı buldu.
Bu yöntemle örgüte yakın şirketler düşük bedellerle reklam alanlarını kullanarak haksız kazanç elde etti ve sistemin kasasına milyonlarca lira aktarıldı.
Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın verdiği ifadelere göre 9 Mart’ta acil bir toplantı yapıldığı ve toplantıya Murat Onguni Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’in katıldığını belirten Abbas, “Operasyon ihtimali gündeme geldi. Kimin hangi bilgiyi vereceği, hangi avukatların kimin savunmasını üstleneceği önceden kararlaştırıldı” dedi. Bu ifade, İBB yönetiminin operasyonu önceden haber aldığı iddialarını güçlendirdi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/yolsuzluk-kilifina-uyduruldu-iddianame-ile-gercek-ortaya-cikti-iste-imamoglu-nun-sistemi-270979.html
9 Kasım 2025 Pazar
Başkan Erdoğan: 'Belki onların ellerindeki Eurofighter’lardan da alma durumumuz olur'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyaretinin ardından dönüş yolunda uçakta gazetecilerle bir araya geldi. Erdoğan, savunma sanayii ve hava envanteri konusundaki son gelişmeleri değerlendirdi.
"BELKİ ONLARIN ELLERİNDEKİ EUROFİGHTER'LARDAN DA ALABİLİRİZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter uçaklarıyla ilgili olarak “Hamdolsun işler yolunda gidiyor. Gerek İngiltere, gerek Almanya ile olumlu adımlar attık.
Bunun yanında Katar ve Umman’la da bazı görüşmelerimiz oldu. Belki onların ellerindeki Eurofighter’lardan da alma durumumuz söz konusu olabilir
Bu anlaşmaları inşallah sonuçlandırabilirsek, ülkemiz için güzel gelişmeler ortaya çıkmış olacak” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımlarıyla birlikte ülkenin büyük imkanlar yakalayacağını vurguladı.
"SÖZLER YERİNE GETİRİLSİN VE F-35'LERLE İNŞALLAH GÜÇLÜ BİR İMKANA SAHİP OLALIM"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile yapılan F-16 ve F-35 görüşmelerine ilişkin olarak ise şunları kaydetti: “F-35 konusunda ABD Başkanı Sayın Trump’la yaptığımız son görüşmelerde güzel adımlar attık. Temenni ediyorum ki verilen sözler yerine getirilsin ve F-35’lerle inşallah güçlü bir imkana sahip olalım.”
Başkan Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin hava gücünü güçlendirme ve savunma sanayiini geliştirme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/baskan-erdogan-belki-onlarin-ellerindeki-eurofighter-lardan-da-alma-durumumuz-olur-270364.html
"BELKİ ONLARIN ELLERİNDEKİ EUROFİGHTER'LARDAN DA ALABİLİRİZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter uçaklarıyla ilgili olarak “Hamdolsun işler yolunda gidiyor. Gerek İngiltere, gerek Almanya ile olumlu adımlar attık.
Bunun yanında Katar ve Umman’la da bazı görüşmelerimiz oldu. Belki onların ellerindeki Eurofighter’lardan da alma durumumuz söz konusu olabilir
Bu anlaşmaları inşallah sonuçlandırabilirsek, ülkemiz için güzel gelişmeler ortaya çıkmış olacak” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımlarıyla birlikte ülkenin büyük imkanlar yakalayacağını vurguladı.
"SÖZLER YERİNE GETİRİLSİN VE F-35'LERLE İNŞALLAH GÜÇLÜ BİR İMKANA SAHİP OLALIM"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile yapılan F-16 ve F-35 görüşmelerine ilişkin olarak ise şunları kaydetti: “F-35 konusunda ABD Başkanı Sayın Trump’la yaptığımız son görüşmelerde güzel adımlar attık. Temenni ediyorum ki verilen sözler yerine getirilsin ve F-35’lerle inşallah güçlü bir imkana sahip olalım.”
Başkan Erdoğan’ın açıklamaları, Türkiye’nin hava gücünü güçlendirme ve savunma sanayiini geliştirme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/baskan-erdogan-belki-onlarin-ellerindeki-eurofighter-lardan-da-alma-durumumuz-olur-270364.html
Galatasaray taraftarının rüyası olan Messi, MLS'te kasıp kavurdu! Bir ilki yaşattı
Major League Soccer (MLS) ekiplerinden Inter Miami'nin formasını giyen Lionel Messi, 38 yaşında ligi kasıp kavurmaya devam ediyor.
MLS play-off ilk tur müsabakasında Nashville ile karşılaşan Inter Miami, Chase Stadyumu'nda oynanan maçı Messi'nin üstün performansıyla 4-0 kazandı ve tarihinde ilk kez ikinci tura yükselmeyi başardı.
MESSI REKOR KIRDI
Lionel Messi'nin 2 gol ve 1 asistle yıldızlaştığı maçta bir rekor daha kırıldı. Arjantinli süper star, futbol tarihinde 400 asiste ulaşan ilk oyuncu oldu.
Inter Miami ile 2028 sezonuna kadar sözleşmesi bulunan Messi, şu sıralar sık sık Galatasaray ile anılıyor.
MLS'te lige verilecek arada kiralık olarak 4 aylığına Avrupa'ya dönebileceği konuşulan yıldız futbolcunun Galatasaray'a gelme ihtimali Sarı-kırmızılı takım taraftarlarını epey heyecanlandırıyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/galatasaray-taraftarinin-ruyasi-olan-messi-mls-te-kasip-kavurdu-bir-ilki-yasatti-270361.html
MLS play-off ilk tur müsabakasında Nashville ile karşılaşan Inter Miami, Chase Stadyumu'nda oynanan maçı Messi'nin üstün performansıyla 4-0 kazandı ve tarihinde ilk kez ikinci tura yükselmeyi başardı.
MESSI REKOR KIRDI
Lionel Messi'nin 2 gol ve 1 asistle yıldızlaştığı maçta bir rekor daha kırıldı. Arjantinli süper star, futbol tarihinde 400 asiste ulaşan ilk oyuncu oldu.
Inter Miami ile 2028 sezonuna kadar sözleşmesi bulunan Messi, şu sıralar sık sık Galatasaray ile anılıyor.
MLS'te lige verilecek arada kiralık olarak 4 aylığına Avrupa'ya dönebileceği konuşulan yıldız futbolcunun Galatasaray'a gelme ihtimali Sarı-kırmızılı takım taraftarlarını epey heyecanlandırıyor.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/galatasaray-taraftarinin-ruyasi-olan-messi-mls-te-kasip-kavurdu-bir-ilki-yasatti-270361.html
28 Şubat davasında 13 sanığına hapis! Kararın gerekçesi açıklandı
- Emekli orgeneraller Orhan Yöney ve Şükrü Sarıışık ile dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Halil Kemal Gürüz'ün arasında bulunduğu 13 sanığın Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetlerine iştirak ettiği belirtildi
- Gerekçeli kararda, sanıklar Şevket Turan, İzzettin İyigün ve Kamuran Orhon'un yargılama sırasında vefat ettiği gerekçesiyle dosyadan düşürülmelerine karar verildi
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, 54. Hükümet'in kurulması ile hükümetin meşru politikası çerçevesinde ülkenin yönetilmesinin engellenmeye çalışıldığı, hükümeti devirme ve değiştirme sürecinin devreye sokulduğu belirtildi.
Bu proje kapsamında hükümetin başı, başbakan ve bakanlara aleni olarak ağır hakaret ve tehditler edildiği, basın yayın organları kullanılarak toplum üzerinde algı yaratılmaya çalışıldığına değinilen kararda, 54. Hükümetin istifası ve değiştirilmesiyle sonuçlanan "postmodern darbenin" gerçekleştiği tespitine yer verildi.
Batı Çalışma Grubu konsepti ile alt ve yan oluşum ögelerinin 28 Şubat darbesinde devreye sokulduğu anlatılan kararda, darbenin bu grup tarafından organize edildiği, düzenli toplantılar gerçekleştirilerek çeşitli faaliyetlerin yapıldığı, böylelikle Anayasa ve mevzuata aykırı olarak 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni devirme amacıyla kurulup faaliyet gösterdiği kaydedildi.
Dosya kapsamında yeniden yargılanan Türk Silahlı Kuvvetler mensubu sanıklar Muhittin Erdal Şenel, Şükrü Sarıışık, Yücel Özsır, Hayri Bülent Alpkaya, İbrahim Selman Yazıcı, Köksal Karabay, Metin Yaşar Yükselen, Orhan Yöney, Refik Zeytinci, Ersin Yılmaz ve Altaç Atılan'ın bu amaçlar doğrultusunda Batı Çalışma Grubu'na dahil olup, buradaki karar ve faaliyetlere katıldıkları ve alınan kararların hayata geçirilmesine katkı sundukları aktarıldı.
Ayrıca yeniden yargılanan diğer sanıklar dönemin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyesi Erdoğan Öznal'ın Batı Çalışma Grubu'nda alınan kararların YÖK'e ulaşması ve gerçekleştirilmesine, YÖK Başkanı Halil Kemal Gürüz'ün ise gelen karar ve talimatların yerine getirilmesini ve denetimini sağladığı belirtilen kararda, bu eylemlerin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçunu oluşturduğu değerlendirildi.
Gerekçeli kararda şu tespitlere yer verildi:
"Atılı suçun cebir unsurunun sadece tankların yürütülmesi eylemi ile meydana gelmediği, organizasyonun bir bütün halinde diğer faaliyetleri ile birlikte atılı suçun işlendiği dosya kapsamından sabit olduğundan bu yöndeki beyanların sanıkların eylemlerini değiştiremeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıkların Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmek amacı ile kurulan Batı Çalışma Grubu ve bunun yanında bu amaca yönelik oluşturulan strateji ve faaliyetlere iştirak edip, bu amaçla belirlenen ve alınan kararlarının yürütülmesini kolaylaştırıp sağladıkları anlaşılmakla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekmiştir."
HÜKÜMETİN DEVRİLMESİ İÇİN ÇALIŞTILAR
Sanıkların atılı suça yönelik faaliyetlerine de yer verilen gerekçeli kararda, sanıklardan 1995-2003 yılları arasında YÖK Başkanlığı yapan Halil Kemal Gürüz'e, sanık Çetin Doğan'ın koordinatörlüğündeki Kriz Masası-Batı Çalışma Grubu üst kurulundaki toplantılarda alınan kararların icrası için kurye iletildiği, Gürüz'ün, YÖK Üst Kurulu ve 61 üniversite rektörünün gericilik faaliyetleri konulu brifinge katılmasını sağladığı tespit edildi.
Sanık Erdoğan Öznal'ın, 54. Cumhuriyet hükümetinin istifa etmemesi halinde fiili bir müdahale olacağının gazeteler aracılığı ile hükümete ve millete bildirmeyi amaçlayarak yazdığı, "Siyasi İslam'la Mücadele Yöntemleri" isimli belgeyi Gürüz'e verdiğine değinilen karada, belgenin siyasi İslam'la nasıl mücadele edilmesi gerektiğinin temel felsefesini ortaya koyduğu, 54. Hükümetin de siyasal İslam'ı gerçekleştirmeye çalıştığını anlattığı böylelikle Batı Çalışma Grubu amaçları doğrultusunda, suç kapsamında hazırlandığı belirtildi.
Gerekçeli kararda Gürüz'ün, Kriz Masası-Batı Çalışma Grubu Üst Kurulundan ve kararlarından haberdar olduğu, Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetleri kapsamında YÖK ile koordineli olarak çalıştığı, diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde bulunduğu, irade beyan edebilecek ve karar alacak konumda bulunduğu ve yapılan işlemlerin suça yönelik olduğunu bildiği, bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği tespiti yer aldı.
YARGITAY HÜKMÜ BOZMUŞTU
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eski orgeneraller Çevik Bir, Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Ahmet Çörekçi ve İlhan Kılıç, emekli korgeneraller Çetin Saner, Yıldırım Türker, Vural Avar ve Hakkı Kılınç, emekli koramiral Aydan Erol, emekli tümgeneraller Erol Özkasnak, Cevat Temel Özkaynak, Kenan Deniz ve emekli tuğgeneral İdris Koralp hakkında "hükümeti cebren vazife görmekten men" suçundan verilen müebbet hapis cezasını onamıştı.
Aynı cezaya çarptırılan sanıklar Halil Kemal Gürüz, Erdoğan Öznal, Hayri Bülent Alpkaya ve Muhittin Erdal Şenel'in ise "yardım eden" sıfatıyla cezalandırılmalarının gerektiği gerekçesiyle haklarındaki mahkumiyet kararını bozan Daire, "zaman aşımı" nedeniyle düşme kararı verilen sanıklar Orhan Yöney, Şükrü Sarıışık, İzzettin İyigün, Kamuran Orhon, Köksal Karabay, Altaç Atılan, Ersin Yılmaz, Şevket Turan, Yücel Özsır, Metin Yaşar Yükselen, Refik Zeytinci ve İbrahim Selman Yazıcı'nın ise diğer sanıklarla "gizli ittifakları"nın bulunduğu gerekçesiyle cezalandırılmalarını istemişti.
Haklarında bozma kararı verilen 16 sanığın, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden yargılanmasına başlanmıştı.
Yargılama sonucunda mahkeme, vefat eden sanıklar Şevket Turan, İzzettin İyigün ve Kamuran Orhon'un dosyadan düşürülmelerine, 13 sanık hakkında "darbe girişimine yardım" suçundan 18'er yıl hapis cezası verilmesine hükmetmişti.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/28-subat-davasinda-13-sanigina-hapis-kararin-gerekcesi-aciklandi-270356.html
- Gerekçeli kararda, sanıklar Şevket Turan, İzzettin İyigün ve Kamuran Orhon'un yargılama sırasında vefat ettiği gerekçesiyle dosyadan düşürülmelerine karar verildi
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, 54. Hükümet'in kurulması ile hükümetin meşru politikası çerçevesinde ülkenin yönetilmesinin engellenmeye çalışıldığı, hükümeti devirme ve değiştirme sürecinin devreye sokulduğu belirtildi.
Bu proje kapsamında hükümetin başı, başbakan ve bakanlara aleni olarak ağır hakaret ve tehditler edildiği, basın yayın organları kullanılarak toplum üzerinde algı yaratılmaya çalışıldığına değinilen kararda, 54. Hükümetin istifası ve değiştirilmesiyle sonuçlanan "postmodern darbenin" gerçekleştiği tespitine yer verildi.
Batı Çalışma Grubu konsepti ile alt ve yan oluşum ögelerinin 28 Şubat darbesinde devreye sokulduğu anlatılan kararda, darbenin bu grup tarafından organize edildiği, düzenli toplantılar gerçekleştirilerek çeşitli faaliyetlerin yapıldığı, böylelikle Anayasa ve mevzuata aykırı olarak 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni devirme amacıyla kurulup faaliyet gösterdiği kaydedildi.
Dosya kapsamında yeniden yargılanan Türk Silahlı Kuvvetler mensubu sanıklar Muhittin Erdal Şenel, Şükrü Sarıışık, Yücel Özsır, Hayri Bülent Alpkaya, İbrahim Selman Yazıcı, Köksal Karabay, Metin Yaşar Yükselen, Orhan Yöney, Refik Zeytinci, Ersin Yılmaz ve Altaç Atılan'ın bu amaçlar doğrultusunda Batı Çalışma Grubu'na dahil olup, buradaki karar ve faaliyetlere katıldıkları ve alınan kararların hayata geçirilmesine katkı sundukları aktarıldı.
Ayrıca yeniden yargılanan diğer sanıklar dönemin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyesi Erdoğan Öznal'ın Batı Çalışma Grubu'nda alınan kararların YÖK'e ulaşması ve gerçekleştirilmesine, YÖK Başkanı Halil Kemal Gürüz'ün ise gelen karar ve talimatların yerine getirilmesini ve denetimini sağladığı belirtilen kararda, bu eylemlerin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçunu oluşturduğu değerlendirildi.
Gerekçeli kararda şu tespitlere yer verildi:
"Atılı suçun cebir unsurunun sadece tankların yürütülmesi eylemi ile meydana gelmediği, organizasyonun bir bütün halinde diğer faaliyetleri ile birlikte atılı suçun işlendiği dosya kapsamından sabit olduğundan bu yöndeki beyanların sanıkların eylemlerini değiştiremeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıkların Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmek amacı ile kurulan Batı Çalışma Grubu ve bunun yanında bu amaca yönelik oluşturulan strateji ve faaliyetlere iştirak edip, bu amaçla belirlenen ve alınan kararlarının yürütülmesini kolaylaştırıp sağladıkları anlaşılmakla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekmiştir."
HÜKÜMETİN DEVRİLMESİ İÇİN ÇALIŞTILAR
Sanıkların atılı suça yönelik faaliyetlerine de yer verilen gerekçeli kararda, sanıklardan 1995-2003 yılları arasında YÖK Başkanlığı yapan Halil Kemal Gürüz'e, sanık Çetin Doğan'ın koordinatörlüğündeki Kriz Masası-Batı Çalışma Grubu üst kurulundaki toplantılarda alınan kararların icrası için kurye iletildiği, Gürüz'ün, YÖK Üst Kurulu ve 61 üniversite rektörünün gericilik faaliyetleri konulu brifinge katılmasını sağladığı tespit edildi.
Sanık Erdoğan Öznal'ın, 54. Cumhuriyet hükümetinin istifa etmemesi halinde fiili bir müdahale olacağının gazeteler aracılığı ile hükümete ve millete bildirmeyi amaçlayarak yazdığı, "Siyasi İslam'la Mücadele Yöntemleri" isimli belgeyi Gürüz'e verdiğine değinilen karada, belgenin siyasi İslam'la nasıl mücadele edilmesi gerektiğinin temel felsefesini ortaya koyduğu, 54. Hükümetin de siyasal İslam'ı gerçekleştirmeye çalıştığını anlattığı böylelikle Batı Çalışma Grubu amaçları doğrultusunda, suç kapsamında hazırlandığı belirtildi.
Gerekçeli kararda Gürüz'ün, Kriz Masası-Batı Çalışma Grubu Üst Kurulundan ve kararlarından haberdar olduğu, Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetleri kapsamında YÖK ile koordineli olarak çalıştığı, diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde bulunduğu, irade beyan edebilecek ve karar alacak konumda bulunduğu ve yapılan işlemlerin suça yönelik olduğunu bildiği, bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni düşürme ve devirmeye yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği tespiti yer aldı.
YARGITAY HÜKMÜ BOZMUŞTU
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eski orgeneraller Çevik Bir, Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Ahmet Çörekçi ve İlhan Kılıç, emekli korgeneraller Çetin Saner, Yıldırım Türker, Vural Avar ve Hakkı Kılınç, emekli koramiral Aydan Erol, emekli tümgeneraller Erol Özkasnak, Cevat Temel Özkaynak, Kenan Deniz ve emekli tuğgeneral İdris Koralp hakkında "hükümeti cebren vazife görmekten men" suçundan verilen müebbet hapis cezasını onamıştı.
Aynı cezaya çarptırılan sanıklar Halil Kemal Gürüz, Erdoğan Öznal, Hayri Bülent Alpkaya ve Muhittin Erdal Şenel'in ise "yardım eden" sıfatıyla cezalandırılmalarının gerektiği gerekçesiyle haklarındaki mahkumiyet kararını bozan Daire, "zaman aşımı" nedeniyle düşme kararı verilen sanıklar Orhan Yöney, Şükrü Sarıışık, İzzettin İyigün, Kamuran Orhon, Köksal Karabay, Altaç Atılan, Ersin Yılmaz, Şevket Turan, Yücel Özsır, Metin Yaşar Yükselen, Refik Zeytinci ve İbrahim Selman Yazıcı'nın ise diğer sanıklarla "gizli ittifakları"nın bulunduğu gerekçesiyle cezalandırılmalarını istemişti.
Haklarında bozma kararı verilen 16 sanığın, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden yargılanmasına başlanmıştı.
Yargılama sonucunda mahkeme, vefat eden sanıklar Şevket Turan, İzzettin İyigün ve Kamuran Orhon'un dosyadan düşürülmelerine, 13 sanık hakkında "darbe girişimine yardım" suçundan 18'er yıl hapis cezası verilmesine hükmetmişti.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/28-subat-davasinda-13-sanigina-hapis-kararin-gerekcesi-aciklandi-270356.html
Karayip'lerde endişe büyüyor! Latin Amerika ülkesinden Türkiye çıkışı
Türkiye'nin Kosta Rika Büyükelçisi Naciye Gökçen Kaya'nın ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyon sırasında iki ülke ilişkilerini AA muhabirine değerlendiren Tinoco, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım hacminin giderek arttığını söyledi.
Tinoco, 2014'te iki ülkenin karşılıklı olarak büyükelçiliklerini açtığını hatırlatarak, "Türkiye’yi Asya ve Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz." ifadesini kullandı.
Taraflar arasında güvenin daha da artması ve karşılıklı anlayışın güçlenmesi için çaba göstermeye devam edeceklerini dile getiren Tinoco, amaçlarının Kosta Rika'nın ticaret ortaklarını çeşitlendirmek olduğunu belirtti.
Kosta Rika Cumhurbaşkanı Rodrigo Chaves: Türkiye benim ikinci vatanım
"TÜRKİYE'Yİ ASYA VE AVRUPA'YA AÇILAN KAPI OLARAK GÖRÜYORUZ"
Bakan Tinoco, Türkiye'nin kendileri açısından önemine vurgu yaparak, "Amacımız, dünyada daha fazla ve daha güçlü ticaret ortaklıkları kurarak, geleneksel olarak ticaret yaptığımız ülkelere bağımlılığımızı kademeli olarak azaltmaktır. Bu bağlamda Türkiye, Asya'ya açılan kapı ve Avrupa'nın son noktası olarak, tropikal ürünlerin tanıtımı, ihracatı açısından stratejik bir konuma sahip." dedi.
Karayipler ABD'nin askeri yığınağına dönüştü! Trump kararsız: Masada 3 seçenek var
Türk iş insanlarına çağrıda bulunan Tinoco, sözlerine şöyle devam etti:
"Kendi geçmiş deneyimlerime dayanarak, güven ortamının oluşturulmasının temel bir öneme sahip olduğunu söyleyebilirim. Bu ortamın sağlanmasının koşulları ise nitelikli insan kaynağı, zaman içinde değişmeyen hukukun üstünlüğü ilkesi ve kamu politikalarında istikrardır. Kosta Rika'da bu koşullar her zaman mevcuttur."
Tinoco, ülkede serbest sermaye akışı, sözleşme özgürlüğü ve etkin bir tahkim sisteminin bulunduğunu belirterek, "Anlaşmazlıklar, mahkemeye taşınmasına gerek kalmadan, ticaret odaları bünyesindeki tahkim merkezlerinde çözülebilmektedir. Ayrıca Kosta Rika'da faaliyet gösteren 1000'den fazla uluslararası şirket, ülkenin elverişli iş ortamını açıkça ortaya koymaktadır." diye konuştu.
"DIŞ TEHDİT ALGISI YOK"
Kosta Rika’nın 77 yıl önce ordusunu kaldırdığını anımsatan Tinoco, "Son 75 yıl boyunca yaşadığımız sınır anlaşmazlıkları gibi farklılıkları da barışçıl yollarla, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde çözüme kavuşturduk. Ülkemizin, ulusal savunma güçlerine ihtiyaç duyacağı bir dış tehdit algısı bulunmamaktadır." dedi.
Tinoco, Kosta Rika’nın barışa güçlü biçimde bağlı olduğunu, ülkenin yıllık askeri bütçesinin sıfır olmasının, geniş bir orta sınıfın oluşmasına ve toplumsal barışın temellerinin güçlenmesine katkı sağladığını vurguladı.
ABD’nin Venezuela’ya olası müdahalesine ilişkin soruya ise Bakan Tinoco, şu yanıtı verdi:
"ABD hükümeti, bu operasyonların artık yalnızca uyuşturucu kaçakçılarına değil, aynı zamanda narkoterörist olarak tanımlanan gruplara karşı yürütüldüğünü ifade ediyor. Ancak Venezuela ve son olarak Kolombiya, bu durumun bir askeri saldırı ya da olası bir işgale dönüşebileceği yönündeki endişelerini dile getiriyor. Her iki tarafın görüşleri şu anda uluslararası forumlarda tartışılıyor. Kosta Rika ise her zaman olduğu gibi, tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinden yana bir tutum sergiliyor. Ülke olarak gelişmeleri dikkatle izlemeyi sürdüreceğiz."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/karayip-lerde-endise-buyuyor-latin-amerika-ulkesinden-turkiye-cikisi-270353.html
Tinoco, 2014'te iki ülkenin karşılıklı olarak büyükelçiliklerini açtığını hatırlatarak, "Türkiye’yi Asya ve Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz." ifadesini kullandı.
Taraflar arasında güvenin daha da artması ve karşılıklı anlayışın güçlenmesi için çaba göstermeye devam edeceklerini dile getiren Tinoco, amaçlarının Kosta Rika'nın ticaret ortaklarını çeşitlendirmek olduğunu belirtti.
Kosta Rika Cumhurbaşkanı Rodrigo Chaves: Türkiye benim ikinci vatanım
"TÜRKİYE'Yİ ASYA VE AVRUPA'YA AÇILAN KAPI OLARAK GÖRÜYORUZ"
Bakan Tinoco, Türkiye'nin kendileri açısından önemine vurgu yaparak, "Amacımız, dünyada daha fazla ve daha güçlü ticaret ortaklıkları kurarak, geleneksel olarak ticaret yaptığımız ülkelere bağımlılığımızı kademeli olarak azaltmaktır. Bu bağlamda Türkiye, Asya'ya açılan kapı ve Avrupa'nın son noktası olarak, tropikal ürünlerin tanıtımı, ihracatı açısından stratejik bir konuma sahip." dedi.
Karayipler ABD'nin askeri yığınağına dönüştü! Trump kararsız: Masada 3 seçenek var
Türk iş insanlarına çağrıda bulunan Tinoco, sözlerine şöyle devam etti:
"Kendi geçmiş deneyimlerime dayanarak, güven ortamının oluşturulmasının temel bir öneme sahip olduğunu söyleyebilirim. Bu ortamın sağlanmasının koşulları ise nitelikli insan kaynağı, zaman içinde değişmeyen hukukun üstünlüğü ilkesi ve kamu politikalarında istikrardır. Kosta Rika'da bu koşullar her zaman mevcuttur."
Tinoco, ülkede serbest sermaye akışı, sözleşme özgürlüğü ve etkin bir tahkim sisteminin bulunduğunu belirterek, "Anlaşmazlıklar, mahkemeye taşınmasına gerek kalmadan, ticaret odaları bünyesindeki tahkim merkezlerinde çözülebilmektedir. Ayrıca Kosta Rika'da faaliyet gösteren 1000'den fazla uluslararası şirket, ülkenin elverişli iş ortamını açıkça ortaya koymaktadır." diye konuştu.
"DIŞ TEHDİT ALGISI YOK"
Kosta Rika’nın 77 yıl önce ordusunu kaldırdığını anımsatan Tinoco, "Son 75 yıl boyunca yaşadığımız sınır anlaşmazlıkları gibi farklılıkları da barışçıl yollarla, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde çözüme kavuşturduk. Ülkemizin, ulusal savunma güçlerine ihtiyaç duyacağı bir dış tehdit algısı bulunmamaktadır." dedi.
Tinoco, Kosta Rika’nın barışa güçlü biçimde bağlı olduğunu, ülkenin yıllık askeri bütçesinin sıfır olmasının, geniş bir orta sınıfın oluşmasına ve toplumsal barışın temellerinin güçlenmesine katkı sağladığını vurguladı.
ABD’nin Venezuela’ya olası müdahalesine ilişkin soruya ise Bakan Tinoco, şu yanıtı verdi:
"ABD hükümeti, bu operasyonların artık yalnızca uyuşturucu kaçakçılarına değil, aynı zamanda narkoterörist olarak tanımlanan gruplara karşı yürütüldüğünü ifade ediyor. Ancak Venezuela ve son olarak Kolombiya, bu durumun bir askeri saldırı ya da olası bir işgale dönüşebileceği yönündeki endişelerini dile getiriyor. Her iki tarafın görüşleri şu anda uluslararası forumlarda tartışılıyor. Kosta Rika ise her zaman olduğu gibi, tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinden yana bir tutum sergiliyor. Ülke olarak gelişmeleri dikkatle izlemeyi sürdüreceğiz."
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/karayip-lerde-endise-buyuyor-latin-amerika-ulkesinden-turkiye-cikisi-270353.html
Suistimale sıfır tölerans: Esnaf kredileri artık altın ve arabaya dönüşmeyecek!
Esnaf 1 Ocak 2026’dan itibaren kullanacağı kredinin en az yüzde 33’ünün, 2027’de ise en az yüzde 67’sinin sarf edileceği harcamayı bildirmek ve fatura ile belgelendirmek zorunda olacak.
Uygulama ile kredilerin farklı amaçlar için kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.Esnaf ve sanatkârlara destek maksadıyla kullandırılan düşük faizli kredilerde suistimallerin önüne geçiliyor.Yeni yılda devreye girecek uygulama ile esnaf kredi harcamalarını belgelendirmek zorunda kalacak.
Buna göre Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi’ni kullanmak isteyen esnaf 1 Ocak 2026’dan itibaren kredinin en az yüzde 33’ünün, 2027’de ise en az yüzde 67’sinin sarf edileceği harcamayı bildirmek ve fatura ile belgelendirmek mecburiyetinde olacak.
Amacı dışında veya gerçeğe aykırı beyanlarla kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde kredi, hazine faiz desteği uygulamasından çıkılacak.
Uygulama ile kredilerin altın, araba ya da ev alımı gibi farklı amaçlarda kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
ERTELEME TALEBİ
Ancak, suistimallerin önüne geçilmesi için getirilen bu uygulama, iyi niyetli esnafı mağdur etmeye başladı.
Bu nedenle AK Parti Yozgat Milletvekili ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Abdulkadir Akgül, uygulamanın ertelenmesi için girişimde bulundu.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda da gündeme gelen esnaf kredilerine fatura zorunluluğu konusunda Akgül, “Biz bir yıldır, bu konuyu bütün Türkiye’deki esnafa denemeye kalktık, uğraştık, didindik ancak başarı sağlayamadık. Şimdi bu faturayı getirirsek yeni bir sistem geliyor. Esnaf bu faturayı bulamıyor, bulamaz ancak parayla satın alacak. Yeni bir düzen ortaya çıkacak: fatura satın alması. Biz bu fatura düzenine geçersek bu demektir ki esnafın bir tane umut kapısı olan kredi de verilmeyecek, kesinlikle bunu kimse alamayacak” dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/suistimale-sifir-tolerans-esnaf-kredileri-artik-altin-ve-arabaya-donusmeyecek-270350.html
Uygulama ile kredilerin farklı amaçlar için kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.Esnaf ve sanatkârlara destek maksadıyla kullandırılan düşük faizli kredilerde suistimallerin önüne geçiliyor.Yeni yılda devreye girecek uygulama ile esnaf kredi harcamalarını belgelendirmek zorunda kalacak.
Buna göre Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi’ni kullanmak isteyen esnaf 1 Ocak 2026’dan itibaren kredinin en az yüzde 33’ünün, 2027’de ise en az yüzde 67’sinin sarf edileceği harcamayı bildirmek ve fatura ile belgelendirmek mecburiyetinde olacak.
Amacı dışında veya gerçeğe aykırı beyanlarla kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde kredi, hazine faiz desteği uygulamasından çıkılacak.
Uygulama ile kredilerin altın, araba ya da ev alımı gibi farklı amaçlarda kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
ERTELEME TALEBİ
Ancak, suistimallerin önüne geçilmesi için getirilen bu uygulama, iyi niyetli esnafı mağdur etmeye başladı.
Bu nedenle AK Parti Yozgat Milletvekili ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Abdulkadir Akgül, uygulamanın ertelenmesi için girişimde bulundu.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda da gündeme gelen esnaf kredilerine fatura zorunluluğu konusunda Akgül, “Biz bir yıldır, bu konuyu bütün Türkiye’deki esnafa denemeye kalktık, uğraştık, didindik ancak başarı sağlayamadık. Şimdi bu faturayı getirirsek yeni bir sistem geliyor. Esnaf bu faturayı bulamıyor, bulamaz ancak parayla satın alacak. Yeni bir düzen ortaya çıkacak: fatura satın alması. Biz bu fatura düzenine geçersek bu demektir ki esnafın bir tane umut kapısı olan kredi de verilmeyecek, kesinlikle bunu kimse alamayacak” dedi.
Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR
#haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
https://www.eshahaber.com.tr/haber/suistimale-sifir-tolerans-esnaf-kredileri-artik-altin-ve-arabaya-donusmeyecek-270350.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Elazığ, Turizm Markası Oluyor.
BAŞKAN ŞERİFOĞULLARI İLE ELAZIĞ, TURİZMDE MARKA ŞEHİR OLMA YOLUNDA 15-22 Nisan Turizm Haftası’nda Elazığ, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Ş...



























